SİVAS !.. SİVAS !…

Bugün Sivas katliamı üzerine gazetelerde elbette yazılar yayınlanacak. Kimi yazarlar katliamı kınayacaklar, kimileri de bilge kılığına girip bu türden katliamları unutmamız gerektiğini öne sürecekler. Sivaslı esnaf 1993 yılından bu yana işlerinin kesat gittiğinden yakınacak. Onlar da “Bütün Sivas”ın bu işte bir suçu olmadığını söyleyecek.
Önce Sivas katliamını anımsayalım: 1993 yılı 2 Temmuz günü, Sivas’a Pir Sultan Şenliklerine giden 37 sanatçı ve aydınımız İslamcı fanatikler tarafından yakılarak öldürülmüştü. Bu katliam bence spontane değildi, önceden tasarlanarak yapılmıştı.
***
Bütün suçlular yakalandı mı, yakalananlar adil yargılandı mı, mahkum olanlardan kaçı şu anda hapishanede ? Gönül ve zihin rahatlığıyla yanıtlayamayacağımız sorular. Anımsıyorum: Aralarından Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak isteyenler de çıkmıştı.
Mahkemeye çıkartılanların bir bölümü Refah Partili idi, ama tamamı İslamcı idi. O tarihte bu katliamın bir şeriatçı başkaldırı denemesi olduğunu yazmıştım. Bu konuda yazdıklarımı Doğan Kitap tarafından yayınlanan “Yazmasam Olmazdı” (Ss. 157 ve 162) ve “Mahşerin Üç Kitabı” (Ss.349 ve 368) adlı kitaplarımda okuyabilirsiniz.
***
Bu dört yazıda, Sivas katliamının sorumlularını sayıyordum: Şeriatçılar, Sivas halkı, Sivas’taki bütün güvenlik ve kolluk kuvvetleri, itfaiye, Belediye Başkanı, Vali ve Hükümet.
9 Temmuz 1993 tarihli, “Sivas’tan Sonra” (Yazmasam Olmazdı, S.157) başlıklı yazımdan aktarıyorum:
“Devlet”, hakem olması gerekirken yan tutarsa suç işlemiştir, “devlet” devletliğini kanıtlamak gerektiği zaman bunu yapmıyorsa suç işlemiştir, “devlet” suç işlemişse devlet olma niteliğini yitirmiştir ve bir kez daha suç işlemiştir. Çünkü devletin devlet olma niteliğini yitirmesi onun işleyebileceği en büyük suçlardan biridir. Böyle bir durumda “devlet” yargılanır.
Yazımda devletin bir “Nurünberg Mahkemesi”nde yargılanmasını öneriyordum.
***
Kenan Evren Sivas katliamıyla ilgili olarak düşüncelerini açıklıyordu: “Gereksiz bir konuşma sonunda çıkan olay, solcularla dinciler arasındaki çekişmeye dönüşüyor. Bunu önlemek lazım. İnsan dinsiz olabilir. Ama bunu ilan etmenin gereği yok.”
Dönemin başbakanı Tansu Çiller konuşuyor: “Otelin etrafını saran vatandaşlarımıza bir şey olmamıştır.”
Zamanın ANAP lideri Mesut Yılmaz: “Bu futbol maçında bile çıkabilecek bir olaydır.”
***
Başta Başbakan Erdoğan ve TBMM Başkanı Arınç olmak üzere günümüz politikacılarına Sivas katliamı sorulsaydı bunlardan farklı yanıt alır mıydık?
Bu nedenle Sivas’ı kesinlikle unutmamalıyız, Katliamı hiç unutmamak için Sivas halkından bir özür anıtı dikmesini istemeliyiz. Sivas halkı göz yummasaydı, insanlık görevini yapsaydı bu facia yaşanmazdı.
Sivas’ı unutmayalım. Dünya nasıl “Yahudi Soykırımı”nı unutmuyorsa, biz de Sivas katliamını unutmayalım. Elbette intikam almak için değil. Sadece katillere cinayetlerini, sorumlulara da günahlarını anımsatmak için. “37 Ölümsüz”e olan sevgi ve saygımız Sivas’ı unutmamamızı gerekli kılıyor.