TAHRİR MEYDANI KEMALİZME KARŞI (!)

Dış Dinamik (Emperyalizm) ile İç Dinamik (İrtica), Kahire’nin Tahrir Meydanı’nda Kemalizm’e karşı birleşti! Mısır’ın değişimci ve yenilikçi güçleri (!) Tahrir Meydanı’nda Kemalizm’e karşı baş kaldırdı!
Televizyon münazaracıları, Tahrir Meydanı tiyatro sahnesinde: Gerçekte, Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti tartışılıyor. Ben kestirmeden söyleyeyim: Dış ve iç dinamiklere karşı Türkiye Cumhuriyeti bir gün gerçekten laik ve demokratik olabilir, ama Mısır’da böyle bir dönüşüm asla ol(a)maz. Neden olamayacağını birkaç gündür anlatıyorum.
***
Sol kaçkınları ve Selefî İslamcılar, Kemalizm ile Mübarek rejimi arasında (sefilce) paralellik, özdeşlik kuruyorlar. Aynı anda, laik, anti-emperyalist, çağının çağdaşı ve tam bağımsızlıkçı olmadan Kemalist olmak mümkün mü? Mümkün değil! Biri bile eksik olmamalı.
Arap halkının Anglo-Sakson, Anglo-Amerikan ve Hıristiyan düşmanlığının anti-emperyalizm ile ne ilişkisi var? Mısır rejimleri her hangi bir dönemde laik ya da tam bağımsızlıkçı oldu mu? Üçüncü Dünyacı Nâsır bile İngiltere, Fransa ve ABD’ye karşı bağımsızlığını Sovyetler Birliği’ne ipotek etmemiş miydi?
Utanmazlık bu kadarla kalmıyor: Türk Silahlı Kuvvetleri ile Mısır Silahlı Kuvvetleri karşılaştırılıyor, özdeşleştiriliyor. İki silahlı kuvvetler de himayeci ve vesayetçi imiş! Bunun doğru olduğunu kabul edip sorumuzu soralım: Neyi himaye ediyorlar, kime vasilik ediyorlar?
Türkiye ile ilgili olanına bir sol kaçkını, bir Selefi İslamcı şöyle cevap verir:
“TSK, anayasanın değişmez maddelerini himaye ediyor, laik düzene vasilik yapıyor!”
Kime karşı yapıyor bunları iç (irtica) ve dış (emperyalizm) güçlere karşı. Cumhuriyet’i koruyor. Mısır ordusu, sadece, dikta rejimini korudu, koruyor. Türk ordusu Kemalist bir ordu. Mısır ordusu ise tepeden tırnağa anti-kemalist!
***
Bizdeki irtica ve emperyalizmin, Mısır ve Tahrir Meydanı üzerinden giderek, tek amacı var: Türkiye’de AKP iktidarının ılımlı İslam politika ve rejimini meşrulaştırmak, sağlamlaştırmak, türlü fitne, fesat ve desise ile bu rejimi yüzde 42’ye kabul ettirmek.
AKP iktidarının (sözde) ılımlı İslam takımının teknik direktörü, CIA’nın eski Türkiye sorumlusu ve CIA’nın eski başkan yardımcısı Graham E.Fuller neden şu günler ülkemizde gündemde? “İslamsız Dünya” adlı kitabının Tahrir Meydanı günlerinde yayınlanmış olması basit bir rastlantı mı, yoksa Ilımlı İslam fitne ve fesadının oluşturucu bir parçası mı?
Şenay Yıldız’ın Graham E.Fuller ile yaptığı söyleşinin Akşam gazetesinde (7-8 Şubat 2011) yayınlanması planlı mı, reyting kaygısı ile mi, yoksa naif bir rastlantı mı?
Graham E.Fuller’e göre: Ortadoğu’da Türkiye’nin liderliğinde yeni bir çağ başlamış, ABD’nin 21’inci yüzyılın Amerikan yüzyılı olacağı hayali çökmüş, aralarında Türkiye’nin de olduğu başka aktörler sahneye çıkmış! CIA’nın, Beyaz Saray’ın, Pentagon’un izni olmadan bunları söylemeye kim cesaret edebilir? Ve gözdağı veriyor: “BOP, bir Amerikan ideali ve hâlâ masada duruyor!” Tahrir Meydanı’ndan, BOP mu, yoksa demokrasi mi çıkacak?
Bu ideale göre BOP bölgesinde Ilımlı İslam egemen olacak. Bu programın gerçekleşmesi için, Türkiye’de Kemalist laik zihniyetin (idealin) mutlaka ezilmesi gerek. Yoksa ABD Müslüman Kardeşleri denetim altında tutamaz! Durum bundan ibarettir!