SEVDİĞİM ŞAİRLERİN ÜLKESİ BULGARİSTAN

1978-1988 arasında Bulgaristan çok sık gittim. Bazen yılda iki-üç kez. Narodna Kultura Yayınevi “Na Pissano Vırhu Vodata” (Suyun Üzerine Yazılıdır) adlı bir şiir kitabımı yayınlamıştı 1982 yılında. Kitap birkaç günde tükenmişti. Dergilerde en çok şiirleri yayınlanan yabancı şairlerden biri bendim. 1988’den sonra birkaç kez davet edilmeme karşın Bulgaristan’a gidemedim.
***
Bulgaristan’ın Avrupa Birliği’ne girmesine sevindiğimi gizlememe bir neden yok. Sevindim. Peki hakkı mıydı, eksikleri yok muydu, Bulgaristan AB’ye girdiğine göre Türkiye’nin çoktan girmesi gerekmez miydi ? Bu soruların yanıtları Avrupa Birliği’nde.
Ancak bir gazetede yayınlanan yeni Avrupa Birliği’nin doğu sınırına baktım: Estonya, Lettonya ve Lituanya, ardından Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Romanya ve Bulgaristan… Rusya ile Batı Avrupa arasında bir tampon bölge. Bu tampon bölge bundan yirmi yıl önce Sovyet bloğuna aitti. Şimdi Avrupa Birliği’nin içinde.
Soruları yanıtlarken bu basit ama temel gerçekliği kesinlikle unutmamak gerekiyor.
Ben, Bulgaristan’ın Avrupa Birliği’ne girmesiyle Diyarbakır Sur ilçesindeki “Çok dilli belediyecilik” soytarılığını birlikte değerlendirmek istiyorum. Sur belediyesinin eyleminin ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Taa Anadilde Öğretim saptırmalarının başladığı yıllardan bu yana biliyorum. Herkesi nasıl uyardığım anımsanmalı.
***
Bulgar dostlarıma bir soru listesi gönderdim. Soruların yanıtlarını aşağıda bulacaksınız:
1.Bulgaristan’da Türkçe de aralarında olmak üzere ikinci bir resmi dil yoktur.
2.İlk, orta ve yüksek öğretim Bulgarcadır.
3.Okullarda Türkçe seçmeli derstir. Tabii okulda öğretmen varsa.
4.Okullarda Türkçe dilbilgisi öğretiliyor. Kitaplar kötü. Türk edebiyatı öğretilmiyor.
5.Hafta içi her gün saat 17’de televizyonda Türkçe haber okunuyor.
6.Sofya Üniversite’sinde Türkoloji bölümü var. Sofya’nın öğretim üyeleri Türk dili ve edebiyatı öğretimi için Şumnu’ya da gidiyor.
7.Kırcalı’da Türkçe öğretmenliği düzeyinde eğitim yapılıyor.
**
Sorularıma aldığım yanıtlar bunlar. Bulgaristan nüfusunun yüzde 10’u Türk kökenli. 700 bin ile 1 milyon arasında. Siz Kürkçü esnafının Kürt nüfusuna durmadan zam yapıp 25 milyona çıkardıklarına bakmayın, ABD kaynaklarına göre Türkiye nüfusunun yüzde 10’u Kürt asıllı. Yani 7 küsur milyon. Bu nedenle Bulgaristan’daki Türklere verilen demokratik AB haklarının neler olduğunu öğretmek gerekiyor. Çünkü çok iyi bir örnek. Örneğin Sur belediyesinin yaptıklarını Bulgaristan’da bir Türk belediye yapabiliyor mu ?
Avrupa Birliği’nin kuyruğu Türkiye’nin elinde, ama AKP hükümeti bakalım bunu kullanabilecek mi ? (Devamı yarın)