TANBEY’İN KANSERLE SAVAŞI

Tan A(hmet) İnce 8 Ekim 1963 günü Aydın doğumevinde doğdu. Annesi Ülker bu kentte İngilizce, babası Özdemir fransızca öğretmeniydi. 1967 yılında Annesi ve babası Muğla’ya atandı. İlk okula bu kentte başladı, Ankara’da bitirdi.lkokuldan sonra girdiği bütün ortaöğrenim sınavlarını kazandı. Bedava olduğu için Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’ne gitti. Bu liseyi bitirdi.

1987  yılında ABD NewJersey Üniversitesi 6 yıllık karşılıksız burs verdi. 1988 yılında Hacettepe Tıp Fakültesini bitirip New Jersey’e gitti. Ertesi yıl Cornell Üniversitesi’ne geçti ve burada Farmakoloji doktorasını tamamlarken New York Memorial Sloan Kettering Cancer Center’da araştırma çalışmalarına başladı.

Daha sonra Harvard Tıp Fakültesi’ne geçip 2000 yılında pataloji uzmanı oldu. Aynı yıllarda  Massachusetts Instıtute of Techonology (MIT)’de kanser kök hücreleri üzerine temel bilimler araştırmaları yaptı.

Dört yıldır  Miami Üniversitesi Miller Tıp Fakültesi’nde Disiplinlerarası Kök Hücre Enstitüsü’nde, Kanser Kök Hücre Bölümü ve Kanser Doku Bankası Direktörü olarak çalışıyor.

TANBEY TAN

KİŞİYE ÖZEL KANSER TEDAVİSİNDE İNCE ADIM

27 YILDIR ABD’de çalışmalarını sürdüren Doç. Dr. İnce (52), halen Miami Üniversitesi Miller Tıp Fakültesi’nde Disiplinlerarası Kök Hücre Enstitüsü’nde, Kanser Kök Hücre Bölümü ve Kanser Doku Bankası Direktörü olarak çalışıyor. Konuyla ilgili son araştırması saygın bilim dergilerinden Nature Communications’ta yayınlanan Doç. Dr. İnce, “Yapmaya çalıştığımız, boğazı ağrıyan hastalardan nasıl örnek (kültür) alınıyor, en doğru ve etkili olabilecek antibiyotik verilmeye çalışılıyorsa kanser hastalarında da bunu başarabilmek” dedi.

60 YILIN REKORU

Son 15 yıldır kanser hücresinin vücut dışında, laboratuvarda büyütülmesi üzerine çalıştığını belirten Doç. Dr. İnce, şunları anlattı: “60 yıldır bunun üzerine araştırmalar vardı. Ancak sadece binde bir ya da yüzde bir hastada  başarılıydı. Ben ve ekibim 26 hastanın yumurtahk tümöründen aldığımız, 1 mm’lik dokudaki hücreler üzerinde çalıştık. 25 hastanın tümör hücrelerini laboratuvarda büyütebildik. Son 60 yılda sadece 50 civarında hastadan yumurtahk tümörü büyütülebilmişti. Yani başarı oranı, yılda birden bile azdı. Bu da standart teknolojiyle bu işin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Biz makalemizden sonra 25 hastadan daha tümör büyüttük. Yani benim laboratuvarım toplamda dünyada son 60 yılda yapılanı tek başına ikiye katladı.”

90 MADDELİK İKSİR

Tümör hücrelerinin büyümesi Doç. Dr. İnce’nin geliştirdiği besin sıvısı sayesinde gerçekleşti. Tümör hücrelerinin, aminoasit, yağlar, vitaminler, değişik şekerler ve başka toplam yaklaşık 90 maddeden oluşan ‘kokteyl’ besin sıvısından büyümeleri için ihtiyaç duydukları besinleri aldıklarını belirten Doç. Dr. İnce, “Yeni besi sıvısı, tümör hücreleri için suni bir hayat iksiri gibi. Şimdi Hastaların yüzde 90’ından alacağımız 1 mm’lik tümör parçasından kilolarca  tümör yapabiliriz” diye konuştu.

