UYGARLIK, İLKELLİK VE DİN

imagesG6R52ARV

Uygar olanın dini de uygardır. İlkel olanın dini de ilkeldir. Din insanı uygar hale getirmez. Uygarlık dini uygar hale getirir.

Uygar insan, devlet yönetiminde, toplumsal hayatta, uluslar arası ilişkilerde, ekonomi alanında dine gereksinim duymadığı, duymaz hale geldiği için uygardır.

İlkel insan bunun tersi bir durumdur.

Din, uygar toplumlarda bireysel bir durum ve konumdur.

Bu yazdıklarım dine karşı bir manifesto değildir. Ama isteyen öyle de algılayabilir.

Devlet ve toplum, tarihsel süreç içinde, kendisiyle ortakyaşarlık (sembiyotik) ilişkisi sürdüren dinle varlık ilişkisinden kurtulmuşsa ve din bireylerin bireysel ilişkisi haline gelmişse devlet ve toplum çağının çağdaşı olmuştur. Bu türden toplumlarda laikliğin anayasada yer almasına gerek yoktur.

Eğer böyle bir süreç sonunda sözünü ettiğimiz ortam oluşmamışsa laiklik anayasaya girer, girmek zorundadır. Yasaların dini referanslardan kurtulmasının başka çaresi yoktur. Dinin devlet ve toplum yaşamında referans kalmasını ve olmasının isteyen kimse kesinlikle uygar olamaz.

Bu girişi şu nedenle yazdım:

1.Bu yazdığım ilkeleri her cumhuriyetçinin bilmesi ve uygulaması gerekir.

2.Bu ilkeler devlet ve toplum hayatının mihenk taşıdır.

3.MHP’yi, HDP’yi hesaba katmıyorum. Onların bu türden bir uygarlık sorunu yok. Ama CHP milletvekillerinin, sözcülerinin, genel başkan yardımcılarının da bu ilkelerden habersiz olduklarını gördüm.

Örneğin, yaşanan imam-hatip işgalini eleştirirken, türban yaşının 9’a inmesini eleştirirken, tartışmaya AKP sahasında girdiklerine tanık oldum.

Bu konuyu tartışmanın hiçbir yararı yoktur. Yasal yollara, TBMM’inde denetim yollarına başvurmaktan başka çare yoktur. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti olmadığı için, AKP’nin yaptığı işlerin dine uygun olmasının hiçbir önemi yoktur.

Eleştiride tek ölçü, başta Tevhid-i Tedrisat Kanunu olmak üzere Devrim Yasaları’dır! Bu tek ölçüyü ağzınıza almazsanız, sözlerinizin, yazılarınızın hiçbir önemi yoktur.

Bu yasalar dine aykırı mıdır? Evet, din adamlarının ve bezirganlarının dinine aykırıdır. Zaten aykırı olmaları gerekir!

***

images72HVKEM3KMM

Bu ülkede uygar devlet ve uygar toplum kavramından ve hayatından habersiz cumhurbaşkanı ile başbakan var.

Bir cumhurbaşkanı ki “Fizik, kimya zorunlu, din dersi niye tartışılıyor?” diyor ve karşısındakileri mat ettiğini düşünüyor.

Matematik, fizik, kimya ve benzeri müsbet ilimler evrensel olduğu için zorunludur. Matematik, fizik, kimya ve benzeri müsbet ilimler evrensel planda tek ve bir oldukları için tartışılmıyor. Dünyanın her yerinde iki kez iki dört eder; üç işlem problemleri de aynı şekilde çözülür.

Bunları öğrenmeden “uygar insan” olmak mümkün değildir. Bu nedenle herkes kendi düzeyine ve mesleğine göre bunları öğrenmek ve bilmek zorundadır.

2014 yılında, Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık gibi tek tanrılı dinler var. Budizm ve Şintoizm var. Başka inançlar var. Bunlardan birini seçip insanlara zorla öğretemezsiniz. Bu inançlardan birine inanıp ötekilere inanmayan insan, ya da bunların hiçbirine inanmayan insan, hiçbir şey yitirmez. Ama matematik, fizik, kimya ve öteki müsbet ilimlere inanmadığını söyleyemez. İnanmıyorsa dünyayı ve evreni yitirir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı olan kimse, ne yazık ki bunlardan habersiz.

Aynı cumhurbaşkanı “Zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersini tartışmaya açarsanız tabii uyuşturucu gelir, şiddet gelir, ırkçılık gelir onun yerini doldurur” diyor.

Bu sözlerinin tamamının gerçek dışı olduğunu kanıtlayan istatistikler var. Buna karşılık, haram yemeyi, yolsuzluk yapmayı alışkanlık yapıp geçim yolu haline getirerek 10 yıl içinde milyarder olan imam-hatip mezunlarının sayısı sayılmayacak kadar çok. TBMM’de yapılan konuşmalar, meclis dışında verilen demeçler ve yapılan konuşmalar  tanıktır, imam-hatip mezunları ile bu alanda hiç kimse yarışamaz.

imagesD5SVOMBI

Bu ülkenin başbakanı da aynı dille konuşuyor: “Türkiye’de IŞİD ve benzeri yapıların gelişememesinin önemli sebeplerinden biri imam hatip liseleridir. IŞİD’in ilacı din eğitimidir” diyor.

Aslında gerçek ve doğruları saptırıyor.

IŞİD’in ilacı din eğitimi değildir, din eğitimi tam tersine IŞİD’in folluğu ve limonluğudur. IŞİD’e katılanların biyografileri, kimin doğru söylediğini kanıtlar.

IŞİD şimdilik Türkiye’de yeterli tabanı bulamıyorsa bunun tek nedeni Cumhuriyet düzeninin direncidir.

Uygar dünya dinin sultasından kurtulduğu Rönesans ve Dinde Reform dönemecinden bu yana durmadan gelişiyor.

İslam dünyası ise, dinin sultasına kesinlikle girdiği 14.yüzyıldan bu yana yerinde sayıyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin din sultasının engellendiği 1923-1946 dönemini incelerseniz, gerçekleri görür ve anlarsınız.

Uygar insanın dine gereksinimi bireyseldir!

Özdemir İnce

4 Ekim 2014