UFUKLARA YÜKSELEN BALONLAR

Aklını Başyüce’ye teslim eden “ortak akıllı” AKP Tarikatı mensıpları düşünme yeteneklerini tamamen yitirdi artık. Bunlardan biri de Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek:  “Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra belki de en sıkıntılı, en zorlu bir dönemden geçiyoruz. Çünkü Orta Doğu’da büyük oyun yeniden sahnede ve buradaki kaosun bize yansımaları çok büyük” demiş. (CUMHURİYET, 8  Aralık 2016)

Cumhuriyet’in yazdığına göre: Bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Batman’a gelen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, İş-Kur İl Müdürlüğünün ‘Haydi Gençler İş Başına’ projesinin kapanış ve ödül programına katılmış. Batman Üniversitesinde düzenlenen programda konuşan Şimşek, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra en sıkıntılı ve zorlu bir dönemden geçildiğini belirterek, şunları kaydetmiş:
“Çünkü Orta Doğu’da büyük oyun yeniden sahnede ve Orta Doğu’daki kaosun bize yansımaları çok büyük. Çünkü terör örgütleri artık devlet niteliğini yitirmiş ülkelerde istedikleri gibi at koşturuyorlar. Bunların hepsi sonunda dönüyor ve başta Türkiye olmak üzere yükselişte olan ülkeleri ‘Nasıl durdururuz?’ diyorlar. Biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Bu oyunlar geçmişte çok sahnelendi. Batman’ın buna izin vermemesi lazım, vermeyecektir. Geçen sene sandılar ki Türkiye zayıf bir dönemden geçiyor. Seçimler sonuçsuz kaldı, koalisyonlara doğru gidiyor. Ne yaptılar şehir işgalleri küstahlığına başvurdular. Terör sonucunda o şehirler yıkıldı ama şimdi biz onları sıfırdan yapıyoruz. Hiçbir zaman olmadığı kadar daha güzel şehirler yapıyoruz. Bunun için 10 milyardan daha fazla kaynak harcayacağız. Bu memleketin kaynağı niye böyle heba edelim, bu memleketin kaynağını gençlerin geleceğine harcayalım.”

Aktardığım konuşmanın bir tek cümlesi doğru: “Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra belki de en sıkıntılı, en zorlu bir dönemden geçiyoruz. Çünkü Orta Doğu’da büyük oyun yeniden sahnede ve buradaki kaosun bize yansımaları çok büyük”

Ancak, Sykes-Picot Anlaşması’nın (I. Dünya Savaşı sırasında, 29 Nisan 1916’da Kut’ül Ammare Kuşatması sonrasında İngiliz kuvvetlerinin Osmanlı‘nın 6. Ordusu karşısında bozguna uğramasından 17 gün sonra, 16 Mayıs 1916 tarihinde Britanya ve Fransa arasında yapılan ve Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu‘daki topraklarının paylaşılmasını öngören gizli antlaşmadır) ve yenilgiden sonra imzalanan Sèvres Antlaşması’nın başına gelenleri hatırlayalım:  Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Büyük Millet Meclisi orduları iki anlaşmayı da paramparça etti ve anlaşmaların parçalarını Lozan’da İngiliz’e, Fransız’a, İtalyan’a ve de Yunan’a afiyetle yedirdi.

Sonuç olarak: Benzetmenin bir tarafında bulunan felaketin zafere nasıl dönüştüğünün tarihini hepimiz çok iyi biliyoruz ve Büyük Millet Meclisi ordularına, komutanlarına ve kurucu sivil kadroya koşulsuz şükran ve minnet duyuyoruz.

“Büyük Millet Meclisi ordularına, komutanlarına ve kurucu sivil kadroya şükran ve minnet” duymayanların  yönettiği Türkiye’de durum şimdi öyle mi? Yani “Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra belki de en sıkıntılı, en zorlu bir dönemden mi geçiyoruz? Orta Doğu’da büyük oyun yeniden sahnede ve buradaki kaosun bize yansımaları çok mu büyük?” Evet aynen öyle? Neden öyle? Öyle, çünkü, Başta Başyüce Erdoğan olmak üzere, AKP hükümet ve kadroları Cumhuriyet’in “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini horlayarak ayak altına aldı, “irredantist” ve saldırgan bir dış siyaset izledi. Suriye’nin legal yönetimini düşman ilan etti ve rızası olmadan onun egemen topraklarına girdi. Bahane de ne? PKK hariç kendi yarattığı terör örgütlerinin kökünü kazımak zorunluluğu! Bu işler hamamda şarkı söylemeye benzemez!

Emperyalistler ,“Başta Türkiye olmak üzere yükselişte olan ülkeleri ‘Nasıl durdururuz?’ diyorlar” imiş  ve AKP hükümeti de bu oyuna gelmeyecekmış. Gel de gülme! Sen kendi elinle, kuzu kuzu, emperyalimin ortağı olarak emperyalist bataklığa burnuna kadar batmışsın; Cumhuriyet’in üretip yarattığı bütün fabrikaları, üretim araçlarını, bir miras yedi kafasıyla satıp savurup kumara basmışsın… sonra karşımıza geçip başkalarından şikayet ediyorsun!

Bre adam! kesip yediğin, köküne kezzap suyu döktüğün  manda, sığır, koyun, keçi sürüleri kendi kendilerini üretir, sürüleri çoğaltır; milletin karnı ucuzundan doyar, artanı ecnebiye satar para kazanırsın! Oysa sen eti dışardan almak aczine düştün! Sattığın fabrikalar yeni fabrikalar üretiyordu; peki diktiğin gökdelenler, AVM’ler ne üretiyor? Cevap ver ey hesabını bilmeyen mirasyedi!  Birinci “Birinci Dünya Savaşı”nın sonuçlarını Kuvvayi Milliye’nin dâhi ve kahraman kadrosu bağımsız aklını kullanarak tersine çevirdi. Peki siz, ikinci “Birinci Dünya Savaşı” belâsını  imam kadrolarınızla mı, imam ordunuzla mı, saldırgan aklınızla mı savuşturacaksınız?  Aklınız varsa, ehliyetsiz araba sürmekten vazgeçersiniz. Ama çok zor!

Bu zevat eğer  bir bakkal dükkanı ya da büyük bir şirket yönetselerdi bunlar çoktan iflas edip batardı, bunların yerini bir başka bakkal dükkanı ve şirket  alırdı. Oysa Türkiye Cumhuriyeti batarsa yerini bir başka devlet almaz, alamaz. Parçalanır!  Osmanlı’nın yarattığı Türk Anadolu birliği sona erer.

ÖZDEMİR İNCE

9 ARALIK 2016