“TÜRKİYE’DE TAM BİR DEMOKRASİ YOK”

23 Eylül 2006 tarihli bütün gazeteler yazdı. Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Hansjörg Kretschmer, TESEV’in “Almanak: Türkiye, Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim” adlı yeni yayını için düzenlenen toplantıda açılış konuşması yaparken “Türkiye’de tam bir demokrasi yok” demiş.
Bu cümlenin altını gözüm kapalı imzalayabilirim.
Ancak Türkiye’de tam demokrasi olmamasının, olamamasının nedenlerini ben biliyorum, ama Bay Hansjörg Kretschmer bilmiyor. Türkiye’de bulunduğu süre içinde Türk toplumunun ve siyasetinin ekolojisini öğrenmeye çaba gösterseydi, bu kadar cahil kalmazdı.
***
80’li yıllarda bizim “Ankara Grubu”nun Philippe Baude adlı bir arkadaşı vardı. Fransa Büyükelçiliği Müsteşarı idi. Sonra Avustralya’ya büyükelçi oldu. Şimdi emekli, Güney Fransa’da yaşıyor. Philippe eşi benzeri olmayan bir diplomattı. Yaralı olmayanın sanatçı olamayacağını söylerdi. Diplomatlıkla ilgili kendine özgü düşünceleri vardı, “Diplomat bulunduğu, görev yaptığı ülkeyi ve insanlarını severse çok acı çeker ama adamlığına adamlık ekler giderken. Sevmezse acı çekmez, ama odun gelir, odun gider!” derdi.
Philippe Baude dostumuzun cümlesini son olarak Bay Hansjörg Kretschmer kanıtlıyor.
***
Bay Kretschmer, silahlı kuvvetlerin, sadece kendisine verilen görevleri yerine getirmekle kalmadığı, kendini Türkiye Cumhuriyeti’nin koruyucusu olarak gördüğünü söylüyor. Silahlı kuvvetler üzerinde sivil kontrol sağlanmasının Türkiye’nin AB sürecinde “kilit” konulardan biri olduğunu vurguluyor.
Bay Kretschmer reform paketleri konusunda epeyce ense traşı yaptıktan sonra sadede geliyor ve : “Hükümet ve Meclis’in cesaret göstermesi gerekir. Böylece meşru otoritelerini, kontrol edilme tehditi olmadan sürdürebilirler” buyuruyor.
Ve böylece bir diplomatın odun geldiği ülkeden odun olarak dönmesinin mümkün olduğunu bütün dünyaya kanıtlıyor.
***
Bay Kretschmer’e bir soru soracağım: ABD’de, Avrupa Birliği ülkelerinde Anayasal düzene ve devletin kuruluş ilkelerine karşı olduğu gizli olmayan bir siyasal parti, demokratik düzenin olanaklarından yararlanarak iktidara gelebilir mi? Gelemez ama geldi diyelim, bu parti iktidarda da bu Cumhuriyet karşıtı politikalarını uygulayabilir mi ?
ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde AKP benzeri bir parti hiç iktidara geldi mi ? Benzetmek gibi olmasın ama Mussolini’nin faşist partisi ile Hitler’in Nazi Partisi’nden başka benim bildiğim bir örnek yok.
Bay Kretschmer bir kenara not etsin: R.T.Erdoğan ve AKP’yi, Mussolini ve Hitler’in kaderinden Türk Silahlı Kuvvetleri koruyor.
***
Bay Kretschmer giderayak Türkiye’deki Sunni İslam tarikat ve cemaatleri tarihini iyice bir okusun, İslamcı fesat ve isyanları iyice öğrensin. Başta Nakşibendilik ve türevleri (Nurculuk ve Fethullahcılık) olmak üzere tarikatların politik ihtiras ve iddialarını incelesin.
Ve sonra şu soruma da cevap versin : Yapıları demokratik olmayan tarikatları temsil eden bir parti iktidara gelirse demokrasiye saygı gösterir mi ? İlk fırsatta demokrasinin kapısına kilit asmaz mı ? Bayımız, bir dost mu yoksa beşinci kol sabotajcısı mı ?