TRT BİRKAÇ KEZ SUÇLUDUR !

Galiba 1976 yılı olmalı. TRT Televizyonu’nda müdür Erhan İmset’in odasında günün programını görüşüyoruz. Ben Öndenetim ve Redaksiyon Müdürü’yüm. Bir gün sonra İran Şahı Rıza Pehlevi ve eşi Ferah Diba Ankara’ya geliyorlar. Farah Diba ile söyleşi yapmak için birini bulmak gerek, yoksa benim üzerime kalacak. Fransa’dan yeni gelen Seynan Levent (Sezgin)’i buldum. Böylece Seynan’ın televizyonculuk mesleği başlamış oldu.
Sonra sıra günün yayın akış planına geldi. Baktım : Haber sonrasına “Pembe İncili Kaftan” konmuş. Başımdan aşağıya kaynar su dökülmüş gibi oldu ve “Olamaz !” diye bağırdım. Erhan İsmet, şaşkınlıkla ve dalga geçerek “Ne oldu şair ?” diye sordu. Anlattım:
***
“Pembe İncili Kaftan”, TRT Televizyonu’nun Ömer Lütfü Akad’a 1975 yılında yaptırdığı Ömer Seyfettin öykü filmlerinden biri. Öykünün konusu : İran Şahı’na elçi olarak giden Osmanlı elçisi Muhsin Çelebi’nin öyküsü: Muhsin Çelebi Şah İsmail’in huzuruna çıkar, Padişahın mektubunu öperek Şaha uzatır. Ayağı öpülmeyen Şah sapsarı kesilir. Muhsin Çelebi sağına soluna bakar ve oturacak bir şeyin olmadığını görür. Bunun onu ayakta bekletmek amacıyla düzenlendiğini düşünerek o göz kamaştıran kaftanını tahtın önüne serer ve üzerine oturur. Şah,vezirleri, komutanları şaşırırlar. Muhsin Çelebi gür sesiyle: Padişahının hiçbir padişah karşısında eğilmeyeceğini ve dünyada Türk Padişahı kadar soylu bir padişahın olmadığını söyleyerek huzurdan izin istemeden ayrılır. Kapıdan çıkarken Şah’ın askeri kaftanı arkasından getirir.Muhsin Çelebi sesini yükselterek “Bir Türk asla yere serdiği şeyi sırtına koymaz” diyerek oradan ayrılır.
***
İran Şahı ile Şehinşah Farah Diba’nın Ankara’yı resmen ziyaretlerinden bir gün önce Türkiye devlet televizyonun bu filmi gösterdiğini düşünsenize. Yöneticilerin meslek hayatı sona ereceği gibi Türkiye-İran ilişkileri dinamitlenmiş olurdu. Yayından kaldırdık.
Sözü TRT’nin yayınladığı “Ayrılık” adlı diziye getirmek istiyorum. Dünyanın her televizyonunda bir programın yayınında izlenen yöntem birbirine benzer. Evde DVD seyreder gibi film yayınlanmaz televizyonda..
Türkiye, İsrail’in Gazze zulmunü protesto edebilir ama TRT Dışişleri’nden izin almadan “Ayrılık” dizisini yayınlayamaz. Yapımcı ister kendisi, ister özel bir şirket olsun !
***
Türkiye ile İsrail arasında kriz yaratan “Ayrılık” dizisi için özür arayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu “Türkiye sansüre dayalı bir ülke değil” (Milliyet, 17.10.09) diyor. Ama böyle derken baltayı taşa vurduğunun farkında değil. Banu Avar’ın Suriye (Sınırlar Arasında) programı Dışişleri Bakanlığı’nın talimatlı ricası üzerine yayından kaldırılmadı mı ?
Dışişleri Bakanı devam ediyor : “TRT özerk kurumdur, benim anladığım kadarıyla bu diziyi yapan da özel bir şirkettir. TRT, o özel şirkete bu diziyi yaptırmıştır. Bu tamamen o yayın politikaları içinde değerlendirilecek bir husustur” diyor.
Hayır sayın bakan, bilmediğiniz işlere karışmayın. Yapımcı özel şirket de olsa film TRT ilkelerine ve mevzuata göre metin (senaryo) ve görüntü denetimi yapılmadan yayınlanamaz. Özerk olduğunu iddia ettiğiniz TRT Türkiye’nin genel çıkarlarına, dış politikasına aykırı yayınlar yapamaz. İsterseniz, TRT Kanunu (Madde:.24) ile TRT Kuruluş ve Görev Yönetmeliği’ni okuyun. İşin uzmanı olarak diyorum ki :TRT “Ayrılık” dizisi dolayısıyla suçludur !