HER TÜMÖRE AYRI BESİN

Yumurtahk dışında akciğer, bağırsak, pankreas, meme, lösemi, prostat kanserleriyle de ön çalışmalar yaptıklarını anlatan Doç. Dr. İnce, “Tüm bu kanserler için ayrı ayrı besin sıvıları geliştirdim” dedi. Çalışmanın kısa vadeli sonucu kişiselleştirilmiş tedaviye olanak vermesi. Hastalardan alınacak tümör hücreleri laboratuvarda önce büyütülecek, sonra da mevcut ilaçlar verilerek hangilerinin gerçekten etkili olduğu saptanacak.

200 İLAÇTAN 4’Ü ETKİLİ OLDU

Böylece hem hastahk en etkili ilaçlarla tedavi edilebilecek hem de hasta gereksiz yere ilaçların pek çok, zor yan etkisiyle karşı karşıya kaİmayacak. Doç. Dr. İnce, “Hiç tahmin edilmeyen ilaçların bazı tümör üzerinde etkili olduğu görülüyor. Ağır dura gelen bir mesane kanseri hastasından aldığımız örnekte 200’e yakın kanser ilacı denedik. Bunlardan sadece 4-5’i etkili oldu. Etkili ilaçlardan biri kan kanserlerinde kullanılıyordu ve mesane kanserlerinde kullanılıyordu ve mesane kanserlerinde kullanılması doktorların hiç aklına gelmezdi bile. Bu besın  maddelerinin daha  uzun vadedeki etkisi ise  yeni ilaçların geliştirilmesi. İlaç firmalarının birkaçı çalışmayla ilgileniyor” diye konuştu.

(Mesude  Erşan, Hürriyet, 28 Haziran 2015)

TANBEY BEY

MIAMI ÜNİVERSİTESİ’NİN BASIN BÜLTENİ

 

Sylvester Araştırmacıları Tarafından Uzun Ömürlü Kültürde Yumurtalık Kanseri Hücre Kültürleri Büyütme Tekniği Geliştirildi.

Daha Kişiselleştirilmiş Tedavilerin Yolunu Açan Bir Buluş.

Miami Üniversitesi Miller Tıp Okulu, Sylvester Kapsamlı Kanser Merkezi’nde bir araştırma ekibi, uzun vadeli kültürlerde asıl tümörü kopyalayan yumurtalık kanseri hücre kültürleri üretmek için bir teknik geliştirdi. Bu teknik bir hastanın kendi tümöründen alınan hücreler üzerinde laboratuarda ilaçların denenmesini, o hasta için en etkili tedavinin bulunmasını olanaklı kılma ve çeşitli kanser türlerine kesin ilaç uygulamaları geliştirme umudu yaratmaktadır.

Pataloji doçenti, Sylvester Canlı Tümör Kültürü Merkezi ve Doku Bankası  Merkezi Müdürü, Disiplinlerarası Kök Hücre Enstitüsünün Tümör Kök Hücre Bölümü Müdürü Dr.Tan A. İnce, Ph.D., başkanlığında yapılan araştırmaların sonuçlarını içeren “Birincil Tümörleri Kopyalayan Yirmi Beş Yumurtalık Tümör Hücresi Kültürünün Tanımlaması” adlı makale  Nature Communications dergisinde online olarak yayımlandı.

İnce’nin araştırmasının esasını oluşturan şey bir sıvıdır, bu sıvı temel besinlerden oluşan bir karışımdır,  bu karışıma “hücre kültür ortamı” denmektedir, bu ortam, genel olarak bir hastanın tümöründen alınmış hücrelerin labratuvarda, bir Petri kabı içinde uzun bir süre kaynak tümörün özelliklerine aynen sahip bir hücre kültürünün üretilmesine izin vermektedir. Bu yeni ortam kullanılarak İnce’nin labratuvarında, 26 hastadan alınmış yumurtalık kanseri hücrelerinden 25 hücre kültürü üretilmiştir. Bir tek başarısızlık dışında, alınan bu sonuç daha önce benzeri görülmüş bir şey değildir.

İnce ayrıca bazı başka önemli kanser enstitülerine bu hücreleri göndermiş, onlar da İnce’nin labratuvarındakilere benzer sonuçlar almışlar, dergide yayımlanan makalenin ortak yazarı olmuşlardır.

“Standart hücre kültür ortamı 40 ila 50 madde içermektedir,” diyor, makalenin hem birinci yazarı hem de sorumlu yazarı olan İnce. “O maddeler kendi başlarına, yaşayan hücreleri desteklemeye yetmediği için o maddelere doku ekstreleri, besleyici katmanlar, anti-apoptotik ilaçlar ve serum ilave edildi.”

