SUÇ “FAŞİST ANAYASA”DA MI ?

İslamcı militanlığı yedi iklim dört bucakta tescilli bir vatandaş, bir televizyonda, 1982 Anayasası’nın darbeci generaller tarafından hazırlanan anti demokratik ve faşist bir anayasa olduğunu ileri sürüyor. İleri sürerler !
Ne 12 Mart’a ne de 12 Eylül’e karşı çıkan, cumhuriyetçi devrimciler ve sol kesim bu iki darbe tarafından ezilip-kazınırken zevkten ağzının suyu akan, 12 Eylül’ün tezgahladığı “Türk-İslam Sentezi” ile iktidara yönelen bu militan İslamcı kadronun utanma erdemi yoktur.
***
Ben ve ailem 12 Mart’ın rendesinden geçtik, 12 Eylül’ün çıkardığı özel yasa ile çok sevdiğim mesleğimden 45 yaşımda emekli edildim, ve 12 Eylül anayasasına “Hayır” oyu verdim.
12 Eylül anayasası 5 darbeci generalin kararnamesi ile değil, halk oylamasında nüfusun yüzde 91,37’si tarafından onaylandı. AKP hükümeti yüzde 46,7 oy ile iktidarda bulunuyor, 1982 Anayasası ise seçmen halkın yüzde 91,37’sinin oyu ile yürürlüğe girdi. AKP’nin iktidara gelişi demokratik ise, 1982 Anayasası iki kez demokratik !
“Hep bana Rab bana!” mantığı ile siyaset yapan İslamcıya göre, 1982 Anayasasına “Evet” oyu veren yüzde 81.37 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı faşist oluyor, AKP’ye oy veren 46,7 vatandaş ise demokrat oluyor.
Bu rezillikler olmadan önce, faşist Anayasa, faşist partiler ve seçim yasaları, emeğin ümüğünü sıkan yasalar işinize yararken aklınız neredeydi ?
***
1980’lerden bu yana yazıyorum. Kimseye anlatamadım. Ama AKP aleyhine açılan kapatma davası ile durum artık anlaşılmak zorunda.
Bir demokratik rejimde her şey Anayasa’ya, hukuka ve yasalara dayanır ve onlar tarafından sınırlandırır. Bir siyasal parti Anayasa’ya ve Siyasal Partiler Yasası’na göre kurulur, seçimler de seçim yasalarına göre yapılır. Anayasa, Siyasal Partiler Yasası ve Seçim Yasası ! Bir siyasal parti, bu izin verici ve engelleyici ölçütlere göre iktidara gelir ve gider.
Bir siyasal partinin kurulması, seçime girmesi bu üç ölçütü beğendiği anlamına gelmez ama kabul ettiği anlamına gelir. Seçimi kazanıp iktidara gelen siyasal parti, bütün yasaları değiştirebileceği gibi, beğenmediği Anayasa, Siyasal Partiler Yasası ve Seçim Yasası’nı demokratik yollarla değiştirebilir. Ama Anayasa Mahkemesi’ni unutmadan !
Ancak Anayasa’nın 4. maddesinde yazdığı gibi, 2. ve 3. maddelerini değiştiremez, değiştirilmesi için öneride bile bulunamaz. Bu böyle iken, barışcı ve demokratik yollarla değiştirilmesi mümkün olmayan maddelerin varlığını tartışmaya açmak onları zor kullanarak değiştirmeyi tasarlamak anlamına gelir. Bunun düşünceyi açıklama özgürlüğüyle ilgisi yoktur.
***
Bu iş bu kadar basit : Her siyasal parti anayasanın 2,3 ve 4. maddeleri ile Anayasa’nın 174 maddesinin koruması altında olan Devrim Yasaları’na saygı ve sadakat göstermek zorunda.
Öte yandan, gazetelerde, televizyonlarda, Yargıtay Baş Savcısı’nın açtığı davayı Anayasa Mahkemesi’nin kabul etmesinin borsa ve piyasaları zor durumda bırakacağı iddiaları yer alıyor. Sanki bunun sorumlusu Başsavcı ve Anayasa Mahkemesi! Piyasalar ve borsada meydana gelecek her türlü olumsuz gelişmenin bir tek sorumlusu vardır : AKP ve hükümeti !
Hiç kimse Cumhuriyet’e ve kurumlarına hesap soramaz. Herkes haddini bilsin !