“TÜRKİYE BARIŞINI ARIYOR KONFERANSI”NIN ÜLTİMATOMU

Yaşar Kemal’in önünü arkasını düşünmeden, sorumsuzca yaptığı tek yanlı konuşması bir “Barış Konferansı”na yaraşmayacak hesaplaşmaya davet idi. “Barış” isteyen kimse ya hesap sormayacak ya da karşı tarafı tarihle yüzleşmeye çağırırken kendisi de tarihle yüzleşecek!
Devlet zulmünün hesabını isteyenler Kürt isyanlarının hesabını vermek zorundadır. Barış isteyen kimse, barış istediği tarihten bakarak geleceği kurma bilinci içinde çalışır. Geçmişin hesabını sormaz. Sorarsa, karşı taraf da altından kalkılamayacak hesaplar ve faturalar çıkartır.
Yaşar Kemal’e bunları hatırlatırken bir hayranı olarak son derece üzgünüm. Üzgünüm çünkü tarih Yaşar Kemal’in konuşmasını ne yazık ki Orhan Pamuk’un konuşmasının yanına koyacak.
***
Kürt sorununa barışcıl ve demokratik bir çözüm bulmak amacıyla toplanan konferansın sonuç bildirisinin yanında Yaşar Kemal’in konuşması solda sıfır kalır. Yanlışlık konferansın adından başlıyor. Türkiye aradığı barışı kim ile yapacak ? PKK ile mi ? Bu açıdan bakınca zaten konferansın PKK temsilciler meclisi gibi düşünüp davrandığı görülüyor.
Bunca okumuş yazmış, mürekkep yalamış insan, PKK şiddet ve terör eylemlerine kayıtsız şartsız son vermeden, silahlarını teslim etmeden TSK’nın savunma operasyonlarından vazgeçemeyeceğini nasıl anlamıyor ? Konferansa göre devletin silahlı güçleri kendini PKK ile eşit sayıp onunla birlikte silahlı girişimlerine son vermeliymiş. Bunların aklı tutulmuş. Tutulmamış olsaydı Abdullah Öcalan gibi konuşurlar mıydı ?
***
Bildirinin 3.maddesinde “Ötekileştirici, yabancılaştırıcı ve düşmanlaştırıcı söylemler terk edilmeli” yazıyor. Bunca üniversite hocasının, aydın ve yazarın “söylem” sözcüğünü yanlış kullanmasına ne demeli ? Ötekileştiren kim, yabancılaştıran kim, düşmanlaştıran kim, devletle birlikte PKK mı ? Değil ! Sadece devlet ve TSK. O zaman, maddenin başına neden “Devlet ve TSK” yazmıyorsunuz ? Yazmasanız da okuduğunu anlayanlar sizin PKK temsilcisi gibi düşündüğünüzü kolayca anlayabilir.
Bir gülünç madde de 7.madde… Bölgede üretilen su, elektrik ve petrolden sağlanan gelirler ve doğal kaynaklardan sağlanan gelirlerin bir bölümü bölgeye yatırılmalıymış… Bölge ne kadar vergi vermekte ve devlet bölgeye ne kadar yatırım yapmaktadır? Oran bire yüzden fazla… Ayıptır ve günahtır !.. PKK ortadan kalkmadan devlet ve özel girişim nasıl ve neden yatırım yapsın ? PKK havaya uçursun, yaksın diye mi ?
“Çok dilli resmi hizmet ve siyasi faaliyet” serbestliği sağlanmalıymış… İspanya ve Belçika’yı bir yana bırakalım. Ayrı bir durum. Biz Bulgaristan ve Romanya’daki duruma bakalım. Bulgaristan’daki durumu 16, 17 ve 19 ocak tarihli yazılarımda tasvir ettim.
***
“Cumhuriyet kurulurken ıskalanan barışı, yeni bir yüzyılın başında ıskalamayacağız” diyorlar. Islamaya neden olan Kürtçü isyanları (1924, 1930, 1937) mahkum edilmeden, PKK mahkum edilmeden, Konferans’ın içtenliğine kimse inanmaz.
Aşiret düzeni ve feodalizmin dikenli kucağında barışı nasıl kuracaklar ? (Devam edecek)