ÜLKER’İN AĞLAYARAK OKUDUĞU YAZI

Kendi gündelik yazılarımla uğraşıyordum. Ülker ağlayarak “Bu yazıyı mutlaka oku !” diye Hürriyet gazetesini bilgisayarımın üzerine attı. “Neden böyle yazılar da yazmıyorsun?” diye çıkıştı. Baktım, Tufan Türenç’in “Üniversitelerdeki açlıktan YÖK’ün haberi var mı ?” (25.09,09) başlıklı yazısı. O sıralar “36 kısım tekmili birden” yazılar yazdığım için “talimat üzerine” yazmam gereken yazı bugüne gecikti. Bu süre içinde Ruhat Mengi de üniversite öğrencilerinin perişanlığını dile getiren bir yazı yazdı (Vatan, 08.10.09).
***
Konuya bodoslomadan gireceğim : Öğrencilerinin “iâşe ve ibâte” (yedirme ve barındırma) gereksinimini sağlamadan üniversite açmışsın kaç para eder. Öğrenciyi açlığa ve köprü altına mahkûm edersin. Demek ki bütün öğrencilerini barındıracak ve karnını doyuracak olanaklar sağlamadan bir rektör bir mühür anlayışıyla devlet üniversitesi açılmayacak.
Üniversiteler öğrenciye müşteri muamelesi yapan, Ağrı gibi geçinmek için 20-30 bin öğrenci bekleyen kent ve kasabalarda değil, burs bulamayan öğrencilere iş olanağı sağlayabilecek gelişmiş yörelerde açılacak. Hakkari’de üniversite açmanın ne ülkeye ne de Hakkari’ye yararı vardır. Üniversite toplumsal öncü olmalı, kent de bu öncülüğü kabul etmeli. Oysa birçok Anadolu kenti üniversitesini gettolaştırıyor, sağmal inek saydığı öğrencileri de din, tarikat, gelenek-görenek, örf ve adet baskısı altına alıyor. Üniversiteler ve öğrenciler Nakşibendileşiyor, nurculaşıyor, fethullaşçılaşıyor.
***
Tufan Türenç, Van 100.yıl Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Ayşe Yüksel’in açıklamasını aktarıyor: “13 bin öğrencimiz var. Bunlardan sadece 100 kişi üç öğün yemek yiyebiliyor. Geri kalanı günü bir adet boğaça ile geçiriyor. Öğrenciler para harcamamak için evden, yurttan dışarıya çıkmıyor ve devamsızlık hakkını sonuna kadar kullanıyor. Üniversitemizde sadece bin öğrenciye her gün ücretsiz öğle yemeği verebiliyoruz. Bin öğrenciye kumanya paketi dağıtıyoruz. Geriye kalan 11 bin öğrenci, fiyatı bir milyon lira (bugünün 1 lirası) öğle yemeğini bile parasızlık nedeniyle yiyemiyor. Kırsal kesimden gelenler ekmek arası patates veya haşlanmış yumurta yiyor.”
Demek ki üniversiteler akşam yemeği de vermiyorlar. Verseler de öğle yemeği için bir lira bulamayan öğrenci akşam yemeğine nereden para bulacak ?
***
Fransa’nın her kentinde üniversite lokantaları vardır. Kimileri üniversite binası içinde, kimileri kentin içinde. Bu lokantalara öğrenciler “Resto-Ü” derler. 2009-2010 yılında üniversite lokantalarında yemek fiatı 4,97 öro, bunun 2,90’ını öğrenci, 2,07 örosunu da devlet ödüyor. Resto-Ü’ler Pazar ve tatil günleri de açık oluyor. Fransa’da sınıfta açlıktan bayılan öğrenci olayı duymadım ama bizde olağan, sık sık rastlanan bir durum.
Marmara Üniversitesi’nde hafta içi her gün maliyeti 5 lira olan yemek çıkıyor ama öğrenci 1,5 liraya yemek yiyor. Parası olan öğrenciler için fiyat çok ucuz. Ayda 45-50 lira. Akşam yemeği veriliyorsa ayda 90-100 lira. Aylık kazancı 1000 lira olan bir aile bile bu parayı ödeyemez.
Türkiye, 1950 öncesinde olduğu gibi, kendi gerçeklerini bilip yabancı zengin ülkelere özenmeden üniversitelerini “parasız yatılı” hale getirmek zorundadır. Bu kadar üniversite, sayıları milyonları aşan bu kadar niteliksiz ve aç öğrenci gereksiz. Gerektiği kadar yoksul öğrenciyi devlet parasız-yatılı okutabilir. Halkımız ve gençlerimiz iğfal ediliyor !