SORUMLULUĞUNU BİLEN YAZAR ÖZGÜRDÜR

11 Mart 2007 Pazar günü yayınlanan “Yannis Ritsos ve Rumluk” yazımdan sonra bir hayranımdan (!) aşağıdaki elektronik iletiyi aldım:
***
“Yahu…Mersin’de PKK yandaşları otobüslere molotof koktelyli filan atıyor… adamlar Mersin/Adana/İskenderun üçgenini Kürdistan’a katmak için yapmadıkları kalmıyor.
Siz ise […]’e yağ kokan yazı yazıyorsunuz…halktan kopuk bir üslupla. Kim takar sizin Yunanlı hocanız Yannis Ritsos’u ve Yunanistan’a döviz bırakmanızı. Umarım sizde […] gibi kendini T.C.’de ecnebi hisseden üstün zekalar(!)  sınıfına giriş yapmadınız.
Pazar, pazar beni şaşırttınız doğrusu… beklemezdim hiç sizden ! Yine de saygılar. E.K.”
***
Bu kimse daha önce yazılarımı onaylayan iletiler göndermişti. Şimdi ne oldu da beni birine yağcılıkla suçluyor ? Çünkü onun milliyetçilik anlayışına aykırı bir yazı yazdım. Gazete okurlarının bir bölümünde yazarla özdeşleşmek gibi bir zihinsel sapınç oluyor. İstiyorlar ki yazar(lar) onların düşüncelerinin dışında bir şey yazmasın. Yazarlar zamanla nasıl hiza ve istikametlerini kaybedebiliyorsa aynı şey okurların da başına gelebiliyor. Bu nedenle arada bir okurlarla yazarların yeniden tanışmaları gerekiyor. Şimdi “bazı okurlar” ile yeniden tanışalım.
Önce şu bilinsin : Kimsenin ne şeyhi ne de müridiyim, kimsenin ne önderi ne de neferiyim ! Herkesle eşitim ! Bu nedenle kimseden emir almam, kimseye emir vermem.
Yazılı basında, neredeyse yarım yüzyıldır hiçbir edebiyat yazarına tanınmayan bir şanstan yararlanan bir şair ve yazarım. Bu şansı bana verdiği için Hürriyet gazetesine şükran duyuyorum. Aynı şans TRT Televizyonu kurulurken de verilmişti.
Konulara ve okurlara karşı nesnel olmak zorundayım, okurlara karşı adil ve saygılı olmak zorundayım. Ama okuru sevmek zorunda değilim. Okurumun tutsağı değilim, ona karşı özgürüm. Okur müşterim olmadığı gibi efendim de değildir !
***
Okurların büyük bir bölümünü şaşırttığımın farkındayım. Ama ne olduğumdan önce ne olmadığım önemli: Ermeni soykırımına inanmadığım için Ermeni Fesadı’na karşıyım. Ama kesinlikle Ermeni düşmanı değilim. Türkiye Cumhuriyeti’nin Ermeni kökenli vatandaşlarının (ve bütün azınlıkların) Cumhurbaşkanlığı da aralarında olmak üzere bütün resmi makamlara gelmesinden yanayım. Bunu yıllarca önce ve kaç kez yazdım. Telos Yayıncılık’ı yönettiğim sırada Rober Haddeciyan’ın “Tavan” adlı romanını Anahid Hazaryan’a Ermeniceden çevirtip ben yayınladım.
PKK ve Kürt Milliyetçiliğine karşıyım. Ama kesinlikle Kürt düşmanı değilim. Sadece PKK yandaşı ve Kürt şovenisti olmayan vatandaşlarımızın kandırılmasına ve ütülmesine engel olmaya çalışıyorum.
Irkçı olmadan Türküm, Türklüğümü seviyorum. Ama kesinlikle Türkçü ve etnik Türk milliyetçisi değilim. Dün de yazdığım gibi tek rehberim 1923 Cumhuriyeti’tir. İlkem Cumhuriyet’in ve demokrasinin ilkeleridir. Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik !
Beni rahat bırakın, bütün tehditlere karşın sorumluluklarımı özgürce yerine getireyim !