“TEK DERTLERİ MİLLİ İRADE”

Şu İslamcı Vakit tuhaf bir gazete : “Kubilay’ın torunu Ulusalcılar’a seslendi : “Dedemi rahat bırakın!” (02.01.07) diye manşet atmış. Güya Mustafa Kubilay’a göre kimi ulusalcılar dedesini kendi amaçları için kullanıyorlarmış. Zaman ve Yeni Şafak’ta da özenle yayınlandı aynı haberi.
Said Nursi’nin en yakın akrabası çıkıp “İslamcılar, siyasal İslamcılar aile büyüğümüzü kullanmasınlar!” dese, İslamcı Vakit ne tepki gösterir ? Komiklik bunlar !
Vakit’tin ürettiği komiklikler yedi düvele yetecek düzeyde. Bugünkü yazımın başlığı yaptığım 29 Aralık 2006 tarihli manşet (“Tek Dertleri Milli İrade”) de öyle…
Bu fırsattan yararlanarak “Milli irade nedir?” sorusuna bir yanıt arayalım:
***
Milli irade kavramına sağ politikacılar çok önem verirler. Ve özellikle de İslamcılar !…“Milli İrade” dedikleri zaman akan sular durur.
AKP yöneticileri milli iradeden söz ediyorlar, İslamcılar İrade-i Milliye’den söz ediyorlar, DYP’liler ya da Anavatancılar milli iradeden söz ediyorlar. Hepsinin “Milli İrade”den söz ederken düşündükleri tek şey var : Kendileri ve yandaşları. Peki kendileri ve yandaşları milli iradeyi temsil ediyorlarsa, birden fazla mı milli irade var? Yani herkesin kendi milli iradesi !
Demek ki herkesin milli iradesi kendine. Durum böyle ise, bu, milli irade diye bir şeyin olmadığı anlamına gelir.
***
Vakit gazetesi şöyle yazıyor : “Milli iradeyi hazmedemeyen çevrelerin, Meclis’in cumhurbaşkanını seçmesini engellemek için her gün yeni bir teklifle kafa karıştırma harekatı sürüyor.” (29.12.06)
Vakit gazetesine göre milli iradeyi TBMM’deki millet vekilleri temsil ediyor. Ama sadece AKP milletvekilleri değil bütün milletvekilleri. Ama o zaman AKP milli iradenin tümünü temsil etmiyor demektir. Ki öyledir !
Milli irade varsa, milli irade diye bir şey kabul ediyorsak, işin kökenine gitmek zorundayız : Milli iradeyi TBMM de temsil etmez, bütün partiler aldıkları oy oranında milli iradeyi temsil ederler. Bunun dışında bir milli irade düşüncesi oligarşiktir, diktatörlüğü işaret eder.
***
30 Aralık 2006 günü yayınlanan yazımı şöyle bitirmiştim: “Bir cümle de benden : R.T.Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmasını engelleyecek bir yasa yok. Ama bir organ nakline benzeyecek bu durumu Cumhuriyet’in ruhu, bedeni, idealleri ve zihniyet dünyası reddeder. Bu da ülke ve rejim için bir “İğneli Beşik” olur ! Böyle biline !….”
Ne demek istiyordum, istiyorum ?
R.T.Erdoğan her şeyi göze alıp Çankaya’ya çıkarsa, gayrı milli bir iradenin oligarşik zorbalığını kullanan bir diktatöre dönüşür. Ve… milli ya da gayri milli iradenin öteki parçaları bu diktatörlüğe saygı duymak gereğini duymayabilir. Çünkü kendi cumhurbaşkanları olmayacaktır. “İğneli beşik” dediğim durum, işte bu !…