SOLUN NEYİ, NESİ EKSİK ?

BİRGÜN gazetesi konuk yazarları ağustos ayı boyunca solun hastalığına tanı koymaya çalıştı. Radikal 2’nin yazarlarının işi-gücü zaten butik sol için güzellik merhemleri, tüple doğum yöntemleri, viagra türevleri üretmek.
Bu yazarların yüzde 99,99’unun görüşlerini paylaşmam mümkün değil. Arz ve talep ilişkisini unutup, sanki yoğun bir talep varmış gibi bütün kusuru arz personelinde arıyorlar.
Ancak, Selçuk Candansayar’ın hakkını yemeyeyim, 20 Ağustos tarihli Birgün’de “Japon Mucizesi Gerçekleşiyor (mu?)” başlıklı ilgiye değer bir yazı yayımladı.
Solun arz personeli, (varsayılan) talepçi kitle ile hangi mekan ve düzlemde ilişki ve diyalog kuracak. İlkin bu mekan ve düzlemin koşullarının incelenmesi gerekir.
1-Bilinçli bir işçi sınıfı, çalışanlar, emekçiler sınıfı var mı ?
2-Bu sınıfın, bu sınıfların sınıfsal ve politik bilinçlerini yapılaştırarak önderliğini yapacak güçlü sendikalar var mı ? Bu soruların cevabını araştıralım.
***
İnsanlar analarından solcu doğmazlar, sağa yatkın doğarlar ve sonradan solcu olurlar. Büyüyünce, bilinçlenince. Ötekilerin, olmayanların, çelikten yapılmış sağcı bilinçleri vardır. Hiç sarsılmazlar. Bireysel vicdanları yoktur ! Din ve cemaatin cenderesine girmiş “hazır giyim” vicdanları vardır. Haydaaa ! Akıntıya kürek çekiyorum !
***
Selçuk Candansayar adını verdiğim yazısında Anadolu Kaplanları’nın işlerini Japon Mucizesi’ne benzetiyor. Hani şu ünlü laf var ya, “Geleneklerini muhafaza ederek çağdaşlaşmak !” Japonya’yı bilmeyenlerin uydurması. Japonlar, bizim Anadolu’nun yeni muhafazakarları gibi naylon Arabi gelenekler icat etmediler.
Anadolu Kaplanları, Anadolu’yu sanayileştiriyor. Sanayileşme işçi sınıfını doğurur ve çoğaltır. Peki Anadolu’da kaplanların yarattığı işçi sınıfı var mı ? Butikçilerin ilkin buna bir cevap bulmaları gerekir.
Gerçekten de Anadolu işyerlerinde genel anlamda bir işveren-işçi ilişkisi yok. İşveren ile işçi aynı tarikatın müridi. Belki, işveren şeyh gibi, işçi de mürit. Bu nedenle Anadolu’nun işyerlerinde evrensel patron-işçi ilişkisi yok. Patronlar MÜSİAD üyesi ve fakat işçiler sendikasız. İşçilerin eylem rehberi, patronun çıkarlarıyla çelişen işçi sınıfı bilinci değil, mürid imanı. Patron işçilere imamlık yapıyor.
İşçinin bu ilişkinin bukağısından kurtulup gerçek işçi olması şimdilik olanaksız.
Her türlü solun, işçi bilincinden yoksun çalışan kitle ile emek bazlı bir ilişki kurması olanaksız. “Müslüman sol” olarak mı ? “Müslüman sağ” varken “Müslüman sol”u ne yapsınlar ?
***
12 Eylül sürecinde yasal olarak ve fiilen iğdiş edilmiş olan sendikaların iktidarsızlığı devam ediyor. Sanayileşen Anadolu’nun işçilerinin patronları MÜSİAD üyesi ve MÜSİAD da sendika düşmanı. Sonuç olarak işçi sınıfı “işçi sınıfı” değil.
Solun hayali önder kadrolarına akıl verenler ilkin bu fiili durumu analiz etmeli. AKP’nin peşinden giderek, siyasal İslamla, Ilık İslam ile flört ederek hiçbir yere varılmaz.