“SÜNNİ BİR KIZ SEVDİM !”

Mantık freni bir kez patlamasın, insanın nerede duracağı bilinmez. Yokuş yukarı çıksa bile… Başbakan R.T.Erdoğan İmam-Hatip öğrenimi sırasında yüklendiği doğmalar yüzünden her şeyi birbirine karıştırıyor. Bunun sonucu olarak “Cumhuriyet” ile “Laiklik” kavramlarının vatandaşların karnını doyurmadığını ileri sürüyor:
“O kavramlar benim vatandaşımın midesini doyurmuyor. Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir. Hangi mezhepten olursa olsun, yönetim olarak hepsinin güvencesiyiz ve hepsine aynı mesafedeyiz. Laiklik de budur.” (Hürriyet,16.11.06)
***
Kuşkusuz, 10 metre ile 10 arşın ne kadar birbirine eşit ise, AKP iktidarının Sünni ve Alevi mezheplerine uzaklığı da o kadar eşittir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kadro ve uygulamalarına bir göz atmak bu eşit mesafeyi (!) bize kanıtlamaktadır.
Zaten, Avrupa Birliği son İlerleme Raporu da “Alevi toplumunun durumuyla ilgili olarak hiçbir gelişme yok. Aleviler ibadet mekanları olan Cem evlerini açmak konusunda zorluklarla karşılaşıyor. Cem evleri ibadet mekanı kabul edilmiyor ve yetkili makamlardan mali destek alamıyor. Alevi çocukları okullarda, kendi özelliklerine yer vermeyen zorunlu din eğitimine tabi tutuluyor” diyerek Başbakan R.T.Erdoğan’ı ters yönde doğrulamaktadır. Yani yalanlamaktadır !
***
Adını ve işini açıklayamayacağım bir okurdan (birçok yazara göndermiş) bir e-posta aldım. Okurun durumu gelecek İlerleme Raporu’na girecek özellikler taşıyor:
“[…]Benim suç duyurum tüm insanlığa, yüreklerini kin ve nefrete teslim etmiş insanlara. Yeter !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Alevi-sünni çatışması sadece mezhep çatışması değil. İki toplumu birbirinden soyutlanması için, bazı kesimlerin canı istiyor diye, birbirlerine kışkırtılmasıdır.
Bilmiyorum bu konuyla alakalı canı yanan yalnız ben miyim, ama eminim, sadece ben değilim, benden önce de çok can yandı. Benden sonra da yanacağından eminim. Kelimelerin dağınıklığından dolayı affınıza sığınırım. Ama anlarsınız ki sinir katsayım çok yüksek.
Ben Sünni bir insanı sevdim. Evlenecek kadar çok. Ama ailesi benim alevi olmamdan dolayı kızlarını vermedi ve ben de yıkıldım. Hangi kitapta yazılıdır böyle bir yobazlık, hangi insanoğlu kabul edebilir bunu?
Siz değerli yazarlardan istediğim bu konuyu ele almanız ve ülke genelinde bunun artık bitmesi için elinizden geleni yapmanız. Kimbilir belki canı yanan son kişi ben olurum. Benden sonra canı yanan kimse olmaz. Ne diyelim umudumuz bu yönde. Umutlarımızı yeşertmek de sizlerin elinde.”
***
Keşke benim elimde olsa ! Ama ben gerçekleri yazarak üzerime düşeni yapmak istiyorum: Gerçekten laik ve demokratik bir toplumda, aşiret ve cemaat evresini geçmiş çağdaş bir toplumda mezhep farklılığı gerekçesiyle birbirini seven gençlerin arasına girilmez.
Kız vermeyen sünni ailenin tavrı, Başbakan’ın bütün mezheplere aynı mesafede olmak iddialarını yalanlamaktadır.