SOYA ÇEKİM VE AİLE DEHASI

Bugün biraz bilimselleşip soya çekimden ve özellikle de “aile dehası”ndan söz edeceğim. Bu nedenle, aşağıdaki kanser araştırmacısı bilim adamı örneği dikkatle okuyalım. Örnek’in yirmi beş yıllık eğitim-öğretim serüveni şöyle : Ankara Atatürk Anadolu Lisesi, Tıp Eğitimi (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi), Bilim Doktorası (Farmakoloji, Cornell Üniversitesi, New York, ABD), Doktora Sonrası Eğitim (Moleküler Biyoloji, Sloan-Kettering Kanser Enstitüsü, New York) Tıp İhtisası (Patoloji, Harvard Tıp Fakültesi, Boston, ABD), Tıp Üst İhtisası (kadın hastalıları patolojisi uzmanlığı, Harvard Tıp Fakültesi, Boston, ABD). İhtisas Sonrası Üst Eğitim (kanser biyolojisi, Massachusetts Institute of Technology, MIT, Cambridge, Boston, ABD).
Bu genç adam sadece bir örnek. ABD’de Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet parasıyla, baba ya da baba arkadaşı parasıyla okumadı. Hacettepe Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisiyken bir ABD üniversitesinden 6 yıllık karşılıksız eğitim bursu kazandı. Daha sonraki eğitim ve araştırmaları da ABD’deki birçok araştırma fonu tarafından karşılıksız desteklendi. Altı yıl önce geliştirdiği bir proje kendi alanında birinci seçildi ve bulguları patentlenme aşamasında. Bu özgeçmişe karşın söz konusu genç özel hekimlik yapmadığı ve araştırma yapmayı seçtiği için maaşla idare ediyor. Onun gibi onlarca Türk bilim adamı, doktor, araştırmacı, sanatçı ve meslek insanı kendi alın terleri ile hem Türkiye hem de dünyada insanlığa katkısı olan şeyler üretiyorlar.
***
Çocukluğumun masalları, genellikle, “Kandehar padişahının üç kızı (oğlu) varmış…” diye başlardı. 1980’den bu yana ülkemiz Kandehar diyarının masalsı hayatını aratmaz oldu. Son günlerde, başarılı İktidar Şehzadeleri kervanına Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün küçük oğlu da katıldı. 16 yaşındaki Mehmet Emre Gül fazla dayanamayıp ticaret hayatına atılmış. Ortaöğretim öğrencilerinin ticaret yapmaları yönetmeliklere uygun mudur bilmiyorum, ama şu bir kez daha kanıtlandı : Soydur çeker, güldür kokar !
Benim tarzım değildir : İktidarın mahdûmları ve kerimeleriyle ilgilenmem. Bazen refikaların (eşlerin) adlarını anıyorsam, bu, onların başlarını süsleyen türban totemlerinden dolayıdır.
İlgilenmiyorum dediysem “halktan kopuk bir fildişi kule sâkini” de değilim. Maliye Bakanı’nın mahdûm ve kerimelerinin ticaret hayatlarında çok başarılı olduklarını duydum. Başbakan hazretlerinin bir mahdûmunun denizciliğe merak sarıp gemi satın aldığını da biliyorum. Damat beyin durumu da iyi, Allah nazardan saklasın. Şimdi adını anımsamadığım bir bakanın oğlu da armatörlük yapıyor. Öteki bakanların çocuklarının ne iş yaptıklarını bilmiyorum. Büyük bir olasılıkla ya ticaret yapmakta ya da ticarete atılmak üzeredirler. Ticaret hayatında akıl yaşta değil baştadır ve ticari akıl bilimsel akıl gibi sabırlı değildir.
***
Falcı olmaya gerek yok : İktidar sahiplerinin ve yakınlarının çocukları “sabırsız ve acilci” oldukları için gelecek kuşağı beklemeden zenginleşip sınıf atlayacaklar. Yazımın başında sözünü ettiğim, ticarî zekâdan yoksun olduğu için bilime sarılan genç adamın günümüz iktidar çevreleriyle hiçbir hısım ve akrabalığı bulunmamaktadır. Damatlık ise ne gerçekte ne de masalda mümkündür, söz konusu bile olamaz !