TÜRK HARF DEVRİMİ HAFTASI

1 Kasım 1928 günü “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki” hakkındaki yasa kabul edilmişti. Bakalım bu mutlu günü AKP hükümeti anımsayacak mı ?
İrtica ve Cumhuriyet düşmanlarına göre, halkı geçmişinden kopartan, geçmişsiz, tarihsiz ve kültürsüz bırakan bir yasadır bu ! Ama hiç düşünmezler ki, halkın kaçta kaçı okuma ve yazma biliyordu, İstanbul’da ve Anadolu’da kaç kütüphane ve bu kütüphanelerde kaç kitap vardı, bu kitaplardan kaçı bilim ve ilim kitaplarıydı ?
Bu soruların yanıtlarını bilmesi gereken çağdaş tarihçilerden adlarını anmaya bile tenezzül etmediğim bazıları, günümüzde bile, harf devriminin halkımıza sorulmadan, tepeden inme yapıldığını ileri sürerler. Utanmadan !
***
1928 yılında, bütün ülkede okuryazarlık oranı yüzde 10,6 idi. Her yüz kadından sadece 5 tanesi okuma yazma biliyordu. Diyeceksiniz ki şimdi de okuryazarlık oranı yüzde yüz değil. Doğrudur, ama bunun sorumlusu Cumhuriyet değil, 1950’den bu yana ülkeyi yöneten hükümetler, özellikle de sağcı ve muhafazakar hükümetler.
***
Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey’in “Bir Zamanlar İstanbul” adlı anılar kitabını okudunuz mu ? Yeni basımı yapılmadıysa belki sahaflarda bulursunuz.
“Çok eski zamanlardaki üstünlüğümüzü niçin yitirdik ?” sorusunu şöyle yanıtlıyor Ali Rıza Bey: “Ne yazık ki, memleketimizin okumuş insanları geçim kaygısı ile ilkokul öğretmenliğini kabul etmemişler, bu yüzden ilkokul çağındaki çocuklar okulsuz kalmışlardır. Üsküdar tarafında 115, Galata civarında 130 ve İstanbul tarafında 300 okul varken, bunların içinde ancak 10 okulda öğretmen bulunabiliyordu… Vaktiyle medreselerimizde bunca hekim ve bilimadamı, sanatkar yetiştirilmiş olduğu halde, sonraları bu bilgiler yerine din bilgisi öğretilmeye başlamış, ilim ve fen Avrupa’da ilerledikçe bizde unutulmuştur.”
Kitaba önsöz yazan Niyazi Ahmet Banoğlu, anıların “Onüçüncü Asrı Hicride İstanbul Hayatı” başlığı ile Peyam Sabah ve Alemdar gazetelerinde 1922 yılında Arap harfleri ile yayınlandığını bildiriyor.
***
Şimdi de Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yeni Türk harflerinin kabulü nedeniyle TBMM’de yaptığı konuşmanın bazı bölümlerini anımsayalım:
“Efendiler, Türk harflerinin kabulü ile hepimize, bu memleketin münevver ve yetişkin evlatlarına mühim bir vazife düşmektedir. Bu vazife milletimizin bütünüyle okuyup yazmak için gösterdiği şevk ve aşka bilfiil hizmet ve yardım etmektir.
Hususi ve umumi hayatımızda rast geldiğimiz okuyup yazmak bilmeyen erkek, kadın her vatandaşımıza öğretmek için istekle atılalım.
Bu milletin asırlardan beri bir türlü hal olunmayan ihtiyacının birkaç sene içinde tamamen temin edilmesi müstesna bir muvaffakiyettir. Hiçbir muzafferiyetle mukayese edilemeyen bu muvaffakiyet vatandaşlarımızı cehaletten kurtaracak pek mühim bir iştir. Bu inkilap mevcudiyetimizi ihya etmiştir.”
***
“Tarihimizle yüzleşmek” fesatçılığı ile Cumhuriyet devrimlerini hedef tahtası getiren güruhun inadına, “1 Kasım” günü, bir gün, “Yazı ve Kültür Bayramı” olarak kabul edilecektir.
(ÖNEMLİ NOT: 28 ekim tarihli “Genel Kurmay Başkanlığını Ne Yapmalı?” başlıklı yazımda adı geçen “Prof.Dr.” Mustafa Kahraman değil Mustafa Erdoğan’dır.)