ŞİİRİMİZİN VİCDAN MUHASEBESİ : NE VAR NE YOK

 

METİN CENGİZMETİN CENGİZ 

 

 METİN CENGİZ – ŞİİRİMİZİN VİCDAN MUHASEBESİ: NE VAR NE YOK                                                                                                                             

Edebi eleştiri neyin nasıl yazıldığıyla ilgilenir, bu eleştiride temel bir kuraldır; eğer bir eleştiri bu kurala uymuyorsa, yazılan metin eleştiri başlığı altında, hangi alt başlık denenirse denensin asla yer alamaz. Şiirde eleştiri ise şiirin nasıl ve hangi yollarla inşa edildiği, şiirsel anlamın nasıl ve hangi yollarla (sadece tekniklerle değil) elde edildiği ile ilgilenir; yani şiiri oluşturan sessel birimlerin oluşturduğu ses değerleri, ritim, imge örgüsü, yapı (matris/kalıp) ile oluşan şiirsel anlamı inceler, insani açıdan önemini vurgular, alanında varsa getirdiği yeniliklerden söz eder. Bütün bunlar şiirbilimi varsayar, totoloji ile olacak iş değildir. Ülkemiz söz konusu olunca ağırlıklı olarak geçerli olan bütün gelişmelere karşın, halen ne yazık ki şiirbilim dışında her şeydir, protest sözlerdir (aşk anayasaya karşıdır, şiir muhaliftir…), karakuşi bilgilerdir, ama asla çağdaş şiir çözümleme yöntemleri (Marksist eleştiri, yapısalcılık, yapısöküm, göstergebilim vb..) değildir. Kuram ise eleştiriyi besler, onun altını doldurmasını sağlar, kuramsız bir eleştiri kurusıkı av tüfeğiyle ava gitmeye benzer.

Şiir bilgisi ülkemizde 1980’li yılların ikinci yarılarına değin geleneksel, öznel duygu ve düşüncelerle yapılır, çağdaş eleştirmen ve kuramcılardan cımbızla çekilen sözlerle bunlar soslanır, okuyucuya sunulurdu. Yukarıda adını verdiğimiz okuma/çözümleme/eleştiri yöntemleri aynı yıllarda orasından burasından tutularak anlaşılmaya çalışılıyor, şiir neliği bakımından bu eleştiri yöntemlerinin altını çizdiği bir özellikle tanımlanmaya çalışılıyordu (örneğin şiirin yalnızca bir dil meselesi olduğu gibi). 1950-1960 arasında çağdaş anlayışla bir eleştiri kuramı oluşturmaya çalışan Hüseyin Cöntürk ile daha sonraki yıllarda yazan, ancak genç yaşta alçakça katledilen Bedrettin Cömert (11 Temmuz 1978)’in attığı tohumlar bu ortamda ürün vermeden 1980’e girilmişti. 1980 yılları daha gelişmiş bir edebiyat eleştirisi ortamı ve şiir bilinci oluşturulmaya çalışıldığı yıllardı da kuşkusuz. Bu bir süreç sonunda gelinen yerdi ve bu süreci oluşturan çalışmalardan bazılarını şöyle bir sıralarsak: şiir manifestoları ve çevresinde dönen tartışmalar;  Cemal Süreya, Enis Batur (Şiir ve İdeoloji, 1979) gibi şair ve yazarların şiir üzerine yazıları,  Berna Moran’ın Edebiyat Kuramları ve Eleştiri (1. baskı 1983); Aziz Çalışlar’ın önemli çalışmaları (Günümüzde Kültür ve Estetik, 1983;Gerçekçilik Estetiği,1986); Selahattin Hilav’ın daha sonra kitaplaşacak yazıları (Edebiyat Yazıları, 1993), Hilmi Yavuz’un Roman Kavramı ve Türk Romanı (1977); Tahsin Yücel’in Yapısalcılık; Ahmet Oktay’ın Yazın, İletişim, İdeoloji (1982); çeviriler (Selahattin Hilav, Gerçeküstücülük, 1962), diğer çeviri çalışmaları (bir iki örnek: Sanat ve Toplumsal Hayat, Plehanov, çev. Selim Mimoğlu; 1962; Sanat ve Edebiyat Üzerine Friedrich EngelsKarl Marx, çev. Murat Belge,1971; Edebiyat ve Devrim, Leon Troçki, çev. Hüsen Portakal, 1. baskı 1976; Avrupa Gerçekçiliği, George Lukacs, çev. Mehmet H. Doğan; Estetik 1, çev. Ahmet Cemal, 1978; Gerçekçiliğin Tarihi, Boris Suçkov, çev. Aziz Çalışlar, 1982; Estetik, Avner Ziss, çev. Yakup Şahan, 1984; … ), Adnan Benk’in ölümü sonrası kitaplaşacak kimi yazıları ve özellikle de 1982-1985 yılları arasında çıkardığı Çağdaş Eleştiri dergisi mutlaka anmaya değer. Ve elbette Memet Faut, Asım Bezirci, Fethi Naci, Mehmet H. Doğan ve Doğan Hızlan, eleştiri yazıları ile bu ortama katkıda bulunan diğer önemli isimlerdi.  Dergilerde konuyla ilgili yapılan değerli çalışmalar, konuyla ilgili diğer telif ve çeviri çalışmalarını da anmak gerekir.

