TÖREDİR, SUİKASTÇİ ÖLDÜRÜLÜR

Rusya Federasyonu Büyükelçisi’nin öldürüldüğü günün gecesinde AKP milletvekili Burhan Kuzu, bana göre, hayatında ilk kez doğru bir şey söyledi ve “Saldırgan keşke öldürülmeseydi” dedi. Ama töredir: Örgütlü suikastlerde suikasti yapan kişi canlı yakalandığında konuşmaması için kendi örgütü tarafından mutlaka öldürülür. Bu işi yapacak ikinci bir tetikçi vardır olay yerinde. Kennedy suikastinde sanık Oswald’ın öldürülmesini hatırlayın. Suikastçi kurtulup kaçamazsa mutlaka öldürülür. Gerçek olaylardan, romanlardan ve filmlerden gelen ilhamla, olayın ilk görüntülerini televizyonda  görür görmez, Ülker’e “İnşallah öldürmezler!” dedim.

Suikastlerde en önemli kanıt ve bilgi kaynağı bizzat eylemin failidir. Bu nedenle israf edilmemesi, korunması gerekir. Şimdi 20.12.2016 tarihli Hürriyet gazetesinden olayın oluş akışını aktaralım:

[RUSYA’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, büyükelçiliği ile Çankaya Belediyesi’nin işbirliğiyle düzenlenen “Gezgin Gözüyle Kaliningrad’dan Kamçatka’ya Rusya” konulu fotoğraf sergisinin açılışına katılmak için Çağdaş Sanatlar Merkezi’ne geldi. Saat 18.30’da açılışı yapılan sergide Büyükelçi Karlov, konuşma yapmak için kürsüye çıktı. Saat 18.56’da arkasında duran siyah takım elbiseli, kravatlı bir kişi önce havaya ateş açtı, ardından Büyükelçi’yi hedef alarak arkadan 4 el ateş açtı. Ensesine ve sırtına 4 kurşun isabet eden Karlov, kanlar içinde sırtüstü yere yığıldı. Saldırgan yerde yatan büyükelçiye 2 el daha ateş açtığı öğrenildi. Sergideki davetliler etrafa kaçışarak kendilerini yerlere attı.

Elinde silahla Altıntaş, önce Arapça El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’nin sloganı “Biz cihada biat edenleriz” diye bağırdı. “Allah’u ekber” diyen Altıntaş ardından Türkçe, “Halep’i unutmayın, Suriye’yi unutmayın. Beldelerimiz güvende olmadıkça sîzler güvenliği tadamayacaksınız. Beni buradan ancak ölüm alır. Bu zulümde payı olan kim varsa hepsi tek tek hesabını verecek” diye bağırdı. Saldırgan bu sırada sergideki sivilleri dışarıya çıkarttı ve büyükelçinin başında beklemeye devam etti.

Saldırgan, olayın ardından Karlov’a müdahale edilmesine izin vermedi. Büyükelçi’nin içeride ağır yaralı olduğu haberlerinin gelmesi üzerine özel harekât ekibi, keskin nişancılarla gelerek operasyon başlattı. Özel harekât ekibi, saldırgana silahını bırakıp teslim olmasını istedi. Saldırganın, “Ben buradan ölmeden teslim olmayacağım” diyerek ateş açmaya başladığı öğrenildi. Yaklaşık 15-20 dakika süren çatışmanın ardından suikatçı Altıntaş, Büyükelçi’nin yanında öldürüldü. Büyükelçi Karlov’a ilk müdahale olay yerinde yapıldı, kalp masajı ile hayata döndürülmeye çalışıldı. Ancak bilinci kapalı halde yakındaki Güven Hastenesi’ne götürüldü. Karlov’un olay yerinde hayatim kaybettiği açıklandı.

Saldırganın polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş olduğu belirlendi. 24 Haziran 1994 Aydm Söke doğumlu, Manisa Şehzadeler nüfusuna kayıtk Altıntaş’ın Söke Cumhuriyet Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra, 2012’de İzmir Rüştü Ünsal Polis Okulu’na girdiği, mezun olduktan sonra ise çevik kuvvet polisi olarak göreve başladığı öğrenildi. Altıntaş’ın 2.5 yıldır Ankara Emniyet Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görev yaptığı belirlendi.]

Suikastçı Altıntaş, önce Arapça El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’nin sloganı “Biz cihada biat edenleriz” diye  bağırmış, sonra “Allah’u ekber” diyen Altıntaş ardından Türkçe, “Halep’i unutmayın, Suriye’yi unutmayın. Beldelerimiz güvende olmadıkça sîzler güvenliği tadamayacaksınız. Beni buradan ancak ölüm alır. Bu zulümde payı olan kim varsa hepsi tek tek hesabını verecek” diye bağırmış.

Bu sahneden çıkartacağımız iki sonuç var: 1. Suikastçı bir Al Nusra militanı; 2. “Beni buradan ancak ölüm alır” demiş ki eyleminin sonunda ölmeye kararlı olduğu belli… Öldürülmezse, intihar edecek. Bunun için kendisine “Teslim ol!” ihtarında bulunan keskin nişancılarla sonucu belli bir çatışmaya giriyor. Yani keskin nişancıları tuzağa düşürüyor ve kendini öldürterek amacına ulaşıyor.

Profesyonel silahşör olması gereken keskin nişancılar işte bu tuzağa düşmemeli ve onu yaralayarak yakalamalıydılar. Acaba aralarında saldırganı yok etmekle görevli tetikçiler de mi vardı? Olayın oluşum öyküsü beni böyle düşünmeye zorluyor. Sağ  ele geçirilseydi, şimdi ailesinden, şundan bundan bilgi almak zorunda kalınmazdı. Kuklacıyı bulmak çok zor artık.

Olay akşamı, Haber Türk televizyonuna bağlanan bir gazeteci (?!),  suikastçı Altıntaş’ın Fetöcü olduğunu yemin billah ederek iddia etti. Bilemem! Katil Al Nusra selamı çakıyor; gazeteci onun Fetöcü olduğunu iddia ediyor.

Katil Altıntaş neci olursa olsun, bu adam Fetöcü olsa da AKP dış politikasının ürünü, Al Nusracı olsa da öyle. AKP, PKK’nın kurulmasından sorumlu değil ama iktidara geldiğinden bu yana PKK’nın eylemlerinden sorumlu. Ama FETÖ ile İŞİD ve AL NUSRA’nın  ebeliğini yaptı.

1923 Cumhuriyeti’ni gözden çıkarmış olan AKP, içine bilerek girdiği cehennemden kendi devletini kurarak çıkamaz. Buna ne Türk halkı ne de karşılarına geçip “Eyyyyyt!” diye meydan okuduğu düvel-i muazzama izin verir. Türkiye parçalanırsa, ona “Sırtlan Payı” bile kalmaz!

ÖZDEMİR İNCE

20 ARALIK 2016