Bu standart ortamlarda pek ender kanserler, hücre kültürleri halinde büyütülebilmekte, büyüyenler de moleküler düzeyde, genellikle asıl tümörden büyük farklılıklar göstermektedir.

“Yıllar süren denemelerden sonra benim geliştirdiğim ortam 80’den fazla maddeden oluşmaktadır. İçinde tanımlanmamış ek madde bulunmayan bu maddeler, temel hücre metabolizmasını korumak ve yaşamasını sağlamak için yeterli bütün besin maddelerini içermektedir,” dedi İnce. “Bu ortam bize, farklı alttiplerden alınmış hücre kültürlerini düzenli olarak, yüzde doksan beşi aşan bir başarı oranıyla belirleme olanağı verdi. Daha da önemlisi, 25 yumurtalık hücre kültürünün, kaynak tümörlerin gen haritasını, histopatalojisini ve moleküler özelliklerini aynen muhafaza etmesidir.

“Dahası bu hücre kültürlerinin profili ve ilaca gösterdikleri tepkiler, farklı sonuçlar veren belirli birincil tümör gruplarıyla uyumludur. Böylece bu yeni yöntem kullanılarak üretilen hücre kültürleri, insan tümörü patofizyolojisini, tedaviye yanıtını incelemek için önemli ölçüde geliştirilmiş yeni bir platform oluşturmaktadır. Ben bunu şimdiye kadar laboratuarımdan yapılmış ve yapılabilecek en önemli işlerden biri olarak görüyorum. ”

“Dr. İnce’nin kanser araştırmasına yatırdığı onyıllar, kanserli hastalar için çok önemli olacak şekilde ürünlerini veriyor, ” dedi, İnce’nin çalışmaları için maddi destek sağlayan, Sylvester Kapsamlı Kanser Merkezi başkanı Dr. Stephen D. Nimer. “Bu hücre kültürleri inanılmaz derecede önemlidir çünkü bu alandaki araştırmacıların, her bir hastada her zaman tanık oldukları inanılmaz çeşitliliği inceleme olanağı vermektedir. Bu çalışma, Sylvester’da, hastalarımızın ve dünyadaki başka hastaların yararlanacağı, kişiselleştirilmiş ilaç yaklaşımları geliştirme çabalarımıza önemli oranda katkıda bulunacaktır. ”

“Kansere nokta atışı yapmanın nihai yolu olarak düşündük bunu,” demektedir İnce. “Bu yaklaşımın bir gün kişiselleştirilmiş onkoloji için kullanılabileceği öngörüsünden yola çıktık, her hastanın tümörünün labratuvar ortamında ilaca duyarlılık profili gerçek zamanlı olarak değerlendirilebilir, bu bilgiler tedavi kararlarını yönlendirmekte kullanılabilir.”

Aynı zamanda bu sayede, yararsız olduğu ortaya çıkabilecek standart kemoterapinin gereksiz yan etkileri de önlenebilir.

“Dr. Ince ve arkadaşları, uzun vadeli kültürde insan yumurtalık kanserlerinin çoğunluğunu büyütebildiklerini göstererek bir paradigma değişimi yarattı,” dedi, Patoloji Anabilim Dalı Başkanı, Jackson Memorial Hastanesi’nde biyokimya ve moleküler biyoloji profesörü, BioNIUM Direktörü Profesör Doktor Richard J. Cote. “Bu teknolojinin kanser araştırmalarında çok önemli bir araç olacağına hiç kuşku yok, ayrıca tek tek hastalar için en iyi tedaviyi belirlemede kritik bir unsur olarak kesin ilaç uygulamasında bir standart haline gelmesini bekliyorum.”

İnce, bu ilk 25 hücre kültürünün bu kavramın kanıtı olduğunu söylüyor, klinik ortamda  her hasta için yeni bir hücre  kültürü üretebilecek.