Ancak eleştiri bilincinin serpilip gelişmesine katkı sağlayan bütün bu önemli çalışmalar daha çok genel edebiyat eleştirisi üstüneydi ve şiir eleştirisinde ne yapılıyorsa kuramsız, yöntemsiz, el yordamıyla  yapılıyordu, şiir üstüne bugün bile yaygın olan birçok motto söz (şiir muhaliftir, şiirde anlam olmaz, şiir geldi kelimeye dayandı…) ortada dolaşıyordu ve işte bu yıllarda Özdemir İnce’nin yalnızca şiir konusuna odaklanmış, şiirin neliğine ilişkin dizi yazıları görüldü Varlık’ta. Ve ardı geldi. Dergilerde şiir üzerine soruşturmalarda bu kazanımlar hesaba alınmaya başlandı ve günümüz şiir bilgisinin temelleri atılmış oldu. Doğan Hızlan bu yıllarda edebiyat ve şiir üstüne deneme yazılarını daha bir sıklaştırdı (Kitaplar Kitabı, 1996), Memet Fuat şiir hakkındaki yazılarını ders notları -deneme arası bir kıvamda yazacaktı (Biçemden Biçeme, 1999; Yaşlı Bir Şaire Mektuplar, 1999).

 

DESTEK YAYINLARI
DESTEK YAYINLARI

Özdemir İnce’nin şiir konusunda o yıllarda önce dergilerde çıkan, sonra kitaplaşan yazıları, “bana göre”, “bence” diye başlayan, karakuşi, laf ebeliğine dayanan, şiir ortamında genel eğilimi gösteren geçerli anlayışlara doğrudan bir saldırıydı ve şiirin neliği, ülkemiz şiir bilinci konusunda çıta atlatan yazılardı. Hepsi de Şiir ve Gerçeklik ( 1. baskı 1985, Broy Yayınları)’te yer alan, beş bölümlük  “İmge ve Serüvenleri”, “Şiirsel Gerçek ve Boyutları”, “Dil ve Anlam”, “Gelenek Üzerine”, “Yapısalcılık Karşısında Zorunlu Alan Savunması”, “Georgy Lukacs’ın Adını Anarak Ya da Eleştiri Özgürlüğü”, şiirin neliği konusunda yıllarca yapılan tartışmalara bir cevaptı ve şiir eleştirisinin nasıl yapılması gerektiği konusunda yol gösterici temel yazılardı. Şiir ve Gerçeklik’i şiir konusunda bilinmesi gereken temel teorik konuları işleyen diğer kitapları izledi: Tabula Rasa (3. baskı, İmge Yayınları, 2013), Yazınsal Söylem Üzerine (3. baskı, İmge Yayınları 2013) ve Şiirde Devrim (2. baskı 2008, Türkiye İş Bankası Yayınları). Bu kitaplar üniversitelerin edebiyat bölümlerinde ders olarak okutulması, şiire başlayan her gencin incelemesi gereken, şiir ortamını oluşturan şair ve entelektüeller tarafından tartışılıp yerlerine oturtulması zorunlu kitaplar olduğu halde bu dediklerimizin hiç biri olmadı.

