TÜRBAN VE GÖSTERGEBİLİM

Hacettepe Üniversitesi Araştırma Görevlisi Görkem Birinci bir makale taslağı gönderdi bana. Türban olgusunu göstergebilim (semiotik) açısından inceliyor. Ben de birkaç yıl önce Bir Gösteren Olarak Türban başlıklı bir yazı yayınlamıştım Hürriyet’te (2 Ocak 2003). Yazı daha sonra “Yedi Canlı Cumhuriyet” (Cumhuriyet Kitapları, 2004. S.20) adlı kitabımda yer aldı. Görkem Birinci’nin metninden aktarıyorum :
***
“Ernst Cassirer ‘insan sembolleştiren hayvandır’ demişti. İnsanın ayırıcı özelliği onun salt akıl sahibi olması değil sembolleştirmesidir. Göstergebilimin (Semiotik), konusu da genel olarak semboller, simgeler vb. dir. Göstergebilimin kurucularından Ferdinand de Saussure, bir sembolün iki temel unsurundan bahseder. Bunlardan birincisi gösteren (signifier), ikincisi ise gösterilen (signified). İnsan dünyasında, konuştuğumuz dil, harfler, rakamlar, sayılar, trafik levhaları vb. sayısız sembol mevcut. Örneğin, Nazilerin “gamalı haç”ı (Swastikası) bir “gösteren”, onların ideolojisi de, yani nasyonal sosyalizm (ve bu çerçevede bütün yapıp etmeleri) bir “gösterilen”dir.
Konuyu getirmek istediğim nokta: türban. Türbanın bir sembol –siyasi bir sembol- olduğunu hemen herkes kabul ediyor (sizin bugünkü yazınızda İnsan Hakları Mahkemesinin kararında değindiniz gibi). Yani bir “gösteren” olarak türban. Sorun ise, neyi gösterdiğidir, bir dünya görüşünün sembolü olduğu açık. Hollanda’da türbana ilişkin bir çalışma yapan bizim bölüm hocalarından birinin yüzyüze görüşmelerle ulaştığı sonuç, türbanı orada takanların (özetle) onu bir namus sembolü ve dini inancının göstergesi olarak görmeleridir. Yani türban orada, erkekleri kendilerinden –taktığı türban nedeniyle dini bütün bir Müslüman kadın olarak değerlendirilmesine yol açtığından- uzak tutmaya yarayan dini bir semboldür. Dinler de, yapısı gereği sadece kişi ile Tanrı arasında yaşanmaz, malum, kişinin yaşamının bütün alanını düzenleme iddiasındadır. Totaliter bir yapısı vardır.
Yani türban konusu basit bir örtünme konusu değildir. Türbanın neyi gösterdiğinin açık bir şekilde ortaya konması gerekir. Bunun tespiti yapılabilirse eğer, türban sorunun çözümü de kolaylaşır ve tartışmalara açıklık kazandırır. Türbanın neyi gösterdiğinin tespiti de en kolay olgulara bakılarak yapılabilir bana göre.
Acaba eşi orak-çekiç sembollü bere takan bir kişi cumhurbaşkanı olabilir mi? Ya da eşi inancı gereği Budist rahipler gibi giyinen bir kişi?”
***
Türban’ın bir gösteren simge olarak neyi gösterdiğini anlamak için yapmamız gereken ilk işi yapalım ve geleneksel baş örtülerini türbandan ayıralım. Ayırdıktan sonra, türbanlanma sürecini incelediğimiz zaman siyasal dürtülü bir militanlaşmayla karşılaşırız. Sonra karşımıza Milli Selamet Partisi ve öteki Milli Görüş partileri çıkar.
Bir gösterge olarak türban, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Milli Görüş Partileri’nin ideolojisini göstermektedir. Bu gerçeği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de onayladı.
Türban, Nilüfer Göle’nin pazarlamak istediği gibi “Modern Mahrem” olarak algılanamaz. Bilgisayar ve mikroskop kullanan, doktorluk ve CEO’luk yapan kadının başındaki türban çağdaş laik birey ve toplumu değil, modern teknolojiden yararlanan parçalanmış bir birey ile totaliter bir İslami cemaati gösterir.