VATANDAŞIN SAĞLIK İŞLERİ

Kaç zamandır doktorlar ve vatandaşın sağlık işleri konusunda yazı yazmam için, doktorlar ve vatandaşlardan mesajlar alıyordum.
Bugün bir vatandaşın gönderdiği mesajı yayınlıyorum.
Bir hekim ve kanser araştırmacısı bilimadamı babası olarak doktorlara engin bir sevgim vardır. Ayrıca beni üç kez ölümün eşiğinden alan doktorlarımıza şükran borçluyum.
Sağlık konusundaki bütün aksaklıkların sorumlusu, bence, Sağlık Bakanlığı’dır.
***
“İki kalp ameliyatı geçirmiş bir Emekli Sandığı emeklisi, kalp ilaçlarını ücretsiz alabilmek için Sağlık Kurulu Raporunu nasıl uzatır: Sözgelimi Taksim Eğitim ve Araştırma Hastahanesi’ne gider, Sağlık Kurulu Raporu tabelalı pencerenin önünde kuyruğa girer, kendisinden istenen evrakları, dilekçeyi teslim eder, kendisine 4 ay sonraya randevu verilir. Dört ay sonra aynı pencerenin önüne gider, pencerenin önünde kilit gibi bir kuyruk vardır, kuyrukta bir saat bekler, itilir, kakılır, ezilir. Oradan aldığı evrakla karşı pencerenin önüne sevk edilir. Orada da kilit gibi, itişli kakışlı bir kuyruk vardır. Orada işini bitirdikten sonra başka bir pencerenin önüne, Dahiliye için sıra numarası almaya gönderilir. O işi de başardıktan sonra Dahiliyenin önüne gelir. Orada da kilit gibi bir kuyruk vardır. Sıra numarasının ne işe yaradığı belli değildir. Sonunda nasılsa doktorun yanına girer. Doktor sorununu sorar, hasta anlatır, doktor ilaçların sadece birini yazabileceğini, ötekisi için kan tahlili yaptırması ya da yapılmışları getirmesi gerektiğini söyler. Hasta kendi kendine tahlil yaptırmamaya ve tek ilaca razı olmaya karar verir çünkü sürekli ilaç aldığı için kan değerleri normaldir, bu durumda tahlilin ne işe yarayacağını anlayamaz. Kağıtları yine alıp ilk gişeye giderek teslim eder, kendisine 5 gün sonra gelmesi söylenir.”
***
“Beş gün sonra gittiğinde eline bazı kağıtlar tutuşturulur ve 8. katta üç dahiliyeciye imzalatması söylenir. Sekizinci kata çıkmak için “servis dışı” olmayan bir asansörü güç bela bulduktan sonra üç dahiliyeciyi nerede arayıp bulacağını hemşirelere sorar, onlar bir kapıyı işaret ederler. Hasta kapıyı çalar, içerde konuşmalar vardır. Bekler, bekler, sonunda içerden sesler duyunca kapıyı açma cesaretini gösterir. Odada bulunan iki dahiliyeci raporu hiç bakmadan imzalarlar ve üçüncü bir dahiliyeci bulmasını söylerler. Onu nerede bulacağını soran hastaya, arayın, belki vizitededir yanıtını verirler. Hastaların odalarına girip çıkarak doktor aramayı çok rahatsız edici bulan hasta yine hemşirelere baş vurur, onlardan da bir yardım alamaz. Sonra bir rastlantıyla üçüncü doktor da bulunur. Daha sonra bunları başhekime imzalatır ve ilk gişeye gidip teslim eder işleri tamamlar.”
***
Okurumun gönderdiği mesaj burada bitiyor. Emekli, yani yaşı 65’in üzerinde. İki kez kalp ameliyatı geçirmiş. Buna başka bir şey eklemek istemiyorum.
Söz konusu hastahane yönetiminin bu kargaşada kuşkusuz payı var. Doktorlara her hangi bir serzenişte bulunamıyorum. İçinde yaşadıkları koşullar, kimsenin başına gelmesin, yaşanılacak gibi değil.
Geçen yaz bir tıp fakültesi hastanesine gitmiştim Istanbul’da. Ana koridorlar E-5 karayoluna, ara koridorlar Uzak Doğu sokaklarına benziyordu. (Salı: Doktorun Feryadı)