TARIK İÇİN BİR ŞİİR

Aydın ve yazar olmanın en önemli özelliği her şeyi zamanında yazmaktır! Treni kaçırmayacaksın! Yanlış istasyonda binip yanlış istasyonda inmeyeceksin! Yanlış ayakkabı giymeyeceksin! Hiç kimseye “Annem senin anneni genelevde görmüş!” demeyeceksin! Gazeteciler ve gazete yazarları arasında bu türden insan pek ender bulunur. Ben kendi çağımda iki insan hatırlıyorum: Uğur Mumcu ve İlhan Selçuk. Aklıma bir anda ikisi geliyor. Üçüncüsünü bulmak için kafamı zorlamalıyım.

Bir önceki yazımı anımsayalım: 27 Eylül 2005 tarihli Hürriyet gazetesindeki yazısında, Tarık Akan’a siyasetle ilgilenmeyi bırakıp, “Genç kızların sevgilisi Ferit” günlerine geri

dönmesini buyuran Ahmet Hakan, dünkü (17 Eylül 2016) yazısına “Sadece bu fotoğraf bile Tarık Akan’a yeter” diye başlık atmış ve şunları yazmış:

[TARIK Akan var ya Tarık Akan…

Şu hayatta hiçbir şey yapmamış olsaydı bile…

Ya da…

Şu hayatta her şeyi yanlış yapmış olsaydı bile…

Sadece şu fotoğraf karesi…

Onun için yetip de artardı.

-Dönem Fetullah’ın ülkeye egemen hale getirildiği bir dönem…

Kumpasçıların kalleş yumruklarının enselerde hissedildiği günler…

-Korkudan kıyıya köşeye saklanılan bir zaman…

İşte o dönemde, o günlerde, o zamanda…

Tarık Akan hiç korkmadan, çekinmeden ve yılmadan…

Zalimin karşısında, mazlumun yanında yer aldı.

★         I

Şahidiz. Şahidiz. Şahidiz.]

Ahmet Hakan’ın sözünü ettiği fotoğrafta, Silivri zindanlarının önünde gösteri yapan halkın en önünde yer  alan Tarık Akan polis barikatını yıkmadan önce… Tarık Akan Eylül 2005’te de zalimin karşısında, mazlumun yanında yer almıştı. Sen o zaman, “Bu işlere karışma ‘Genç kızların sevgilisi Ferid’ olmaya devam et!” diye çemkiriyordun Tarık’a! Gerçekten onurlu ve tutarlı gazete yazarı sıçtığı boku yemek zorunda kalacağı yazılar asla yazmaz!  Afiyet olsun Ahmet Hakan!

Ertuğrul Özkök de Tarık yaşarken yazmayı düşünmediği bir yazı parçası yazmış. Geçti Bor’un pazarı…

Geçen yıl bu zamanlar Tarık için bir şiir yazmıştım. Hastalığını geçen haziranda söylemişti bana. 2017 yılının ocak ayında yayınlanacak olan “Opera Kahkahası”nın “Destansız Destan” bölümünü yazmaktaydım köyde. Tarık, birdenbire beşinci şiire girdi. Şiiri Tarık’a haber vermedim. Yayınlanınca kitabı imzalayıp kendisine verecektim ya da gönderecektim. Şiirin bir sürpriz olmasını istiyordum. Artık çok geç, ama kitabı Tarık’a ithaf ederek kendimi bağışlatacağım.

Şiire gelince: Çoğunuzun alışmadığı türden bir şiir. Belki şiir bile değil. Ama ben böyle şeyleri “şiir” diye yazıyorum.

Önemli bir mazeret dolayısıyla bugün cenaze töreni için İstanbul’da olamayacağım. Onun “Boş ver hoca acısını yakında çıkartırız!” diyeceğini biliyorum.

Güle güle sevgili yoldaşım! Yakında buluşmak üzere…

Özdemir İnce

18 Eylül 2016

***

OPERA KAHKAHASI

DESTANSIZ DESTAN

5.

 Yukarıdan aşağı  dipsiz bir uçurum, aşağıdan yukarı küçük bir Himalaya.

: –

Akşam gazetesinin bir haberi (12 Nisan 2016):

Tarık Akan, Erdoğan’ı çocuklarıyla tehdit etti!

Her fırsatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve hükümeti hedef alan açıklamalarıyla gündeme gelen Tarık Akan, yine haddini aştı!

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Aile Bakanı Ramazanoğlu’nu hedef alan çirkin sözlerini savunan Akan, “Kılıçdaroğlu çok güzel cevaplar verdi. Bravo Kılıçdaroğlu’na” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin kendisini çıldırttığını söyleyen Akan daha da haddini aşarak şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı’nın yakınlarının çok acı çekeceğine eminim. Hesapları sorulacak.”

: –

Aşağıdan yukarı içe göçmüş bir Himalaya, yukarıdan aşağı bir dipsiz uçurum, kavanoz kıçlı. Uçurumun dibinde bir Yargı Gecesi: Kaynayan katran kazanları, lâl rengi ekmek sacları, üzerinde günahkârlar namaz kılsın diye. Kapıda Osmanlı gençliğinin ters yüz edilmiş zebanileri. Allah mı olur kul hakkını sormayan tanrı?

 

Eminim ki eşkiya kıyafetinde rol icabı söylememiştir Tarık, o çok anlamlı sözleri. Vasiyet olarak … Yaşlandıkça bana benziyor!

 Karar Gecesi, Kefeluka’da, Fener Lokantası’nda beyaz şarap içeceğiz Tarık’la. Ayakta bekleyecek haber yazıcıları bize hizmet için.

 Ufukta batan güneşin merhemi!