TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNU

BİRGÜN (13.08.06) gazetesi memleketin aydınlarına, üniversite hocalarına, sanatçılarına “Memleket’in Başındaki 5 Dert”i sormuş. Çoğunluğu en başta “Kürt Sorunu”nu sayıyor. Sonra gayet seçkinci döküm yapıyorlar. Prof.Dr.Türkel Minibaş dışında hiç biri “Şeriatla ilgili gelişmeleri”, Metin Üstündağ ve Tarık Akan dışında hiçbiri “Eğitim”i sorun olarak görmüyorlar. Aydın vatandaş, üniversite öğretim üyesi kişi şeriat gibi, eğitim gibi sıradan işlerle ilgilenmez. Şeriat fesadı zaten paranoyadır.
Ben de kendilerine “Kürt Sorunu”nu paranoya haline getirdiklerini söyleyeceğim. Çünkü Türkiye’nin özgün ve özel bir Kürt sorunu yoktur. Bağlamdan PKK Fesadı ile Kürtçü Fesadı’nın çıkardığınız zaman geriye Türkiye’nin toplu sorunları içinde çözümlenecek bir bölgesellik kalır.
***
Aynı soruları beşi öğrenci, biri eğitimci, biri satış elemanı olmak üzere yedi genç hanıma sormuşlar, hepsi şu ya da bu şekilde eğitimi en önemli sorun olarak gösteriyor.
Eğitim Türkiye’nin en önemli sorunudur, çünkü dünyanın ve Türkiye’nin bütün sorunları eğitim dünyasında, eğitim kurum ve kuruluşlarında neden ve sonuç olarak yer almaktadır: Fırsat eşitsizliği, eğitim düzeyi, küreselleşme, kapitalizm, liberalizm, demokrasi, özelleştirme, emek-ücret dengesizliği, kültür emperyalizmi, Türkiye’nin geleceğinin planlanması…
***
Türkiye’nin geleceği kavgası 1950’den bu yana eğitim alanında veriliyor. Aslında Köy Enstitüleri’nin kapatılmasından bu yana diyeceğim ama bu türden aydınların çoğu Kemal Tahir’in Tahiri tarikatına mensup oldukları için Köy Enstitüleri’ni küçümserler, ilkel bulurlar.
İsterseniz söyle biraz geriye çekilelim, eğitim alanının içerdiği sorun ve fesatları üstünkörü sayalım:
1.Bütün kademelerde (ilk, orta, yüksek) öğretmen ve öğretim elemanlarının seçimi ve birer cumhuriyetçi olarak yetiştirilmesi. “Toplum Mühendisliği”nden sakın söz edilmesin. Danıştay saldırganının babası gibi eğitim müfettişleriyle bu iş yürümez. (Bu konuda yarın yazacağım.)
2.Klasik liseler ve meslek okulları ayrımı sistemi, yani ilk ve orta öğretimin yeniden düzenlenmesi.
3.Klasik liseler için olgunluk sınavı. Meslek okulları mezunlarının yüksek öğrenim akışının düzenlenmesi. Yani Avrupa Birliği standartlarına uyum.
4.İmam-Hatiplerin, Öğrenim Birliği Yasası’nın buyurduğu gibi sadece din hizmetleri için eleman yetiştirmesi. Mesleklerin İslamcılar tarafından ele geçirilmesi ve İslamileştirilmeleri ancak böyle önlenir. İmam-Hatip mezunlarının dilediği fakülteye gidebilmesi hakkı Türkiye’nin başına örülmüş en büyük fesattır.
5.Şeriat fesadı ancak eğitimin gerçekten laikleşmesi sayesinde çözümlenebilir. Ama bizimkilere göre her alanda olduğu gibi eğitimde de laik dikkat ve bilinç hali bir paranoyadır.
***
Ancak, Kürtçü fesadını “Kürt Sorunu” sanan ve bunu Türkiye’nin en önemli sorunu olarak beş kez tekrarlayan bir bilim adamıyla bunları tartışmanın bir yararı olamaz: Anayasa ve Kopenhag Kriterleri bağlamında bu işin sorun olmaktan çıkacağını kabul ettiremeyiz. İlkin, örneğin “Anadilin özgürce öğrenilmesi” ile “Anadilde öğretim” arasındaki farkı anlamak, savunmak ve Kürtlere anlatmak gerekir. Ama onların böyle bir niyeti yok !…