SERBEST CUMHURİYET FIRKASI İÇİN AĞIT

“Fethi Bey bir aralık Atatürk’ün kaydı hayat şartıyla cumhurbaşkanlığını temin etmeyi düşünmüştü. Atatürk bunu kabul etmedi.” (İsmet İnönü, Hatıralar, Bilgi Yay.S.489)
Serbest Cumhuriyet Fırkası lideri, liberal demokrat Fethi Okyar, diktatör görünümlü Mustafa Kemal’e ömür boyu cumhurbaşkanlığı öneriyor. 1930’ların liberal demokratı demek ki böyle oluyormuş. Serbest Cumhuriyet Fırkası da Cumhuriyet’in ilk on yılının fos efsanelerinden biridir. SCF konusunda, bu bağlamda donanımı bulunmayanlara iki kitap salık vereceğim: Cem Eremce, “99 Günlük Muhalefet, Serbest Cumhuriyet Fırkası” (İletişim Yayınları), Osman Okyar-Mehmet Seyitdanlıoğlu, “Atatürk, Okyar ve Çok Partili Türkiye (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.)
Atatürk, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı en yakın arkadaşlarından Ali Fethi Okyar’a kurdurdu (12 ağustos 1930). Parti kendini 17 Kasım 1930 tarihinde feshetti. Fethi Okyar’ın oğlu Osman Okyar’ın kitabı son derece objektif ve onurlu bir kitap. Özellikle de SCF’nıın kuruluş ve feshini yorumlayanları yorumlarken. Örneğin, Gazi’nin, kendisine karşı olanları meydana çıkartmak için bu partiyi kurdurduğunu ileri süren Mete Tuncay’ın görüşlerinin uydurukluğunu göstermesi gibi (S.168-170).
***
Atatürk’ün bu partiyi tepeden kurdurduğu inkar edilemez. 1924 Anayasasına göre parti kurmak serbest olduğu halde bir muhalefet partisinin olmaması, Cumhuriyet Halk Fırkası (Partisi) hükümetini TBMM’de ciddi denetimden kurtarıyordu. Atatürk, İnönü hükümetinin Meclis’te ve Meclis dışında eleştirilmesini ve denetlenmesini istiyordu. Fethi Bey de parti kurmayı ülkenin demokratikleşmesine katkıda bulunmak için kabul etmişti.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Geleneksel Cumhuriyet karşıtları, İslamcılar ve halifeciler partiye doluştular ve parti şemsiyesi altında toplanan muhalif kitle partiyi öngörülmeyen bir yola sokmak istedi.. Böylece SCF, rejim düşmanlarının arı kovanı haline geldi. Durumu gören Fethi Bey partisini kapatmak zorunda kaldı.
***
Günümüzde Cumhuriyet’le bir sorunu olanların toteme çevirdikleri SCF’nın liberal programının şimdiye kadar ciddi bir eleştirisi yapılmamıştı. İlk ciddi eleştiriyi, Cem Emremce’nin “Dünya Krizi ve Türkiye’de Toplumsal Muhalefet: Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930)” başlıklı makalesinde okudum. İletişim Yayınevinin yayınladığı “Liberalizm” adlı kitapta yayınlanan makale benim de düşüncelerimi yansıtmakta:
“İlk bakışta şaşırtıcı olan, yeni partinin programının dünya liberal sistemi ölüm döşeğinde olmasına rağmen ağırlıkla serbest ticaretci olmasıydı. / SCF programı devletin ekonomik hayata müdahalesi yerine tarihi kapitalist gelişme modeline bakarak, bireyin ve piyasanın önde olduğu serbest ticaret modelini savunuyordu.” (S.214)
Ama ortada ne pilav yapacak aşçı, ne yağ ne de pirinç vardı. Bir mucizeyle pilav yapılsa bunu alacak müşteri de yoktu.
Cumhuriyet’in bu çıkmazı iyi-kötü nasıl aştığını Bilsay Kuruç’un “Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi” (Bilgi Yayınevi) ile Korkut Boratav’ın “Türkiye İktisat Tarihi, 1908-2002” (İmge Kitabevi) adlı kitaplarında (S.19-79) okuyabilirsiniz.