TÜRK SOLUNUN SERENCAMI ÜZERİNE (4)

KENDİNİ İŞÇİ YAPMAK

Sol, sağ, orta, liberallik, bunların aşırılıkları ve ılımlı halleri bir konumdur, bir zihinsel ve ruhsal koşullanmadır.
Jean-Paul Sartre, “Situations, II”de (Gallimard, S.27) “İnsan bir ‘durum’dan ibarettir: Bir işçi, bir burjuva gibi düşünüp duymakta özgür değildir, ama bu durumun gerçek ve bütün bir insan olabilmesi için, yaşanması ve belli bir amaca doğru aşılması gerekir…//… Hayır, işçi burjuva gibi yaşayamaz, bugünkü toplumsal düzen içinde, ücretlilik durumunu sonuna kadar yaşaması, çekmesi gerekir. Bundan hiçbir kaçış yolu, başvurulacak hiçbir ‘merci’ yoktur. Fakat insan bir ağacın ya da taşın varolduğu gibi varolamaz: İşçi, kendini işçi yapmalıdır.”
***
Fransa’da, işverene, 27 yaşından küçük işçiyi gerekçe göstermeden işten çıkartma yetkisi veren yasaya karşı çıkan işçi + öğrenci dayanışması yukarda sözü edilen durum bilincinin çok somut ve güncel bir tanığı.
Fransız işçisi kendini işçi yapmıştır, çünkü kendini işçi konumuna bağıtlayan toplumsal koşulların bilincindedir, bireysel çaba ile bu konumu değiştiremeyeceğinin farkında olduğu için de sınıf bilincine sahiptir. Sahip olabilir.
***
Bir Fransız Basklısı, Pirene dağlarından yola çıkıp Paris banliyölerinin dışında herhangi bir toprak parçası (başkalarına ait özel, kamusal, vakıf, vb.) üzerine bir gecekondu dikemez. Dikemeyeceği için de iş orada biter. Ama biz devam edelim ve diktiğini farz edelim: Gecekondusunu elektrik, su, telefon bağlanamaz, yol yapılamaz, otobüs servisleri konulamaz, cadde ve sokaklarda, metro kapılarında izinsiz ve vesikasız işportacılık yapamaz, kaçak işçi (göçmenler ve kaçaklar dışında) olarak çalışamaz, bir işte çalışıyorsa, sigorta ve vergi öder, kazancı ne olursa olsun (sağlık için) yeşil kart alamaz, sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için vergi ve sigorta ödeyen vatandaş olması gerekir. Fransa’da da rüşvet elbette vardır ama her ilde ve beldede bir Dibo şirketi kurulamaz.
Bunları yapamadığı için de kendini işçi gibi hisseder, işçi olur, işçi sınıfının kaderine eklemlenir.
***
Şimdi Türkiye’yi düşünelim. Fransa’da, Paris’te, Lille’de olamayan işler Türkiye’de, İstanbul’da, Hatay’da her gün oluyor, olmakta. Böyle bir ortamda bir insanın kendini işçi yapması, işçi olarak tanımlaması ve işçi sınıfının politik bilinciyle hareket etmesi mümkün müdür?
Fransa’da mümkündür! Belki artık Fransız Komünist Partisi’ne oy vermiyor, ama yerinin solda olduğunu biliyor. Hala ruhunun ve beyninin bir yerinde 1871 Paris Komünü’ne bir akrabalık saygısı var.
***
27 Mayıs döneminde bile kovuşturulmuş bir ideoloji, işçi sınıfı bilincinden yoksun bir Müslüman toplumunda başarılı olamıyor diye sol partiler ve politikacılarla dalga geçmek vicdansızlık ve haysiyetsizlikten başka bir şey değildir.
Bunu sol düşmanı zevzekler kadar, gerçekçi solcular da düşünmelidir!