ULAN CUMHURİYET NEDİR SENDEN ÇEKTİĞİMİZ ! (3)

İkinci yazıdan bu yana iki gün geçti. O halde AKP Genel Başkan Yardımcısı, Doç.Dr.Hüseyin Çelik’in sözlerini anımsamak gerekiyor :
“1946’ya kadar köylülerin Ulus ve Kızılay’a girmesi yasaktı. Aşık Veysel bile elinde sazla geliyor, Atatürk Bulvarı’na sokmuyorlar. Anlayış bu. 1946’da köylünün oyu makbul olunca ‘öteki’ olmaktan çıktı, ama diğerlerinin problemi devam ediyor.” (Milliyet, 11.01.2010)
***
1946’ya kadar köylülerin Ulus ve Kızılay’a girmesinin yasak olması bana Cumhuriyet karşıtı bir efsane gibi geliyor. Diyelim ki doğrudur, kimi işgüzar vali ya da belediye başkanı hırpani köylüleri göz boyamak için Ulus ve Kızılay’a sokmamıştır. Ortada yasakla ilgili bir yasa yok, yönetmelik yok, yazılı bir emir yok ! Öte yandan Ulus ile Kızılay kaç evlek, kaç dönüm yerdir ki Türkiye’nin kentsel yüzölçümü yanında ? Bu tuhaf uygulama adı geçen semtlerin dışında Türkiye’de başka bir yerde uygulanmış mıdır ? Elbette hayır !
Üstelik bu uygulamanın tam tersi binlerce örnek var : Mersin Lisesi Beden Eğitimi Öğretmeni Hasan Tekin, nâm-ı diğer “Kel Hasan!” (Ona “Kel” diyen halt etmiş, yaşı sekseni geçti, hâlâ gür saçları var).
Hasan Tekin’in öyküsünü ben aklımda kaldığınca aktaracağım. İsteyen gazeteci arkadaş Mersin Liseliler Derneği’nden adresini öğrenip kendisiyle ilişki kurabilir.
***
Hasan Tekin köy ilkokulunu bitirmiş, önü tıkanıkmış ama içinde okuma ateşi var. Hasanoğlan Köy Enstitüsü diye bir yer duymuş. Köyünden oraya yayan yapıldak gitmiş. Orada, kayıtların kapandığını, yaşının da büyük olduğunu söylemişler. Belki de baştan savmak için “Ankara’ya gidip Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’i gör” demişler.
Hasan Tekin’dir bu, tren yolunu izleye izleye Ankara’ya yürümüş, yalınayak-başı kabak. Ayağındaki çarık parçalanmış, üst baş liğme liğme. Varmış Milli Eğitim Bakanlığı’nın kapısına dayanmış. Dert ve meramını anlatmış ilgililere. Ulus ve Kızılay’a “öteki” köylüyü almayan devlet, bizim Hasan Tekin’i Hasan Ali Yücel’in huzuruna çıkarmış.
Hüseyin Çelik’e hiç benzemeyen bir Milli Eğitim Bakanı olan H.A.Yücel bizim “Kel Hasan”ı dinlemiş. Masasına geçip bir kağıda bir şeyler yazıp bir zarfın içine koymuş, “Bunu müdür beye ver” demiş. Sonra cüzdanından bir kağıt para çıkartıp geleceğin öğretmenin cebine koymuş. Beden Eğitimi Öğretmeni Hasan Tekin, Mersin Lisesi atletizm takımını yıllarca Türkiye şampiyonu yaptı, birçok Türkiye rekortmeni yetiştirdi. Ektiği tohum yaşamakta !
***
Ne dediğini bilmeyen AKP Genel Başkan Yardımcısı, oyu makbul olunca köylünün 1946 yılında “öteki” olmaktan çıktığı söylüyor. Siyasetbilim ve sosyoloji açısından tartışılabilir ama şimdilik bunu es geçelim. Peki, köylüyü 1946 yılında “öteki” olmaktan çıkartan seçim yasasını CHP’nin Cumhuriyet hükümeti çıkarmadı mı ? AKP neden barajı kaldırmıyor ?
Reaya ve tâba olan köylüyü vatandaş konumuna getiren, başta Devrim Yasaları olmak üzere bütün yasaları Cumhuriyet çıkarmadı mı ?
En kötü Milli Eğitim Bakanı, yeni Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’e salık veririm : Cumhuriyet’in 1923-1938 yılları arasında çıkardığı uygar(lık) yasalarıyla kendi AKP hükümetlerinin 2002-2010 yılları arasında çıkardığı yasaları bir karşılaştırsın bakalım : “Öteki”ci kimmiş iyice bir öğrensin ! (Yarın devam edecek).