SENDİKALAR VE EMEKÇİ EYLEMLERİNİN GERÇEK ANLAMI

Bugün, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)’in 43. kuruluş yıldönümü. DİSK’i ve ülkemiz emekçilerini kutlarım.
***
Bizim Ali Erten, son Tekel ve Devlet Demiryolları emekçilerinin eylemleri hakkında Ülker’le konuşmuş ve, “Son emekçi eylemlerinin en önemli sonucu, AKP iktidarının emekçiler hakkında ne düşündüğünü ve demokrasi anlayışının ne olduğunu ortaya çıkarmasıdır. Bu eylemler çoğaldıkça AKP iktidarının emekçi ve emek düşmanı gerçek yüzü ortaya çıkacak ve bu gerçek yüzün göreceği tepki seçim sandıklarına yansıyacak” demiş.
Sol militanlığından hiçbir şey yitirmemiş olan Ali’nin bu saptamaları çok doğru !
***
Kendisi bir ideoloji tarafından özenle inşa edilmiş olan Başbakan Erdoğan, tekel emekçilerinin eylemini ideolojik olmakla suçluyor. Ama hiç kimse bu suçlanan ideolojinin ne anlama geldiğini sormuyor kendisine. Sorun bakalım, ideoloji ne anlama geliyormuş, biz de öğrenelim.
Efendim izin verirseniz ideolojinin ne anlama geldiğini herkesin anlayacağı bir cümle ile tanımlayacağım : Dünyanın nasıl olması gerektiği konusunda ileri sürülen düşünceye ideoloji denir ! (Prof. André Lefevere, [1945-1996] Texas Üniversitesi)
Burjuva sınıfının bir ideolojisi vardır, işçi sınıfının kendine özgü bir ideolojisi vardır. Jean-Paul Sartre daha 1945 yılında bir işçinin kendini bir burjuva gibi hissedemeyeceğini, böyle bir şeye hakkı olmadığını söylüyordu.
Elbette sıradan bir burjuva da kendini bir işçi gibi hissedemez. Ancak kimi burjuva entelektüeli işçi sınıfı ile ideolojik kardeşlik kurup onunla dayanışma yapabilir.
***
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Tekel işçilerinin eylemine ilişkin olarak ne diyor bakın : “Hak arama mücadelesi hükümete karşı komploya dönüşmüştür. Siyasi istikrarı bozmaya yönelik eyleme dönüşmüştür” (Hürriyet, 5 Şubat 2010). Bakan’a göre eylemciler kendi çıkarlarını düşünüyormuş. Bakan haklıdır ! İşçi sınıfı ancak böyle yapar ! Yapmalıdır !
12 Eylül darbesinden sonra bir patron “Şimdiye kadar işçiler gülüyordu, artık biz güleceğiz” diyordu. Gerçekten de patronun dediği oldu ve işçi sınıfının anası ağladı. Bunun böyle olması için DİSK mahkemeye verildi, mallarına el konuldu. İşçi eylemleri sıkıya alındı ve anarşik eylem sayıldı. Sendika konfederasyonlarının üye sayısı azaldıkça azaldı.
Uzlaşma masasında işçi sınıfının bulunmadığı bir Anayasa anayasa değildir, demokrasi de demokrasi değildir. Gerçek sendikalar 12 Eylül tarafından iğdiş edildiği için Anadolu işçi sınıfı tarikatların buyruğu altına girdi. Aslına bakarsanız, 12 Eylül’ün en önemli amaçlarından biri, siyasal solu ezmek ve işçi sınıfını depolitize etmekti. Bu nedenle iğdişleştirme operasyonu yapıldı. Tarikatçı işçiler de yakında gerçeği görüp yuvalarına sığınacaktır.
***
30 yıl süren komadan ve bitkisel hayattan uyandı işçi sınıfı. Ve hasta yatağında şöyle bir doğruldu. Bu bile iktidar çevrelerini şallak-mallak etmeye yetti. Hiç kuşkunuz olmasın TÜRK-İŞ de, DİSK de, öteki sendika ve konfederasyonlar da silkinip kendilerine gelecekler. İşçi sınıfı bireyleri ve örgütleri kendilerini gerçek bir işçi gibi hissedecektir. Bu tahminim doğru çıkarsa sendikalar güçlenecek ve politik sahnede kendilerine uygun rolü oynamaya başlayacaktır. İşçi sınıfının katkısı olmadan demokrasi kuşu tavuklaşır, kazlaşır.