TAKSİMDE YIKILIYOR, KADIKÖY’DE YAPILIYOR

Taksim’de müzik ve sahne sanatları ve özellikle opera temsilleri için yapılmış AKM, İstanbul kültür ve sanat hayatının önemli bir merkezidir. Bu yapının yeri ve işlevi daha 1930’larda İstanbul Operası olarak tespit edilmiş ve yapımına başlanmış, uzun yıllar tamamlanamamıştır. Sonunda 1970’lerde tamamlanıp temsiller başlamışken bu defa yangın nedeniyle kapanmış, uzun onarım çalışmalarından sonra, 1978’den itibaren başta opera olmak üzere sahne etkinliklerinin merkezi olmuştur. AKM’nin yapı olarak önemli özelliği, opera temsilleri için mükemmel bir sahne ve teknik donanıma sahip olmasıdır. Bu yönüyle dünyadaki ünlü operalarla boy ölçüşecek düzeydedir. Bilindiği gibi, opera binaları, uygar ülkelerde, belli başlı kentlerin vazgeçilmez kurumlarıdır. Opera yapıları, kent merkezlerinde yer alan prestij yapılarındandır. Meydanların, caddelerin, metro istasyonlarının şehrin operasının adını taşıdığını biliyoruz. Opera binaları, metropol kentlerin övünç kaynağıdır. Operası ile dünyada ünlenen kentleri de biliyoruz. İstanbul gibi bir yerde de opera, kuşkusuz temel sanat kurumlarından biri olmalıdır ve böyledir. İstanbul’u dünyanın üyesi yapan değerlerdendir.
***
Durum böyle iken, durduk yerde Taksim’deki Opera’nın (AKM) yıkılıp yerine büyük bir iş merkezi ve kongre salonu yapılacağı, sözde bir yenileme projesi olarak ortaya atıldı. Güya, yeni kompleksin içinde Opera için de yer ayrılacakmış.. Güya yapı depreme dayanıklı değilmiş. Güya yapının mimari değeri yokmuş.. Bunların yeni bir kentsel rant komplosunun bahaneleri olduğu bellidir. Sorunun, bir uygarlık anlayışından kaynaklandığı da bellidir. Bir yandan AB’ye giriş söylevleri döktürenlerin, bir yandan Opera binası yıkmaları trajikomik bir gösteri sayılabilir. AKP iktidarının özeti: Ata ata, vere vere, yıka yıka, sata sata… Biter !
***
Öte yandan, Kadıköy Belediyesi, 1925’de yapılan ve Süreyya Sineması olarak bilinen tarihsel anıt yapıyı, Opera olarak hazırlıyor. Doğan Hızlan dostum, Hürriyet’te, Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün, Kadıköy’ün aslında bir mimarlık nesnesi olan güzel yapısını opera, senfonik konserler ve resitaller için restore edip, yeni sanat mevsimine yetiştireceklerini yazmıştı. Başkan Selami Öztürk’ün bu bilinçli, kararlı yaklaşımı, yalnız Kadıköylüler için değil bütün İstanbul için anlamlıdır. İşin bir önemli yönü de böyle bir mimarlık anıtının çağdaş anlayışla korunması, onarımı ve günümüz hayatına kazandırılmasıdır. Başkan Selami Öztürk, opera sanatının eserleri için Kadıköylülerin kolaylıkla ulaşabilecekleri ve Kadıköy’e yaraşan bu güzel binayı yaparken kimileri de Taksim’dekini yıkıyor. Uygarlık anlayışı işidir dedim, İstanbul yine bir uygarlık anlayışı sorunuyla karşı karşıyadır.
***
AKP iktidarının dediğim dedik çaldığım düdük anlayışını dört buçuk yılın deneyimiyle çok iyi bildiğimiz için yersiz-yurtsuz kalması kesinleşen İstanbul Operası temsillerini nerede verecek ? AKP iktidarı verdiği sözü gerçekten tutup yeni bir opera binası yapsa bile İstanbullular yıllarca operasız kalacak. Bu durumda, sanırım, Kadıköy Operası sahnesini İstanbul Operası’na da açmak zorunda. Kadıköy’ün sanatsever Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün bu konuda İstanbul halkına yardımcı olacağını sanıyorum.