TÜRKİYE BÜYÜK BİR DEVLET MİDİR ?

İsterseniz, Çarşamba günü yayınlanan “Sanki onlar bilmiyor mu ?” başlıklı yazımı anımsayalım. Adamlar ne yapıyorlar, biz neredeyiz, ne yapıyoruz ?
ABD 1789 yılında kuruluyor. Kuruluştan beş yıl sonra (1784), Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin altında imzası bulunun John Adams, Thomas Jefferson ve Benjamin Franklin ABD’nin ticaretini geliştirmek için Avrupa ve Osmanlı İmparatorluğu’na gönderiliyor. Bu üç kişiden ikisi John Adams ile Thomas Jefferson ABD’nin ikinci ve üçüncü başkanı olacaktır.
O sırada Osmanlı topraklarındaki medreselerde neler öğretiliyordu acaba ? Dünyanın tepsi gibi düz olduğu ve sarı öküzün boynuzları üzerinde durduğu.
ABD’de üniversitelerinin önde gelenlerinden Harvard 1636’da, Yale 1701’de ve Princenton ise 1746 yılında kuruldu.
1924’te medreseleri kapatan Tevhid-i Tedrisat Kanunu İslamcıların ve mürtecilerin bozguncu muhalefetiyle karşılaştı. 1933 yılında Darülfunun’u kapatıp modern üniversitenin temellerini atan üniversite reformu da Cumhuriyet karşıtları ve zevzek tayfası tarafından hiçbir zaman benimsenmedi. Temelleri bilime dayanmayan hiçbir devlet “Büyük” olamaz. Bu bağlamda Osmanlı Devleti ve toplumu birkaç yüzyıldır “Büyük” olma niteliğini yitirmişti. Bilimi kendine önder yapmış olan Cumhuriyet “Büyük” olma yolunda önemli adımlar atmıştı.
***
Bu nedenle “Osmanlı Devleti büyük devletti”, “Türkiye Cumhuriyeti büyük ve güçlü bir devlettir” laflarını duyduğum zaman tüylerim ürperiyor. 1950’den bu yana Türkiye’nin büyük olma şansını nasıl yitirdiğini düşünüyorum. Bu satırları okuyan “sonradan olma” liberal demokratlar benim gene jakoben cumhuriyetçilik yaptığımı ileri sürecekler.
Türkiye’yi devrim yolundan ayıranlar, onun büyük olma şansını elinden almışlardır. Bu gerçeği asla unutmamalıyız.
***
Büyük devletin ekonomisi büyüktür, devlet yapıları çağdaştır, her bakımdan demokratiktir. Bağımsızdır, kararlarında özgürdür. Politikası bağımsızlık üzerine inşa edilmiştir ve bağımsız yürür, yürütülür , kendi başına inisiyatif kullanır. Büyük devlet, hükümetinin yönetimi ile, ekonomi, tarımı, sanayi ve teknolojisi ile, ordusu ile caydırıcıdır.
Hükümeti çağdaş, bağımsız, özgür, inisiyatif sahibi, kararlarıyla caydırıcı değilse, ekonomisinin büyük ve ordusunun caydırıcı olmasının hiçbir önemi yoktur. Bir ülkenin hükümeti,ülkenin kaderini tayin etmek, bu konuda karar almak yolunda kendi iradesinden başka bir “yer”e bağımlı ise o ülkenin devleti kesinlikle “büyük” değildir, “büyük” olamaz.
Yüzölçümü ile, nüfus kalabalığı ile, listelere giren zenginleriyle ve gözü pek orduyla bir devlet büyük olamaz. Büyüklük, yönetimin bilinç düzeyi ve karar alma özgürlüğüyle ilgilidir. Bu nedenle, Türkiye’ye ne yazık ki (artık) büyük değil.
AKP’nin Kuzey Irak ve PKK politikası bu gerçeği her gün yüzümüze tokat gibi çarpmakta.
Türkiye 1923-1945 arasında yoksul bir ülkeydi ama büyük bir devletti. Çünkü o dönemde, özellikle de 1938’e kadar çok büyük yönetilmişti.