“Standart teknoloji ile, size başvuran 100 hastadan sadece birine bunu yapabilirdiniz,” dedi Dr. İnce. “Hastaların ancak yüzde 1’i için geçerli olan bir teknoloji,  pratik ya da bilimsel anlamda uygulanabilir değildir. Bizim başarı oranımız ise yüzde 95’in üzerindedir. Böylece ilk kez klinik uygulama aralığında yer alan bir sayıya ulaşmış durumdayız, biz de bu makaleyle bunu göstermeye çalışıyoruz. Bu artık araştırma değil, klinik uygulamaya hazır bir sonuç. ”

Bundan sonraki adımlar meme, akciğer, pankreas, kolon ve prostat kanserleri gibi başka kanser türlerine bu yöntemi kullanmak olacak – küçük pilot çalışmalar şimdiden yapılmakta ve çeşitli kanser ilaçlarına hastaların bireysel tepkisini belirlemek üzere, bu tümörler için optimize edilmiş farklı ortamlar kullanılmaktadır.

İleride karşılaşılacak en önemli sorun, 2008 yılında finansal krizle başlayan olumsuz fonlama ortamı sorunur. “Bu geldiğimiz noktada klinik denemeler için yıllarca beklenmesine gerek yok, bilimsel çalışmalar tamamlandı, klinik denemelere başlamaya hazırız. Tek eksiğimiz finans,” dedi İnce. “Finans demek kolay da bulmak o kadar kolay değil, ama yeterli bağış ya da hayırsever desteğiyle bu teknolojiden gelecek ay birileri yararlanabilir.”

Bu arada, İnce ve ekibinin geliştirdiği hücre kültürleri, kar amaçlı olmayan Miami Üniversitesi, Canlı  Tümör Kültürü Merkezi aracılığıyla, ücreti karşılığında, bütün dünyadaki araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır.

“Dr. İnce, Farmakoloji artyetişiminin, tıp eğitiminin ve uzmanlığının kendisine sağladığı benzersiz konumla, kanser tedavisinde bir çığır açma potansiyeline sahip bir yaklaşım geliştirmiştir,” dedi, Diyabet Araştırma Enstitüsü’nde,Cerrahi, Mikrobiyoloji, İmmünoloji ve Biyomedikal Mühendisliği profesörü, Miami Üniversitesi İnovasyon Baş Yöneticisi ve Rektör Yardımcısı Norma Sue Kenyon, Ph.D. “Üniversite’nin İnovasyon birimi bu teknolojiyi hastalar için en iyi şekilde nasıl kullanılabilir hale getirebileceği konusunda çalışmalarını sürdürmektedir.”

***

MIAMI ÜNİVERSİTESİ’NİN BASIN BÜLTENİ (İNGİLİZCE)

http://med.miami.edu/news/sylvester-researchers-develop-technique-for-growing-ovarian-cancer-cell-lin

News

6.17.2015

Sylvester Researchers Develop Technique for Growing Ovarian Cancer Cell Lines in Long-Term Culture

Invention Opens Pathway for More Personalized Treatments

A team of researchers at the Sylvester Comprehensive Cancer Center at the University of Miami Miller School of Medicine has developed a technique for growing ovarian cancer cell lines that mimic the original tumor in long-term cultures. The technique offers hope for quickly advancing precision medicine applications for a variety of cancers by enabling clinicians to test therapies on cells from a patient’s own tumor in the laboratory, thus identifying the most targeted therapy for that patient.

The results of the research, which was led by Tan A. Ince, M.D., Ph.D., associate professor of pathology, Scientific Director of Sylvester’s Live Tumor Culture Core and Tissue Bank Core Facility, and Director of the Tumor Stem Cell Division at the Interdisciplinary Stem Cell Institute, have been published online in the journal Nature Communications in an article entitled “Characterization of Twenty-Five Ovarian Tumour Cell Lines that Phenocopy Primary Tumours.”

The key to Ince’s research is his development of a mixture of essential nutrients in liquid form, commonly referred to as a “cell culture medium,” that permits cells taken from a patient tumor to replicate in a Petri dish and become a permanent cell line faithful to the characteristics of the original tumor over a long period of time in the laboratory. Using the novel medium, his laboratory has developed 25 unique lines using ovarian cancer tumor cells from 26 patients. To achieve this result, with only one failure, is unprecedented.

Ince also sent the cell lines to researchers at several top cancer research institutions, who became co-authors of the journal article, and their findings matched those attained in Ince’s laboratory.

“Standard cell culture media contain 40 to 50 ingredients,” said Ince, who was both first author and corresponding author for the article. “Because they are unable to support living cells on their own, they are supplemented with tissue extracts, feeder layers, anti-apoptic drugs and serum.”