İşte Edebiyattan Politikaya Ne Var Ne Yok, şiir hakkında yukarıdaki kitapları yazmış bir şair ve entelektüelin politik ortamda içine yuvarlanılan cehalete benzer bu tahammül edilemez duruma “bakın, ben bunları yazdım ama siz halen sığ sularda kulaç atmaya devam ediyorsunuz” biçiminde bir itirazıdır. Yani, 1980’li yıllardan bugüne, yukarıdaki kitaplarda tartışılmış, çözülmüş birçok konuda  şiir ortamında süreduran efsanelere; İslamcı şair, İkinci Yeni, İlhan Berk, Ece Ayhan, Cemal Süreya, Necip Fazıl Kısakürek, Dağlarca, Nâzım, Yahya Kemal; dil, anlam, imge, eleştiri gibi konularda içeriği boş slogan sözlerin ortalıkta genel geçermiş gibi halen kabul görmesine, cumhuriyet, demokrasi, merkez sağ, İslamcılık gibi konulardaki çağ dışı ve sığ değerlendirmelere ve daha birçok konuda kimi zaman alaycı, kimi zaman sert bir tonda, itiraz yazılarından oluşuyor. Her sayfada halen şiir ortamında genel geçer olan kimi konularda kılıç gibi keskin yargılarını gerekçeleriyle veriyor, daha ilk sayfalarda şu değerlendirmeler bizi düşünmeye çağırıyor: “Tek tanrılı monoteist) dinler çoğulcu özgürlüğü kabul etmezler.

İslamcı Müslüman şair ve yazarlar kör, sağır ve dilsizdirler. Beş duyularını kullanmazlar. Hiçbir derinlikleri olmadığı gibi, serbest dalma denemesi yapacak dalgıç da değildirler.”, “Laik ve ladini olmadan da (şair) olunmaz.”, “Divan Şiiri’nde bu anlamda gerçek bir şair yoktur.” (s. 22) Bu değerlendirmeler kitabın ilk sayfalarından; şiirin özgür bir iradenin ürünü olduğu konusu kısaca izah ediliyor, İkinci Yeni hakkında incelemeler gerektiren değerlendirmeler yapıyor Özdemir İnce. Her yazıda üstünde düşünülmesi, tartışılması gereken zihin açıcı saptamalar.

Kitabı itiraz olarak nitelendirdim, dili de polemikten besleniyor böyle olunca. Rahat okunuyor bu yüzden, en zor konuların bile konuşma havasında anlatılması, bu sadelik ve açıklık okumayı kolaylaştırırken okuyucuyu şiir üstüne başka kitaplara gönderiyor, elbette başta da yazarın kendi kitaplarına. Daha önce yazılmış kitaplarından alınmayan dersleri bize anımsatıyor, ülkemiz aydınının çok bilmişlikten kaynaklanan umursamaz tavrını bir kez daha gözler önüne seriyor.             Polemik yazılarından birini örnek vermek istiyorum: “Mallarmé+Valéry+Vesaire” bu konuda uyarıcı bir polemik yazısı. Mehmet Rifat’ın Varlık dergisinin Kasım 2009 tarihli sayısında “Bakış Açısı: Mallarmé, Degas, Valery” yazısını konu ediniyor. Cemal Süreya’nın “şiir geldi kelimeye dayandı” savsözüyle, bu savsözün kaynağı sayılan, Mallarmé’nin  “Şiir düşünceyle değil sözcüklerle yazılır” sözünü masaya tekrar yatırıyor zira Mehmet Rifat’ın yazısı da bu konu üstüne. Bu yazıda ülkemizde Mallarmé’nin sözünü, bu söz üzerine anlaşılır bir açıklama yapmadan kullanan yazarların bir dökümünü veriyor ancak sözün ne anlama geldiği konusunda kendisi de bir açıklama yapmıyor Mehmet Rifat ve yazının sonunda açıklamayı şairlere bırakıyor. Oysa Özdemir İnce birkaç defa aynı konuyu işlediği birçok yazısında meseleyi açıklığa kavuşturmuştur: şiir düşünceyle yazılmaz ama şiir kendi düşüncesini üretir. Yani İlhan Berk’in herkese tavsiye ettiği gibi “anlamsız şiir” savsözünün, bu savsözlerin sonucu söylenmiş içi boş bir motto olduğunu; şiirsel anlamla gidimli dilin anlamının karıştırıldığını, dolayısıyla genç şaire ve Türk şiirine yapılacak en büyük kötülüğün yapıldığını uzun uzun anlatıyor Özdemir İnce. Böyle bir tartışma Özdemir İnce’nin alaycı diliyle akıcı bir biçimde, biraz da ders verircesine, parmağını birilerine sallayarak yazılmış. Zevkle okunacak yazılar. Özdemir İnce tartışmayı elbette burada bırakmıyor, yanlış anlaşılan yapı ve anlam konusuna doğru genişleterek Cemal Süreya’nın nasıl yanlış anlaşıldığını da gösteriyor. Ve bugün varılan yerde gerçekten dergilerde dolaşan, nesnel bir dünya yaratmaktan yoksun, bir anlam, bir hakikat (hakikatimsi) üretmeyen “anlamsız” şiirlerin kaynağını gösteriyor.

