VATANIM NEREDE ?

“Vatanım karnımın doyduğu yerdir” derler, “Melmeketim karnımın doyduğu yerdir” de derler. Bu genel bir tanımdır ve akla yakındır. Ama “Vatanım balık tuttuğum yerdir, vatanım avcılık yaptığım yerdir” dediklerini duymadım, okumadım. Amma ve lakin “Vatanım hırsızlık yaptığım, çalıp-çırptığım, soyup soğana çevirdiğim, hortumladığım yerdir” diyecek babayiğit çıkarsa, bu tanımı da kabul edebilirim.
***
Sinemacı ve şair Pasolini “Vatanım neresidir?” sorusunu “Vatanım dilimdir!” diye yanıtlıyor. Pablo Neruda’da da “Dilim bedenimdir” diyordu.
Bireysel açıdan bakacak olursak “Dilim, bizzat ‘ben’im” demek olası. Gerçekten de entelektüel açıdan herkes “dil”i kadardır. Elbette, kilolarca altın takılan, dolarlar yağdırılan düğünlere katılanlar söz meclisimizin dışında.
Bireysel dille her şey yapabilirsiniz, bireysel dili her şey yapabilirsiniz.
Ulusal dille her şey yapabilirsiniz ama ulusal dile hiçbir şey yapamazsanız!
***
Geçen ay Varlık dergisinden bir soruşturmayı yanıtlamam istendi. Soru şöyleydi:
“2006 Nobel Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk’a verildi. Varlık dergisi tam 74 yıldır var ve bu süreçte ilk kez Türkiye’den bir yazara Nobel Edebiyat Ödülü veriliyor. İlginç olan Türkçe edebiyat böylesine ayrıcalıklı bir anda, bunun tadını çıkartmanın, yazarıyla ve yapıtlarıyla gururlanmanın içine karmaşık küresel ilişkiler, çetrefil komplolar ve sıcak siyasi gelişmelere uzanan pek çok sorgulama karışıyor ve bu olağanmış gibi algılanıyor. Orhan Pamuk’un 2006 Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasını nasıl karşılıyorsunuz ?”
***
Orhan Pamuk konusunda CNN-Türk televizyonuna Brüksel’den bir demeç vermiş, sonra susmuş ve bu konuda tek satır yazmamıştım. Hala yazmaya niyetim yok. Yapılan tartışmalarda, kendilerini liberal ve demokrat olarak tanımlayanların, milliyetçi güruh olarak tesmiye ettikleri kimselerden bir milim bile farklı olmamaları beni altüst etti.
Yıllarca yazdığım bir derginin, kitaplarımı yayınlayan bir yayınevinin dergisinin aynı suçlamalarla soru sorması da beni üzdü. Ama tepkim bir başka noktaya oldu:
“Soruşturmanızı yanıtlamam bana gönderdiğiniz metinde yer alan ‘Türkçe edebiyat’ deyişi dolayısıyla mümkün değil. Daha önce de birkaç kez yazdığım gibi Türkçe, Fransızca, Almanca edebiyat yoktur. Türk, Fransız, Alman,vb., edebiyatları vardır. ‘Türkçe edebiyat’ tanımlamasının ayrılıkçı bir politikayı yansıttığı kanısındayım. Kanımca,‘Türkiyeli’, ‘Türkçe edebiyat’ gibi tanımlamalar ne yazık ki ters yönden tehlikeli bir ırkçılığı temsil etmektedirler. ‘Türkiye’nin ve ‘Türk edebiyatı’nın mütevazı bir şair ve yazarıyım. Türkçe edebiyat, Türk edebiyatından başka bir şey midir?”
***
Yanıtımı 19 ekim günü faks ve e-posta aracılığıyla 19 ekim günü gönderdim. Öğrendiğime göre, dergi baskıya verildiği için yanıtıma yer verememişler. İnanmamam için bir neden yok. Ama soruşturmayı yanıtlayan yazarları okudum (Varlık dergisi, kasım 2006) ve hiçbirinin “Türkçe edebiyat” deyimine karşı çıkmadıklarını üzülerek gördüm. (Yarın devam edeceğim.)