TÜRKEYE’NİN TEMELLERİ

Azerbeycan yolunda “kritik” açılmalar yapan Cumhurbaşkanı Gül “Devlet terörle masaya oturmaz, pazarlık yapmaz ama kurumları vardır. Devlet organları ne yapacağını bilir” demiş. Ayrıca, devletin terörle masaya oturmayacağını belirten Cumhurbaşkanı Gül “Terörü bitirmek için devlet her yöntemi dener. Her yöntem denince bu hem silahlı mücadeledir hem de siyasi, diplomatik metotlar bunun içindedir” diye açıklamada bulunmuş.
***
Dersim İsyanı (1937-1939) sırasında döneminin tek parti hükümeti anlaşılan günümüz hükümetinden daha açık görüşlü ve demokratik idi. İsyandan önce aşiret reisleri, şeyhler, derebeyleri ile görüşen devlet yetkilileri onlara yol yapımının, okul açmanın, karakol kurmanın toplumsal yararlarını anlattılar. Ama onlar “Bize mektep yapmayın, yol yapmayın, karakol kurmayın, yaptıklarınızı da yıkın!” diyerek isyan ettiler. Çünkü ellerinde bulundurdukları yerel iktidarın Cumhuriyet’in eline geçmesini istemiyorlardı.
Dersim ayaklanmasının bastırılmasından sonra, halkın son zamanlara kadar, CHP’ye oy vermesinin, Cumhuriyet’e sadık kalmasının tek nedeni işte budur. Çünkü halk Dersim’in başına yağan bombanın kimin iktidarını sona erdirip kimi özgürleştireceğini çok iyi biliyordu.
Dersim’e 1937-1939 arasında gelen huzur, PKK’nın saldırılarına kadar sürdü.
Yapılan büyük vaatlere karşın AKP politikasına teslim olmadı. Dersim’den çıkartılacak büyük dersler var ama ders almasını bilene.
***
Kafasının gizli bölmelerinde özel hesapları yoksa hiçbir siyasetçi ülkesinin temellerini sarsacak, dinamitleyecek girişimlerde bulunmaz!
AKP iktidarı, kıçı kırık bir referandumu kazanmak için halkın içine nifak ve fesat tohumları ekiyor.
Kürt kökenli vatandaşlara, geçmişte yaşanan isyanların bastırılma tarzını ileri sürerek “Evet oyu” istiyor. Tehlikeli bir yöntem! 1984-2010 arasında yaşananları düşünen bölge halkı “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” demez mi?
Oylanan Cumhuriyet’in bölge politikaları ve uygulamaları değil, bir anayasa değişikliği. Halk bu değişikliklere bakarak oy verecek.
Halkın siyasal temsil özgürlüğünün önündeki yüzde 10 barajı olduğu gibi duruyor.
Anti demokratik partiler yasası olduğu gibi duruyor.
Halkın parasız eğitim, sağlık, barınma, ulaşım, su sorunları olduğu gibi duruyor. Çağdaş yaşam için gereken temel hak ve özgürlükleri iktidarın ipoteği altında.
Bölgenin ekonomik hayatını yerle bir eden özelleştirmeler bütün hızıyla devam ediyor.
Ama iktidar gerici diktasını pekiştirecek referandum için halkın “Evet Oyu” kullanmasını istiyor. İstemekle kalmıyor, bu uğurda, halkın birlik ve beraberliğini, ortak dirliğini ortadan kaldıracak her türlü sakıncalı girişim ve sözü bütün hızıyla sürdürüyor.
Bile bile sürdürülen bu politikanın gizli bir amacı olmalı!