SİYASETNAME VE ZORBANIN İŞLERİ

TOPLU ŞİİRLER 2
TOPLU ŞİİRLER 2 – SUSAN DENİZİN SESİYLE (KIRMIZI YAYINLARI, 2010)

 

Siyasetname; siyasette, devlet yönetimiyle ilgili eser, demektir. Bu arada, siyaset kelimesini, suçluyu şeriat hükümlerine göre cezalandırmak, anlamıyla ilgili olarak, suçluya uygulanacak cezalardan bahseden eser de, Siyasetname adını taşır.

Bizde en ünlü Siyasetname’yi Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk yazmıştı. Makiyavelli’nin Prens’i de bir siyasetnamedir.

Ben kendi siyasetnamemi 18 Mayıs 1980 – 4 Şubat 1983 yılları arasında Ankara, Ermoupolis (Syros Adabı, Yunanistan), Kuşadası, İzmir, Türkbükü ve Ankara’da yazdım

Siyasetname, 1984 yılında Can Yayınları tarafından yayınlandı. Beşinci basımını 2010 yılında Kırmızı Yayınları yaptı: “Toplu Şiirler 2. Susan Denizin Sesiyle”.

Okuyacağınız şiirde, bundan 30-34 yıl önce, bir zorbanın portresi çiziliyor.

Şiir tekin değildir. Fena çarpar!

 KORKUNÇ PALYAÇO

SİYASETNAME XLIX

Kazandın! 

Böyle yazacak artık budala tarihler,

“Kazandı!” diyecekler yıldızını okumadan, remil atmadan,

oysa daha iyi kim bilebilir yıkıldığı günü bir fatihin

kazandığı kılıçtan başka?

 

Kazandın!

 

İşte böyle yazacak budala tarihler

yitirenlerin eşsiz fısıltılarını unutarak,

çünkü tarihin bir kez yazıldığını sanırlar.

 

Bilmezler fısıltıların, mırıltıların dilini,

tanımazlar bir bahar sızıntısını

küçük bir vadide bir elma fidanının altında,

hikmetini anlamazlar

kargalar arasında uçan allı pullu turnanın,

çığlıkların sesini naralara karıştırırlar;

oysa her tören alayının

bir başka, bir gizli anlamı da vardır.

 

Kazandın! diyecekler sana,

yeni ozanlar, yeni müneccimler, yeni falcılar gerek sana,

artık hutben okunacak, sikken kesilecek, paran basılacak,

tanrılar ölecek, yeni pirler ve şeyhler gelecek tapınaklara;

artık fetihname de çıkartabilirsin, şimdi tam sırası.

 

Kazandın!

 

başına mersin dalları koydular

ayaklarını yıkadılar pembe gülsuyuyla

inanabilirsin artık

kartalları öven dalkavuklara.

Roma, Kartaca, Sparta, İskenderiye, Berlin!

kendi dilleriyle konuşur kentlerin duvarları

alanların ve çarşıların da kendi dilleri vardır,

davulların, boruların, zillerin arasında

bir mırıltı, bir fısıltı, bir inilti duyulur,

bir su sesi geçer kulağının dibinden,

bir çocuk hıçkırığı karışır

babasız, bir çocuğun hıçkırığı

uzak ormanların uğultusuna:

Uyanık bir yürekle dinlemen gerek bu sesleri;

fatih kılıcın vardı

ama bir derviş kulağı gerek sana!

 

Kazandın! 

böyle yazacak geveze tarihçiler,

çünkü kazanmayla ölümsüzlüğü birbirine karıştırırlar-,

geçeceksin kentin mermer sokaklarından

üç çift küheylanın çektiği savaş arabasında,

alkışlayacaklar seni, “lü-lü” çekecekler,

gül yaprakları serpecekler mağrur başına,

elleri kızaracak erkeklerin

bacak araları ıslanacak bazı kadınların;

bilirler işlerini, kusursuz, yaparlar,

aynı çalgıyı daha önce kaç fatihe çaldılar.

Bir imansız gerek şimdi sana,                                                                                                          tam sırası şimdi yaşlı bir zındığın;                                                                                                

yoksa nasıl bilebilirsin                                                                                                                    yengi ile yenilgi hep karışmıştır birbirine,                                                                                     nasıl gelir biri ve nasıl gider öteki…

Kazandın! Doğru!

islediğin kadar övünebilirsin artık istersen                                                                                                     ve istedikleri kadar övebilirler seni…

 ÖZDEMİR İNCE

R.T.E.
SÖZCÜ GAZETESİ, 18 AĞUSTOS 2014,© ERGİN ASYALI