SOL MU, VUR ABALIYA !

Bu yazıyı yazarken 60’lı yılların ikinci yarısındaki Paris günleri geldi aklıma: Kahvelerde konuşurken “komünist” ve “sosyalist” sözcüklerini sağa-sola bakıp sesimizi alçaltarak söylerdik. Tanımadığımız ve çevremize sokulmak isteyen kimseler “MİT Ajanı” muamelesi görürdü.
İçinde “İşçi, emekçi, işçi sınıfı, yoksulluk, sömürü” gibi sözcüklerin bulunduğu şiirler, öyküler ve romanlar savcılar tarafından kovuşturulur, savcıların atladığı metin ve kitapları Komünizmle Mücadele Derneği üyeleri, milliyetçi-muhafazakar dergiler ve yazarlar jurnal ederlerdi. Mahkum olmuş ve yıllarca hapis yatmış şair ve yazarların dava dosyalarını bulup okuyabilseniz, solun 1920’lerden 2000’lere kadar yaşadığı zulüm dünyasının şiddetini biraz anlayabilirsiniz. Sol partilerin ve siyasetçilerin başına gelenleri hesap dışı tutuyorum.
***
Türkiye solunun tarihini sol karşıtı gelenekten ve Komünist Partisi tarihinden ayrı tutamayız. Türk solunun aşması gereken en büyük engeli ve yaratıcısını bir kez daha anacağım. Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk’ten (1018-1092) ve “Siyasetname” adlı kitabından söz ediyorum. Kitabın Dergah Yayınları tarafından 2003 yılında yapılan 5. baskısının 217. sayfasından bir alıntı yapacağım:
“Bu arada Mazdek ‘Karılarınız sizin malınızdır. Onların da mallarınız gibi herkese mübah olması, kim hangi kadını dilerse kimsenin engel olmaması, helal sayılması gerekir. Bizim dinimizde kıskançlık ve acıma yoktur. Kimse lezzetlerden, zevklerden ve mallardan yoksun kalmamalı. İstek ve arzuların kapıları herkese açılmalı’ dedi. Malın ve kadının ortak sayılması, Mazdek dininin taraftarlarının artmasına sebep oldu, Mazdek dini kaidesince, bir adamın evine yirmi kişi misafir olsa ekmeğini, şarabını, çalgısını hazırlar, yeyip içerler ve kalkıp teker teker karısına sahip olurlar, onlarca bu ayıp sayılmazdı. Diğer adet de şu idi : Bir adam bir eve gelip evin kadını ile uyuşursa, külahını kapıya asıp içeri girerdi. Evin erkeği gelip kapıda külahı görünce evinde bir adamın meşgul olduğunu anlar, iş bitinceye kadar eve gelmezdi.”
***
Nizamülmülk’ün 1000 yıl önce kaleme aldığı bu metin Süleyman Demirel’in Adalet Partisi tarafından 1965 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’ne karşı kullanıldı. “TİP’e oy verirseniz, millet gelip kapınıza külahını asacak” denildi. Hiç kuşkunuz olmasın, bir sol parti palazlanacak olsun köy ve mahalle kahvelerinde aynı yalan tekrarlanacaktır.
Lise sosyoloji ve felsefe derslerinde solla ilgili en küçük bir bilgi verilmezdi. Üniversitelerin felsefe ve iktisat bölümlerinde ciddi ölçüde Marksist felsefe öğretilmezdi. 1965’ten önce Sosyalist ve Marksist literatürün temel yapıtlarının Türkçelerinin bulunmamasına karşın kimi yazarların Marksizme reddiyeleri yayınlanırdı.
Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142 maddeleri yüzünden kimler hapis yatmadı ki… Bu maddeler işçi sınıfının (henüz sınıf sayılamayacak işçi kitlesinin) kendi partisini kurmasını engellemek için çıkartılmıştı. Çok partili düzene geçilince birkaç kez ağırlaştırıldılar ve 1952 yılında, Demokrat Parti iktidarında 141.madde ile ölüm cezası getirildi.
***
Cehennemden geçen sola hakaret etmek için utanma duygusundan yoksun olmak gerekir! (Devam edecek)