TÜRKİYE MERKEZ SAĞININ KOMEDİSİ

Yanlışı düzeltmek olanaksız. Hele yanlış fiyakalı ise. Birkaç yıl önce, bireysel insan aklının bağımsız olduğunu, bu nedenle ortak akıl olamayacağını yazdım. Ama kimse yanlışı üzerine düşünmeyi kabul etmiyor. Ve birtakım garip ve uzaktan kumandalı insanlar ortak aklın önderliğinde (!) demokrasi yürüyüşü yapıyorlar. Benim aklım kimseye ortak ol(a)maz, kimsenin ortaklığını kabul etmez, ortak akıldan gelen emir ve buyrukları dinlemez.
Solcu eskileri “Ortak Akıl” diye bir televizyon program yapıyor. Akılları ortak olsa-olmasa ne olacak ? Ortaklaştıkça daha çok sağa gidiyorlar, İslamcılaşıyorlar, AKP’lileşiyorlar.
Radikal gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan “Çıkmazdan çıkmak için ortak akıl” (20.05.08) başlıklı yazısında, ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu’nun aklı ile kendi aklının ortak olduğunu ilan ediyor.
Ortaklıklar türlü türlüdür : Sınırlı-sorumlu kooperatif ortaklıkları, anonim şirket ortaklıkları, limited ve komandik şirket ortaklıkları. Bütün (akıllı) ortaklıklar yönetilir !
***
Erkan Mumcu : “Türkiye’nin rejim-halk ikiliğinden kurtarılması yönünde bir ideolojik revizyona gidilmelidir. Bu kapsamda – siyasal yöneliş içermemek koşuluyla – inanç temelli bireysel taleplerin laikliğe karşıt olarak yorumlanmasına son verecek bir anlayış birliğine varılmalıdır. // Laiklikle ilgili bir berraklık ve kesinlik oluşturulmalıdır. Türkiye, devlete kültür ve yaşam tarzı empoze edici katı ideolojik rol yükleyen sağlıksız bir içtihadın insafına bırakılamaz” diyor.
Ortağının bu açıklamalarını nasıl karşılıyor acaba İsmet Berkan ?
Aslına bakarsanız nasıl karşılayacağı umurumda bile değil. Benim işim akıl ortağıyla.
***
Erkan Mumcu’ya birkaç sorum var :
1.Türkiye’deki rejim/halk ikiliği Cumhuriyet ile başlamadıysa ne zaman başladı ? Cumhuriyet ile başladı ise “Vay halimize!” değil mi?
2.Devlete ve devletin rejimine küs (!) olan halk ile devlet nasıl barışacak ? Laiklikten vazgeçerek mi ?
3.Laiklikle ilgili berraklık nasıl oluşturulacak ? “Laiklik devlet ve din işlerinin ayrışmasıdır. Laiklik bütün dinlere eşit mesafededir, devlet düzenini, toplumu ve bireyleri dinlerin saldırısına karşı korumak zorundadır” tanımı yeterince berrak ve kesin değil mi ?
4.Erkan Mumcu’nun laiklik konusunda, programında “Fırka efkâr ve itikat-ı diniyeye hürmetkardır” diyenTerakkiperver Cumhuriyet Fırkası’dan farkı ne, Cumhuriyet devrimlerini halkın benimsediği ve benimsemediği devrimler diye ikiye ayıran Adnan Menderes’ten, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu kaldırmayı düşünen Süleyman Demirel’den, laikliğe tahammül edemeyen Turgut Özal’dan, İslami karşı-devrim projesinden vazgeçmeyen Erbakan Hoca’dan ve bu zatların toplam karesi olan Başvekil Erdoğan’dan farkı ne ?
Onlar da Türkiye’yi rejim/halk ikiliğinden kurtarmak için laikliği kurban etmek istiyorlardı.
***
Merkez sağ 1950’den bu yana gerçekten demokrat ve laik olamadığı için sadece “sağ” olabilmiştir. Hırsızla daha çok hırsızlık yaparak, dolandırıcı ile daha hızlı dolandırarak, fahişe ile daha çok fahişelerek mücadele edilemez. Bunu hiçbir zaman anlayamadı(lar) ! (Cumaya: “Türkiye’de Merkez Sağ Olamamak”)