VELEV Kİ VALİLER İMAM HATİPLİ

İmam-hatip lisesi mezunu Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyet’ine Başbakan olması ve yedi yıldır bu görevde kalması, Türkiye’nin demokratik bir ülke olduğunu değil olmadığını gösterir. Seçilmesi bir skandal, o koltukta kalabilmesi bir başka skandal !
Seçime indirgenmiş bir demokrasi olsa olsa bir Talibanî Demokrasi olur.
İki türlü eğitim ve öğretim vardır : Laik eğitim-öğretim, dinî eğitim-öğretim. Klasik lise adı verilen laik eğitim ve öğretim bütün mesleklere kaynaklık eder.
Klasik liseden sonra ilahiyat fakültesine girip mezun olan bir kimsenin siyasete girmesine karşı değilim. Ama hukuk, siyasal, iktisat, vb. fakültelerinde okusalar bile imam-hatip okulu mezunlarının ve imam-hatipten sonra ilahiyat okuyanların siyasete girmelerine ve başbakan olmalarına karşıyım. Bu karşı oluş imam-hatiplinin laik olmayan zihinsel yapısıyla ilgili !
***
Çünkü imam-hatipler din adamı yetiştirir. Bu okulun verdiği formasyon ile sadece imam olunabilir.İmamlık dışında hiçbir meslek yapmamalı!
Cumhuriyet ikili eğitim-öğretimin tehlikeleri gördüğü için Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu çıkarmış. Cumhuriyet ve devrimlerinin karşıt ve düşmanlarının ilk işi Öğrenim Birliği Yasası’nın iğdiş etmek olmuştur.
Başbakan “Velev ki valiler imam-hatipli” diye kostaklanıyor. Veleve-meleve baş vurmaya gerek yok, imam-hatipliler vali olamamalı. “İşte ben de imam-hatipliyim !” diye kasılıyor ki
İmam-hatip mezunlarının çaplarının ve çapsızlıklarının somut göstergesi olarak iyi bir örnek değil. Felsefe olmadan politika yapılamaz, imam-hatip okullarında sadece dinsel doğmalar öğretilir, rasyonel felsefe, şüphecilik, diyalektik, pozitivizm, materyalizm öğretilmez. Saydığım disiplinler öğrenilmeden de siyaset öğrenilmez.
İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre 81 il valisinin 12’si imam-hatipliymiş. AKP bir dönem daha iktidarda kalırsa geriye kalan 69 valilik de imam-hatip tarafına geçer.
***
Din adamlarının siyasete girmeleri alışılmış bir şey olmadığı gibi hoş da karşılanmaz. Başpiskopos Makarios Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yıkılmasına yol açtı, Kıbrıslı Türklerin kıtır kıtır kesilmesine ses çıkarmadı, aksine teşvik etti kasaplarını.
Hatırladığım kadarıyla Armand Jean du Plessis de Richelieu yani Kardinal-Dük dö Richelieu (1585-1642) ile Giulio Raimondo Mazzarino yani Kardinal Jules Mazarin (1602-1661) var Fransa’da. İki kardinal de iyi anılmazlar günümüzde, ama Kardinal Richelieu Fransız Akademisini kurarak dehasını göstermiştir. Bizimki kültürün, bilimin, basının köküne kibrit suyu dökmekte !…
***
Başbakan aklı sıra “beni” sıkıştıracak : “Ehliyet ve liyakatten hareketle bizler atamalarımızı yaparız. Velev ki imam-hatip kökenli olsun. Gidip siyasalı bitiriyorsa, hukuk bitiriyorsa, valilik yapma ehliyet ve liyakatine sahipse, seni neden rahatsız ediyor ? Onlar bu ülkenin çocukları, evladı değil mi ?” diye sorarak meydan okuyor.
El Cevap : İmam-hatip mezunu din adamıdır, dinî sınıftandır, hiçbir sivil mesleği yapmamaları gerekir. Subay olamıyorsa, vali, kaymakam, sefir, rektör ve polis de olamaz !
Dünkü yazımın adı “AKP İktidarı Asla Bırakmayacak” idi. Ancak bu kararda olan bir hükümetin başbakanı böylesine “Veylev ki”li kabadayılıklar yapar! “Velev ki”ne velev ki bre!