NE VAR NE YOK (Arka Kapak)

Yazıların bir özelliği de konunun konuyu açması ve Özdemir İnce’nin bu konular arasında ustaca dolaşması. Anlamdı, sözcüktü, sözcüğün düşünmesiydi derken konu İlhan Berk’e, Ece Ayhan’a, Yahya Kemal’e, Kısakürek’e değin uzuyor. Şairlerin adı etrafında yaratılan efsanelerden tutun da şiirimizin modernleşirken bilgisizlikten dolayı çekilen güçlüklere değin zevkli okuma anları Edebiyattan Politikaya Ne Var Ne Yok’ta okuyucuyu bekliyor. Bence genç yaşlı, şairlerin bu kitabı ellerinden bırakmamaları lazım. Zira kitapta günümüz edebiyatında hemen hemen tartışılan her konuda tartışıyor, entelektüel bir vicdan muhasebesi tutuyor Özdemir İnce.

(Aydınlık Kitap, 4 Nisan 2014 Cuma)

Metin Cengiz

Şair, yazar. Göle (Ardahan, 3 Mayıs 1953,) doğumlu. İlk ve Ortaokul öğrenimini  Göle’de, Lise öğrenimini Kars’ta tamamladı (1970) Erzurum Atatürk Üniversitesi Temel Bilimler ve Yabancı Diller Yüksek Okulu Fransızca Bölümü (1977) ilee Marmara Üniversitesi Fransızca Bölümünü bitirdi (1987). Türkiye’de çıkan hemen her dergide şiir ve yazı yayımladı. Şarkılar Kitabı ile 1996 yılı Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü; Sonsuzluk Çiseler Durgun Sularda (Toplu Şiirler 1) ve Dünyaya Katkımız Bir Ebru Vurgusu (Toplu şiirler 2) ile 2010 Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’nü ve bütün yapıtlarıyla Romanya’da Yazarlar Birliği ile Targu Jiu Kent Konseyi ve Kültür Merkezi tarafından verilen Uluslararası Tudor Arghezi  şiir ödülünü aldı. Türkiye Yazarlar Sendikası, Türk PEN, Edebiyatçılar Derneği üyesidir. 2005’te arkadaşlarıyla Şiirden Yayıncılık’ı kurdu. 2010’da (Eylül) Şiir’den dergisini yayımlamaya başladı.

Şiirleri Fransızca, İngilizce, Almanca, İspanyolca, İtalyanca, Boşnakça, Rusça,  Romence, Makedonca, Bulgarca, Arapça, İbranice,  Sırpça, Yunanca, Hintçe, Azerice ve Kürtçe gibi birçok dile çevrildi. Şiirlerinden seçmeler, Apres le tempête et autres poèmes adıyla Fransızca bir kitabı yayınlandı (2006, Harmattan/Paris). Yine şiirlerinden seçmeler Poemas Escogidos/ Seçme Şiirler adıyla yayımlandı (2013, Liber Flactory/Madrid). Levant dergisinde sekiz şiiri Türkçeleriyle birlikte yayımlandı (2009, Montpellier). Editörlüğünü yaptığı Çağdaş 17 Türk Şairi adlı antoloji Harmattan Yayınları arasında çıktı (2009, Paris), Jaime B. Rosa ile hazırladığı Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi ise İspanya’da yayımlandı (2013); ülkemizi tanıtmak için birçok ülkeyle karşılıklı şiir antolojileri düzenlemektedir (Romanya, Sırbistan, Makedonya, İtalya, İsrail, Filistin). Sekiz şiiri Convorbiri Literare’da (Romanya, Temmuz 2011) ve sekiz şiiri de Poesia’da (Romanya, 2011) yayımlandı. Seçme şiirleri Sırbistan ve Arnavutluk’da yayımlanmak üzeredir. Europe dergisinde “İstanbullu Yazarlar” adıyla hazırlanan dosyada şiirleri yayımlandı (no:1019, Mart 2014)

