TÜRK SOLU’NUN SERANCAMI ÜZERİNE (2)

HALKIMIZIN İŞLERİ

Türkiye’de sosyal devleti hor gören, Fransa’daki sosyal devletçileri geri zekalı bulan gazete yazarları var. Onlara göre ulus devlet, sosyal devlet sona ermiştir. Her koyun kendi bacağından asılır. Artık ultraliberal çağ, Calvin’ci (Kalvenci) çağ başlamıştır.
Devletin sosyalliği zaman aşımına uğradığına göre, dinin sosyalliği başlayabilir, “zekat market” zincirleri kurulabilir. Amaç emeğin hakkı yerine iane ve sadakayı geçirmek, insanın insan onurunu iki paralık etmek.
Son Fransa olayları yalancıların mumunu söndürdü söndürmesine ama Türkiye’de işler çok zor! Bakın neden?
***
27 Mayıs 1960’a kadar Türkiye’de sol düşüncenin örgütlenmesine izin verecek bir yasal ortam bulunmadığı gibi halkın geleneksel zihni de solu reddetmeye koşullanmıştı. (İsteyenler, Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinin 45.faslı olan “Mazdek’in ayaklanması, onun dini ve Adil Nuşirevan tarafından öldürtülmesi”ni okusunlar.)
27 Mayıs 1960 askeri darbesi bir sol darbe değildi. Ancak hazırladığı Anayasa solun önündeki engellerden bazılarını kaldırmıştır.
27 Mayıs 1960 ile 12 Mart 1971 arasında sol biraz soluklanmış olsa da Türkiye İşçi Partisi halk tabanında yaygınlaşmak olanağı bulamamıştır.
İşçiler, köylüler ve aydınlar tarafından kurulan ve Anadolu örgütü işçi-köylü tabanına yaslanan bir partinin halkı tanımadığını ileri sürmek mümkün mü?
Önceden sanılanın aksine TİP neden halk tabanı bulamamıştır kendine, Türkiye’de solla ilgilenen önyargıdan uzak mütevazı bilim adamları bu noktayı mutlaka incelemelidir.
Yasal engeller, polisiye engeller, dönemin Adalet Partisi iktidarının çevirdiği fesatlar ve dolaplar kuşkusuz etkili olmuştur, ama dinsel inançların, inançlar arasındaki sürtüşmelerin payı ve ateşinin sönmesindeki ayrılıkçılık fesadının etkileri mutlaka incelenmelidir.
***
Bir süre önce gene sol üzerine yazdığım bir dizi yazıda sormuştum: Sol neden Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz, Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya ve İngiltere’de iktidar olabiliyor ya da güçlü bir muhalefet cephesi işletiyor ?
Ama Türkiye’de iktidar olamaması, güçlü muhalefet kuramaması alay konusu oluyor.
Suç Türk solunda mı, Türk solunun parti ve kadrolarında mı ?
Yoksa Türk halkı yukarda adını verdiğim ülkelerin halklarından daha aşağı bir düzeyde mi ?
Sol mu oy alamıyor yoksa halk mı sola oy vermiyor. Çünkü ikisi aynı şey değil!
***
İlerdeki yazılarımda konuyu iyice açacağım, ama şimdilik bir giriş yapalım:
Sol partiler ve politikacılar halkı tanımıyor değiller. Sağ muhafazakar ve dinci partiler ne kadar tanıyorlarsa onlar da tanıyorlar!
Türkiye’de dünyanın en iyi sol parti programını kaleme alacak siyaset bilimciler, iktisatçılar var. Bir haftada dünyanın en iyi program metnini hazırlayacaklarına, açıklayıp savunabileceklerine inanıyorum. Ancak halk ile gerçeklerin arasında bir Zülkarneyn duvarı (Kuran: 18:83-97) vardır. Bu duvarı mafyalar ve tarikatlar delebilirler ama ne Marx, ne Engels, ne de Mao aşabilirler, aşabiliyorlar !