TERÖRÜN MANTIĞI

Ben şiir ve edebiyat dışında kartezyen mantıklı, rasyonel kafalı bir adamım: Kürtçülere göre Kürt sorununun çözümlenmesi için tek bir yolu vardır: Bölünme ve bağımsız Kürt devleti. Geçiş güzergâhında özerk bölge ve federasyon oluşumu da olabilir.
Herkes geveliyor, ama ben temel soruyu soracağım: Amaç bağımsızlık değilse PKK neden silâhlı mücadele yapıyor ve neden silâh bırakmıyor? Spor için mi?
***
31 Mayıs 2010 tarihli Taraf gazetesinde Neşe Düzel’in Diyarbakır Barosu eski Başkanı Sezgin Tanrıkulu ile yaptığı “Kürtler Batı’da evlerini satıyor” başlıklı bir söyleşi yayımlandı.
Sezgin Tanrıkulu haklı olarak AKP hükümetinin iktidarda bulunduğu süre içinde ve son açılım girişimi sırasında olumlu bir adım atmadığını ileri sürüyor. Ve bazı talepleri dile getiriyor. Ancak taleplerinin içeriğini kesinlikle açıklamıyor:
1. “…bu anayasa değişikliği Kürtlerin de desteği alınarak yapılabilirdi. Mesela vatandaşlık tanımını değiştirebilir ve bu da referanduma sunulabilirdi” diyor.
-Bence böyle bir talepte bulunan taraf, çevre ya da kişi yeni vatandaşlık tanımını da kaleme alıp açıklamalıdır. Böyle bir tanım talep eden taraftan gelmelidir. O zaman hükümet kendi konumunu belirler.
2. “Barışın olabilmesi için önce çatışma ortamını sona erdirecek adım atılmalı ve operasyon durdurulmalı” diyor.
-PKK silâh bırakıp güvenlik ortamı sağlanmadan TSK operasyonları bırakırsa, bunu fırsat bilen PKK stratejik bölgelerde mevzilenip, ülke içlerine sızma olanağı bulmaz mı? Hükümet ve TSK silâh bırakmamış PKK’ya ve Kürtçülere nasıl güvenecek? TSK’nın operasyonları durdurmasını isteyenlerin, taleplerinin doğurduğu, doğuracağı kuşkuları giderebilecek kanıtları var mı?
3. “Vatandaşlık tanımı ve anadilde eğitim gibi düzenlemeleri getirmelidir” diyor.
-“Vatandaşlık tanımı”nı yukarıda ele aldım. Sezgin Tanrıkulu’nun “anadilde eğitim”den ne anladığını bilmiyorum. Anadilde eğitim, ancak özerk bölgede ve federatif düzende mümkün olabilir. Eğer özerk bölge yönetimi ya da federatif düzen istenmiyorsa “anadilde eğitim” yerine “anadilin özgürce öğrenilmesi” talebi ileri sürülmelidir.
4. Memlekette “Bu durum ilelebet mi sürecek? Eğer bu durum büyük bir çatışmayla ya da savaşla bitecekse, öyle bitsin” diyenler varmış. Sezgin Tanrıkulu öyle diyor.
-Böyle bir durum varsa yandık. Artık kimse üniter devletten, birlik ve beraberlikten, tek vatan ve tek bayraktan söz edemez.
***
Daha önce de yazdım: PKK ve Kürtçüler taleplerini en üst düzeyde tutarak yazılı olarak açıklamalıdır. Muhatapları ile müzakere etmenin tek yolu budur. Silahlı mücadele değildir. İskenderun saldırısı, yeni bir vatandaşlık tanımı için mi yapıldı? Güldürmeyin beni.
Evet, bir başka dünya mümkündür!