TÜRKİYE’DE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ YOKMUŞ

ABD ileri gelenleri her yıl birkaç kez “Türkiye’de din özgürlüğü yok!” ya da “Türkiye’de dini kısıtlamalar var !” türünden demeçler verirler, bu türden cümlelere yer veren resmi raporlar yayınlarlar. Ertesi gün bizim İslamcı basın bu demeç ve raporların üzerine balıklama atılır, bunlardan kendilerine manşetler, sürmanşetler çıkartırlar.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2009 Dini Özgürlükler Raporu’nda Türkiye gene eleştiri konusu olmuş.
***
İlkin Hıristiyan (Katolik, Ortodoks, Protestan, haydi Süryani, Nasturi, ve Marunileri de sayalım) ve Musevi vatandaşlarımızın durumunu ele alalım. Dinsel özgürlükleri olmadığını söyleyeceklerini sanmıyorum. Bizim Mersin’de şu anda bir Ortodoks, bir de Katolik kilisesi var. Belki de yüz yıldır. Dileyen kilisesine gidiyor. Rahip ve papaz imamla birlikte Asri Mezarlık’ta cenaze kaldırıyor !
Rum Ortodoks vatandaşlarımızın Kilise ve ibadet sorunu olduğunu sanmıyorum. Tabii Patrikhane’nin ökümeniklik sorunu ve Heybeliada Ruhban Okulu dışında. Bu iki politik sorunun din özgürlüğüyle, dinsel sınırlanmayla hiçbir ilişkisi yok.
Musevi tarafından herhangi bir şikayet duymadım. Elbette İslamcı ve ırkçı kesimlerdeki geleneksel antisemitizm ve Yahudi düşmanlığından söz etmiyorum.
Buraya kadar yasal haklardan söz ettim. Peki gayri Müslimler üzerinde mahalle baskısı yok mu ? Var ! Din adamları ve mabetleri saldırıya uğramıyor mu ? Uğruyor !
Ancak bunlar ve bunlardan çıkan olaylar adi suç bağlamına girer : Trabzon’da öldürülen rahip, Diyarbakır’da öldürülen misyonerler, İstanbul’da saldırıya uğrayan Sinagoglar.
Günümüz Türkiyesinde Sünni-Hanefiler dışında kalan Alevilerin, gayri Müslimlerin, ABD raporlarında yer bulamayan ateistlerin kendilerini güven altında hissetmeleri epeyce zordur. Bu doğru !
***
Söz konusu raporda, devlet memurlarının ve öğrencilerin kamu binalarına ve üniversitelere türbanla girememesi eleştiriliyor. Devlet dairelerinde ve okullarda beş vakit namaz kılınamaması kınanıyor. “Başörtüsü takan kadınlar ve yasağa meydan okumalarda onlara aktif destek verenler, ya disiplin cezalarına çarptırıldılar ya da hemşire ve öğretmen olarak kamu sektöründe işlerini kaybettiler” deniliyor.
Bu eleştiri ve kınamalar, ABD’nin resmi hükümet çevrelerinden geliyor. Bilen bilir ki : ABD bir laik devlet değildir, ABD toplumu gerici bir Hıristiyan toplumdur. Bu gerçeği bir yana bırakalım : Rapor, Fethullah fatihleri ile Ilımlı ve Pasif İslam fesatçılarının ürünüdür.
***
Müstebit ve küstah ABD kendi sekülarizmi ile Türk-Fransız laikliği arasındaki temel uçurumu nedense görmek istememektedir. Sekülarizm, kilise ve halkın devlete karşı (devleti sınırlandırmak, onu iğdiş etmek için) yaptığı işbirliğinin, ortaklığın ürünüdür.
Türk-Fransız laikliği ise dinsel kuruma (kilise, cami) karşı devlet ve halk dayanışmasıdır. Böyle bir laik dayanışmanın başlıca amacı kamusal alanı (okulları, devlet dairelerini) dinsel simge ve imgelerden arındırmak, yani kamusal alanı steril tutmaktır. Bu nedenle okullarda ve devlet dairelerinde hiç kimse beş vakit namaz kılamaz, kamusal alanda türban ile bulunamaz. Çünkü bu türden eylemler vatandaşların yasalar önünde eşitlik ilkesine ve evet, demokrasiye aykırıdır !