TAHSİN YÜCEL VE MERSİN KENTİ EDEBİYAT ÖDÜLÜ

Duyduğunuzu sanmıyorum : Mersin Kenti Edebiyat Ödülü, yarın, 18 Aralık Perşembe günü Tahsin Yücel’e veriliyor. Tören Mersin’de !
“Duyduğunuzu sanmıyorum !” diye bile bile yazdım. İronik ve sarakalı ! Çünkü ödül sekreterliğinden Anadolu Ajansı’na ve ulusal basına bilgi verilmesine karşın Hürriyet gazetesi dışında (o da benim torpilimle) ödül konusunda herhangi bir haber yer almadı.
Yer almadı, çünkü Mersin Kenti Edebiyat Ödülü ciddi bir ödül, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın maddi desteği (10 bin YTL) ile, bölge yazarlarından oluşan bir seçici kurul tarafından veriliyor. Özet olarak : İstanbul Dükalığı’nın (!) hiçbir etkisi yok ve olamaz.
Olamadığı, olamayacağı için de ödül geçen yıl gerçekten büyük Nezihe Meriç’e, bu yıl da gerçekten büyük Tahsin Yücel’e verildi.
Mersin kenti bir gerçek ödülü gerçek yazarlara veriyor. Ne mutlu Mersin’e !
***
Tahsin Yücel (17 şubat 1933) benden 3 yıl, 6 ay, 15 gün daha büyük. Ama edebiyatla ciddi olarak ilgilenmeye başladığım ellili yılların başında bana benden otuz yaş daha büyükmüş gibi gelirdi. Nasıl gelmesin, her ay Varlık dergisi okuyordum, her ay karşıma öykücü olarak, deneme yazarı olarak, çevirmen olarak Tahsin Yücel çıkıyordu.
Tahsin Yücel, Varlık yayınları ile dergisinin sahibi ve yöneticisi Yaşar Nabi Nayır’ın sağ koluydu o zaman. Varlık dergisi o yıllar bizim kuşak tarafından beğenilmezdi: Biz devrimciydik, onlar tutucu idi ! Ama ne olursa olsun kıskanırdım Tahsin Yücel’i ! Ama ne zaman ki bir hanedan sarayında değil de o zamanlar daha “Kahraman” olmamış Maraş’ın Elbistan ilçesinde doğduğunu öğrendim anda bağışladım onu, kıskançlığım sönüp gitti.
***
1955 yılında ve 22 yaşında “Haney Yaşamalı” adlı üst düzey bir öykü kitabı yayınlamak ve bu kitapla 23 yaşında 1956 Yılı Sait Faik Ödülü’nü almak dışında herhangi bir skandala (!) karışmadı adı. Radyolara, televizyonlara çıkmadı, basına “karı-kız” hakkında,aşkları hakkında demeç vermedi. Kısacası ilginç bir insan olamadı. Klasik medya aklı tarafından küçümsenen (!) mazbut bir yazar, mazbut bir bilim adamı oldu. Tam anlamıyla bir dekatloncu ve maratoncu : Bilim adamı, Fransızca yazdığı dil kitapları yurtdışında yayınlanan dünya çapında bir dilbilimci, göstergebilimci, dünya ölçeğinde bir öykücü, romancı ve denemeci, eleştirmen ve çevirmen… Ve İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde binlerce öğrenci yetiştirmiş bir “Prof.Dr.” öğretim üyesi… Şimdi emekli !
Sayısı çoktan 120’yi aşmış kitap yayını…
***
Size kuşkusuz “L’Imaginaire de Bernanos” ya da “Figures et Messages dans la Comédie humaine” adlı Fransızca incelemelerini ne yapıp-edip okumanızı önermeyeceğim, “Anlatı Yerlemleri” ya da “Yapısalcılık”ın adresleri başka yerlerde…
Ama “Peygamberin Son Beş Günü, Bıyık Söylencesi, Yalan , Gökdelen, Aykırı Öyküler” ve ötekiler var… Türk edebiyatında benzeri olmayan bir ironi ve mizah harmanı ! Ama çaktırmadan, parmaklarını gözümüze sokmadan ! “Yüz ve Söz” ve “Salaklık Üstüne Deneme” ve öteki deneme ve makaleleri var. Var ki var, var oğul var !
Tahsin Yücel ve yapıtı bir serap değil bir gerçek !
Bir Rabelais !