SOLU NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR ?

Sol düşünceye yaşlanmış Hollywood yıldızı, miadını doldurmuş yıldız futbolcu, çağın trenini kaçırmış yazar muamelesi yapılmaktan vazgeçilsin! Sol düşünce bir vicdan olgusudur, vicdan kadar eski, vicdan kadar ebedidir, çünkü insana özgü bir erdemdir, fazilettir, meziyettir.
Doğal düşman saydıkları için din tacirleri, teokratlar sevmezler solu, ondan nefret ederler, çünkü onların yeryüzü egemenliğini ve otoritelerini tartışmalı hale getirmiştir.
Solu kapitalist düzenin bekçileri de sevmezler, çünkü bir başka dünya önerir.
Bu nedenle kapitalist düzen ve düşünce ile kurumsal dinlerin temsilcileri doğal müttefiklerdir. Sola karşı hem stratejik hem de taktik ortaktırlar.
***
Fakat tek tanrılı dinlerin savunduğu erdemlerin büyük bir çoğunluğu sol düşüncenin “madde”den çıkardığı düşünceler olduğu için olacak, sola yatkın din adamları da vardır. Bunların en tipik örnekleri Güney Amerika’nın katolik rahipleri arasında bulunur.
Bu girişle ilgili son bir söz: Bütün öteki felsefi düşünceler gibi Bilimsel Sol’un felsefi temeli olan Marksist düşünce de ölümsüzdür. Aristo, Platon, Descartes, Kant, Spinoza, Hegel, Ibn Haldun, İmam Gazali yaşadıkça Karl Marx ve Engels de yaşayacaktır.
***
Fransız Libération gazetesi 10 Kasım 2005 tarihinde “Solu uyandırmak için 30 düşünce” başlıklı bir ek yayınladı. Ekte, başlığı benim yazımın adıyla aşağı yukarı aynı anlama gelen bir açıkoturum bölümü de var: “Quelle avenir pour la gauche?”
Bu açık oturumda Kalypso Nicolaidis şöyle konuşuyor:
“Kendisini radikal olarak adlandıran solun hedefi haline gelen İngiliz İşçi Partisi’ne değinelim. Birleşik Krallıklar, Avrupa’da sol için önemli bir deneme laboratuarı durumunda. Bütün deneyler gibi hatalar yapsa da, hipozetler geliştirse de, bir zorunluluk olarak öteki ülkelere ihraç edilemeyecek olsa da durum böyle.”
Kalypso Nicolaidis’in söyledikleri içinde beni en çok, Tony Blair’in üçüncü yolunun başka ülkelere ihraç edilemeyecek deneyleri içerdiğini söylemesi ilgilendiriyor. Çünkü bizim İkinci Cumhuriyetçi alimlere göre, gidip Tony Blair’den bir reçete alacaksın, gelip Türkiye’de uygulayacaksın. Türk solu bunu yapamayacak kadar budala (!) onlara göre.
İngiltere ile Türkiye arasında önemli bir fark var: İngiliz seçmenin yeterli çoğunluğu sol reçetelere oy veriyor, bizim seçmen hastalar ise kocakarı ilaçlarına itibar ediyor, dahası soğuk algınlığının geçmesi için deve boku kaynatıyor.
***
Özel ekteki yazılardan birinin başlığı: “Blair’in yöntemi eşitsizlikçi bir görünüm kazanıyor.” Armelle Thoraval imzalı yazıda Tony Blair ile London School of Economics’in eski müdürü Anthony Giddens’ın Üçüncü Yol’unun özeti yapılıyor: Marksist köklerin kararlı terki, kapitalizmin ve pazar yasalarının erdemlerinin kabul edilmesi, küreselleşme… vesaire….
***
Sağ düşünce tekil ve yekparedir. Sol düşünce çoğul ve devinimseldir. Onun bu gücü kimilerine güçsüzlük gibi gelir. Türk soluna gelince: Onun fazladan iki baş belası vardır: “Ana rahmine haklı düşenler” ve “solu psikiyatri kliniği haline getirenler.” (Devam edecek.)