Only a rare minority of cancers are able to grow as cell lines in these media, and when they do, they are often very different at the molecular level from the tumor of origin.

“The medium I have developed over years of experimentation contains more than 80 ingredients that provide all the essential nutrients for maintaining basic cellular metabolism without undefined supplements,” said Ince. “It has enabled us to routinely establish cell lines from diverse subtypes with greater than 95 percent efficiency. Importantly, the 25 new ovarian tumor cell lines retain the genomic landscape, histopathology and molecular features of the original tumors.

“Furthermore, the molecular profile and drug response of these cell lines correlate with distinct groups of primary tumors with different outcomes. Thus tumor cell lines derived using this new methodology represent a significantly improved new platform to study human tumor pathophysiology and response to therapy. I consider this to be some of the most important work that will ever come out of my lab.”

“Dr. Ince’s decades of investment in cancer research are paying off in very important ways for patients with cancer,” said Stephen D. Nimer, M.D., Director of Sylvester Comprehensive Cancer Center, which has provided financial support for Ince’s work. “These cell lines are incredibly valuable because they allow researchers in the field to study the amazing diversity that is routinely seen in each patient’s cancer. This work contributes significantly to our efforts to develop personalized medicine approaches at Sylvester, which will benefit our patients and others around the world.”

“This is the ultimate way to target cancer,” said Ince. “We foresee that this approach can one day be used for personalized oncology, where the in vitrodrug-sensitivity profile of each patient’s tumor can be assessed in real time and this information can be used to guide treatment decisions.”

It also will help avoid unnecessary side effects from standard chemotherapy treatments that may prove ineffective.

“Dr. Ince and his colleagues have created a paradigm shift, by demonstrating the ability to grow the majority of human ovarian cancers in long-term culture,” said Richard J. Cote, M.D., Professor and Joseph R. Coulter Chair of the Department of Pathology, professor of biochemistry and molecular biology, Chief of Pathology at Jackson Memorial Hospital, and Director of BioNIUM. “There is no doubt that this technology will become an essential tool in cancer research, and I expect it will become a standard in the application of precision medicine as a critical element in determining the best therapy for the individual patient.”

Ince calls the first 25 cell lines a proof of concept, noting that in a clinical setting, he would make a new cell line for each patient.

“With standard technology, you could do this for only one patient out of 100 who walks through your doors,” he said. “Any technology that applies to 1 percent of patients is not viable, practically or scientifically. Our success rate is 95 percent plus. That puts us for the first time in the clinical application ballpark range, and that’s what we were trying to prove with this paper. It’s no longer research; it’s ready for clinical implementation.”

The next steps involve expanding their methodology to other cancer types such as breast, lung, pancreas, colon and prostate cancers — small pilot studies are already in progress using different media optimized for these tumors to determine the individual response of patients to various cancer drugs.

Moving forward, the real challenge will be unfavorable funding environment starting in 2008 with the financial crisis. “In this case clinical trials are not years away, we’ve done the science and ready to initiate clinical trials; the only thing lacking is funding” Ince said. “It is easier said than done, but this technology could be useful to somebody next month with the right grant or philanthropic support.”

Meanwhile, the cell lines that Ince and his team developed are being made available through the non-profit Live Tumor Culture Core at UM, which is providing cancer cell lines at cost to researchers around the world.

“Dr. Ince’s Pharmacology background, medical training and expertise have uniquely positioned him to develop a potentially groundbreaking approach to the treatment of cancer,” said Norma Sue Kenyon, Ph.D., Martin Kleiman Professor of Surgery, Microbiology and Immunology, and Biomedical Engineering at the Diabetes Research Institute, Chief Innovation Officer and Vice Provost for Innovation at the University of Miami. “U Innovation has been working to determine how best to make this technology available to patients.”

Miller School co-authors in the Nature Communications article were Senior Research Associates Aurea D. Sousa, Michelle A. Jones (Senior Research Associates), Bin Wang and Abigail E. Witt (Post-Doctoral Fellows) and Research Associate Zhanna Kozhekbaeva.

***

  NATURE COMMUNICATION (Bakınız)

http://www.nature.com/ncomms/2015/150617/ncomms8419/abs/ncomms8419.html