TERSİ VE YÜZÜ

Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman dikkatle izlediğim bir İslamcı yazardır. Takiyeye asla başvurmaz, harbî ve dobradır. 07.08 2011 tarihinde “Tahammül mü hoşgörmek mi?” başlıklı bir yazı yayımladı, yer yerinden oynadı. Oysa hep bu türden yazılar yazar. Bizim tek kafalı yazıcıların yeni haberi oldu. Örneğin 17, 18, 20, 24 ve 25 şubat günlerinde “İslamcılık” çevriminde yazılar yayınladı: “Türkiye örneği siyasi İslam ve İslamcılık”, “İslamcılar değişti, İslamcılık bitti mi?”, “İslamcılar ve siyaset”, “İslamcıların hedefi”, “İslamcılar ve Demokrasi”.
Dünya Müslümanlarının bir türlü içinden çıkamadığı sorular ve sorunlar. Benim de üzerine yazılar yazdığım, zaman zaman Prof.Karaman’la tartıştığımız önemli konular. Okuyacağınız bu yazıyı Mart ayında yazmıştım. Yazı programı değişti, kısmet bugüne imiş.
***
Yukarıda adını verdiğim bu beş yazıdan üç cümle seçeceğim bugün:
H.Karaman:-“Türkiye’de laik demokratik cumhuriyete geçiş Müslüman halkın hür iradesiyle olmadı. Dayatma ile oldu, radikal bir laiklik uygulanıyordu, dünya ve ülke şartları elverince halk, bu sistemi getiren ve devam ettiren partiyi iktidardan uzaklaştırdı ve gerek ferdin ve gerekse toplumun hayatında – mevcut ülke ve dünya şartlarında olabilecek kadar – dine yer verdi, veren kadroları iktidara getirdi. Türkiye’de bu süreç bitmiş değildir ve halkın çoğunluğu daha fazla din hürriyeti istemektedir.” (17.02.2011)
Ö.İnce: -Laik demokratik cumhuriyete geçiş için halk oylaması yapılmadı ama buna TBMM’de milletvekillerinin karar verdi. H.Karaman, “İş Müslüman halka kalsaydı laik demokratik cumhuriyeti tercih etmezdi” demeye getiriyor. Ben de “O zaman hali öteki Müslüman milletlerden bin beter olurdu” diyorum. H.Karaman’a göre halkın çoğunluğu daha fazla din hürriyeti istemekteymiş. Laik toplumda dinsel çoğunluk olamaz, çokluk olur!
***
H.Karaman: – “İslamcılık, öteki dinler ve ideolojilere karşı İslam’ı koyma, savunma, yaşama, koruma ve yayma davasıdır” (20.01.2011) diyor.
Ö.İnce: -Demek ki laik ve demokratik bir toplumda İslamcılığın barış içinde birlikte yaşaması, başka dinlere eşit özgürlük tanıması mümkün değildir. İslamcılık totaliterdir, mutlakiyetçidir, demokrasi ile bağdaşamaz!
H.Karaman: -“Şüphe yok ki liberal demokrasilerdekine nisbetle (hak ve hürriyetler) daha sınırlı olacak, İslam nüfusunun büyük bir çoğunluğu veya hakimiyetini temsil ettiği bir devlette umumi ahlak anlayışı farklı olacağı ve bunun da kamu düzeni ile ilgili bulunduğu göz önüne alınırsa –en azından- İslam ahlakına aykırı davranışların kamuya açık alanlarda icrasına kısıtlama gelecektir.”
Ö.İnce: -Hayrettin Karaman İslamî demokrasilerde hak ve hürriyetlerin, çağdaş demokrasilerle uzlaşması olanaksız sınırlarını çiziyor. Oysa, demokratik ve çoğulcu bir toplumda her din kendi yoğunluk ve çoğunluğunu unutmak zorundadır. Dini hep birlikte (kolektif) yaşama zihniyeti dinlerin ortaçağlarına özgü bir tutkudur. Dinler bireyselleşmeden, kendileri ve dindarlar demokratikleşemezler ve demokrasiyi anlayamazlar. Dolayısıyla, İslam kamusal alandan camiye çekilmeden, Müslümanların çokluk olduğu bir ülke demokratikleşemez, özgürleşemez. Bu gerçek ve doğruları itiraf ettiği için Hayrettin Karaman’a teşekkür etmeliyiz.