SONUNDA BENİM DEDİĞİME GELECEKSİNİZ

Sorun ve terminolojiyi çok iyi kavradıkları için, Cumhuriyet gazetesi (Oral Çalışlar dışında) , Gündüz Aktan, Süheyl Batum, Erol Mütercimler bu yazının hedef alanının dışında kalmaktadır. Ve adını anlamadığım aynı onurlu soluk ve bilince sahip olanlar bu yazının hedefi dışındadır !
***
Yazdığımız, ağzımızdan çıkan her cümlenin, her sözcüğün tarih önünde hesabını vereceğimizi unutmayalım. Unutmayalım !
Laik- İslamcı savaşı yok ! Sadece İslamcıların laikliğe karşı açtığı yüz yıllık bir amansız savaş var. Ankara’da, İstanbul’da, Manisa’da, Çanakkale’de meydanlarda toplanan ve “Türkiye laiktir, laik kalacak !” diye haykıran 7’den 70’e aydınlar, memurlar, emekçiler, köylüler Cumhuriyet’i ve devrimlerini savunmak için savaşıyorlar. Buna halkın hak arayışı denir.
Laik-İslamcı savaşı yok ! Çünkü meydanlarda toplanıp ulusal barışı, ulusal refah ve huzuru arayanların büyük bir çoğunluğu dini bütün inanç sahibi insanlar ! Bunu asla unutmayalım ! Unutmayalım !
Eğer bilinçli bir ulus isek bizi aynı çekim noktasında birleştiren DEMOKRATİK, LAİK VE SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİDİR.
Peki bu Cumhuriyet’e karşı olanlar nedir, kimdir, neyin nesidir ve ne istiyorlar ?…
Burada durun, düşünün ve yazdığınız, söylediğiniz her sözcük ve cümleyi çok iyi düşünün : Laiklerin, Cumhuriyeti ve devrimlerini benimsemiş Müslüman kardeşleriyle en küçük bir çelişkisi ve kavgası yoktur ! Ama, bizzat bir varlık olarak, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin, düşmanlarıyla elbette bir savaşı vardır. Hükümet, yeni mürteciler, ikinci cumhuriyetçiler, neoliberaller dışında, aklı başında hiçbir kimse bu savaşı küçümseyemez, ona haksızlık edemez. Bilmem anlatabildim mi ?
***
Bir İslamcı gazete The Economist gazetesini kendine tanık gösteriyor: “Türkler için demokrasi laiklikten daha önemli” imiş ! The Economist “Eğer Türkiye, İslam ile Cumhuriyeti uzlaştıramazsa bunu kim başarabilir ?” diye soruyormuş.
Türkiye için bir tek uzlaşma noktası vardır : Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti. Başka uzlaşma tabanı olamaz ! Türkiye’nin ve onun devletinin İslam ile hiçbir sorunu yok ! Ama İslamcılar ile amansız bir mücadelesi var. AKP ve yeni mürtecileri ile mücadelesi var !
Efendiler ! Her kim ki bir Laik-İslamcı kutuplaşmasından söz eder, o kimse Cumhuriyet’i kesinlikle anlamamıştır. Türkiye’de, inancı ne olursa olsun, Başbakan olmak, Cumhurbaşkanı olmak isteyen her vatandaş yemin ettiği ve edeceği Anayasa’nın temel ilkelerine bağlı ve saygılı olmak zorundadır.
Bu nedenle, hiç kimse Laik-İslamcı kutuplaşmasından söz etmesin. İslamcı elinde balta Cumhuriyet’e saldırıyor. Laik, onun inancına saldırmıyor, ona karşı Cumhuriyet’i koruyor. Korumasın mı ? Yanıt “evet” ise, yazanların, söyleyenlerin Cumhuriyetçiliğinden kuşku duymak zorunda kalırız ! Seçim ve tercih sizindir ! Çünkü tarih önünde, sonunda, benim dediğime geleceksiniz ! Haklı olan benim ! Türk halkı haklıdır !