Türkiye’yi “Konuk Ülke” olduğu Frankfurt (2010) ve Paris’te Türk Mevsimi (2011) Kitap Fuarlarında temsil eden yazar ve şairler arasında yer aldı.

ESERLERİ:

phpThumb_generated_thumbnail

Şiir: Bir Tufan Sonrası (1988), Büyük Sevişme (1989), Zehirinde Açan Zambak (1991), İpek’A (1993), Şarkılar Kitabı (1995), Gençlik Çağı (1998), Aşk İlahileri&Günümüze Hüzzamlar (2006), Özgürlük Şiirleri (2008), Sonsuzluk Çiseler Büyük Sularda (Toplu Şiirler 1, 2008), Dünyaya Katkımız Ebru Vurgusu (Toplu Şiirler 2, 2010, Hayat ve Şiir ile Hayat ve Rastlantılar İlk defa), İmgeler Benim Yurdum (2011), Yeryüzü Halleri (2013)

METİN CENGİZ -02

Deneme-Eleştiri-İnceleme: Şiirin Gücü (2. Basım, 2006), 1923-1953 Toplumcu Gerçekçi Şiir (2000), Modernleşme ve Modern Türk Şiiri (2. Basım, 2011), Şiir, Din ve Cinsellik (2005), Nâzım’dan 70’li Yıllara Türk Şiirine Eleştirel Bir Bakış (2005),  Şiir, İmge, Biçim, Biçem-Şi-irin Teorik Sorunları (2005), Şiir, Dil, Şiir Dili, Şiirsel Anlam (2005), Küreselleşme, Post-modernizm ve Edebiyat (2007). İmge Nedir (2009), Kültür ve Şiir (2010), Felsefe ve Şiir (2010), La Paix (Şiir ve Hayata Dair Denemeler, 2011), Platon ve Aristoteles’te Şiir Düşüncesi (2012), Cemal Süreya, İkinci yeni Bilincinin Kurucu Gücü (2012), Şiir Nasıl Yazılır (2013).

Röportaj: Hayat, Edebiyat, Siyaset-Ahmet Oktay ile Dünden Bugünden (2004).

Çeviri: Max Jacob / Sahici Mucizeler (derleyen: Ülkü Tamer; 1991), Aimé Cesaire/ Seçme Şiirler  (Eray Canberk ile, 1999, ikinci baskı 2001), Pablo Neruda /Aşk Soneleri (1991), Pablo Neruda (Ateşten Kılıç, 1991), Eugene Guillevic /Seçme Şiirler (1993), Jacques Prevert /Seçme Şiirler (Eray Canberk ile 1994), Jules Laforgue /Sevdalılar (1991), Venus Khoury Ghata/Gölgeler ve Çığlıklar (1996), Baudelaire’den Günümüze Modern Fransız Şiiri (Çev. ve haz., 2000), Batmış Güneşler Üstünde Günümüz Fransız Şiirinden Seçmeler  (2005), Naim Araidi/Acıklı Şeyler İçin Bayram (2010), Gerard Augustin/Seçme Şiirler (Eray Canberk, Başak Aydınalp, Müesser Yeniay ile, 2011), Michel Cassir/Kişisel Antoloji (Eray Canberk, Müesser Yeniay ile, 2011), Tahar Bekri/Sabırsız Düşler (Medine Sivri ile, 2012), Çağdaş İspanyol Şiiri Antolojisi (Müesser Yeniay ile, 2013), Deniz Şiirleri (Jaime B. Rosa, 2014).