TÜRK-İSLAM MAHALLE BASKISI YORUMUNA KATKI

Farkında mısınız, “Dinozor(lar)”, “Laiklik elden gidiyor paranoyası”, “Bölünme paranoyası” gibi karakuşî değerlendirmeler hemen hemen kalmadı medya âleminde. Çünkü gerçeklerin Osmanlı tokadı, böyle yazanların enselerinde epeyce boza pişirdi.
Cumhuriyeti ve devrimleri savunmanın dinozorluk olmadığını, laikliğin epeycesinin elden gittiğini, gerisinin de gitmekte olduğunu, eskiden üstü kapalı olan bölünme taleplerinin kabak çekirdeği gibi açıldığını gördüler, duydular, (anladılar diyemeyeceğim) kafalarına dank etti.
Bildik terminoloji kullanılmasa da Prof.Dr.Binnaz Toprak’ın “Türkiye’de Farklı Olmak : Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileşenler” araştırması karşısında da oyun bozanlık ettiler. Kim bunlar ? İslamcılar, Türk-İslam sentezcileri, neo-liberaller, yeni mürteciler , yani, Cumhuriyet ile şu ya da bu bakımdan kan uyuşmazlığı olanlar ve bir de marazlılar…
***
AKP ve bütün Milli Görüş partilerinin fidanları Demokrat Parti, Adalet Partisi, Yeni Türkiye Partisi, ANAP limonluklarında yetiştiler. Bu olayı, Doğan Yayıncılık tarafından yayınlanan “Yazmasam Olmazdı” ve “Mahşerin Üç Kitabı” adlı kitaplarımda “merkez sağın trajedisi”, “merkez sağın komedisi” bağlamlarında kaç kez yazmışımdır.
1950-2000 tarihleri arasının, avukat ve politikacı olarak, canlı tanıklarından Hüsamettin Cindoruk’un Prof.Dr.Binnaz Toprak’ın araştırmasını değerlendirmesi son derece önemli. Enver Aysever’in Hüsamettin Cindoruk ile yaptığı söyleşi 4 ocak 2009 tarihli Akşam gazetesinde yayınlandı. Şimdi bu söyleşiden birkaç alıntı yapalım:
“Anadolu’da Cumhuriyetçi gelenek ve değerlere baskı var. AKP’nin siyaset yapma hakkına hep saygı duymuşumdur. Bir muhafazakâr partinin olması Türkiye’de siyaseti zenginleştirir. Bütün sıkıntı AKP’nin iktidara geldikten sonra temeli Osmanlı’dan gelen dinci hareketi zorla yerleştirmek istemesidir.”
“Türkiye’de yeterince Süryani, Ermeni, Musevi vatandaşlarımız var ama onların direnci yetmez. Çoğunluğu Müslüman olan insanların laikliği benimsemesi gerekir. Laiklikle Müslümanlığın çatıştığı da doğrudur.”
“1991-1995 arası ben Meclis Başkanlığı yaparken (Abdullah) Gül Parlamento’daydı. Laiklik karşıtı çok önemli konuşmalar yapmıştır.”
“AKP, toplum mühendisi değil, toplum anarşisti diyorum ben bunlara. Açıyorsunuz gazeteleri her gün bir bakan, belediye başkanı, AKP’li bir arkadaşımız dini bir konuda hüküm kesiyor.”
***
Mine Şenocaklı’nın yazar ve politikacı Ayşe Böhürler ile yaptığı söyleşi 5 Ocak 2009 tarihli Vatan gazetesinde yayınlandı. Ayşe Böhürler temel görüşünü şu cümle ile özetliyor :
“Artık eşitleniyoruz ! Daha önce laikler inanılmaz derecede üst muamele görmeye alışmışlardı. Şimdi herkes eşit vatandaş oluyor.”
Ayşe Böhürler’in bir İslamcı olarak gerçekleri doğru değerlendirmesi çok zor. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nde laikler hiçbir zaman Anayasa ve yasaların koruması dışında hiçbir ayrıcalık istemediler. O Anayasa ve o Anayasa’nın 174 maddesi tarafından korunan Devrim Yasaları’na karşın ve AKP’nin kayırması ile Ayşe Böhürler cemaati inanılmaz derecede üst muamele görüyor. Laiklik legaldir ! Dolayısı ile yasal bir eşitlenme söz konusu değil, olamaz. Ayşe Böhürler’in mensup olduğu cemaatin ideolojisi yasalar tarafından mahkûm edilmiştir.