YAHUDİ KADININ VAZİYETİNİN DURUMU SANA NE…

İnternette yer alan gazete haberlerinden aktarıyorum:

[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Şubat Cuma günü katıldığı Roman Konfederasyonu’nun toplantısında her türlü ayrımcılığa karşı olduğunu söyledikten sonra kadın haklarıyla ilgili konuşmasında Musevi inancındaki duaları eleştirmiş ve kadın haklarından söz edenlere  seslendiğinin altını çizdi: “ Tüm dualarında, her gün ‘Ey Tanrım, beni iyi ki kadın yaratmadın’ diyen Musevilere karşı niye sesinizi çıkarmıyorsunuz? Her gün, bütün dualarında, ‘Bizi iyi ki kadın yaratmadın.’ Bu nedir? Kadını bu kadar aşağılayan bir hoşgörü , bir mantık olabilir mi?”]

(Bu mantık, “Benim babam senin babanı kumarhanede görmüş” mantığıdır! Bu cümlenin muhatabı, “Benim babam hacı  olmadığı için kumar oynuyor, peki senin hacı babanın orada ne işi var?” diye sormaz  mı? “Tencere dibin kara, seninki benden kara durumu.”)

[Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tabii tahrif edilmiş bir Tevrat’ın ortaya koyduğu sonuç ” dese de devletin zirvesinden gelen bu çıkışa dini cevap niteliğindeki bir yazı bu hafta Şalom gazetesinde yayınlandı.] [“Kadın erkekten güçlüdür”

Rav Naftali Haleva tarafından kaleme alınan yazıda, kadının Yahudi toplumundaki yerinin açık ve net olduğu açıklandı ; “kadının erkekten güçlü olduğunu ya da tersini savunacak bir konunun tartışılmasının hata ” olduğu vurgulandı.

Yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedefine yerleşen sabah duasıyla alakalı de dini bildiri yapıldı. Rav Naftali Haleva, yazısında sabah duaları içinde erkeklerin “şelo asani işa” (beni kadın yapmadığın için) olacak şekilde , kadınların ise “şeasani kirtsono” (beni istediği gibi yapmış olduğu için) olacak şekilde beraha (dua) söylemesinde kadının aşağılandığı izlenimine “yüzeysel bakışla varılan sonuçlarla” varıldığının altını çizdi.

Yazıda, sabah dualarının kadın ve erkeklerin statüsü ile alakalı değil, Tanrı’nın kadın ve erkeklere verdiği “mitsva”lar demek oluyor ki görevlere ait olduğu açıklandı .

“Tanrı’ya bize verdiği mitsvalardan binaen duyulan şükranı yansıtmaktadır. Sabah kalkış berahalarında Tanrı’ya bizi Yahudi olarak, hayatımıza anlam verip bizi sonsuz yaşama götürecek olan mitsvalarını yerine getirmemizi mümkün kıldığı için teşekkür ederiz.

“Beni istediğin gibi yaptığın için…”

Kadının “şeasani kirtsono” (beni istediğin gibi yaptığın için) olacak şekilde beraha söylemesi ise Tanrı’nın isteğini itiraf eden bir kimse gibidir. Tanrı’nın isteğine makul olan bundan mutluluk duymak çok büyük bir derecedir. Bunun gibi olağan (Kohen veya Levi olmayan) bir Yahudi erkeğin de Kohen olmayıp Bet Amikdaş’taki görevleri yerine getiremediği için üzülmesi söz konusu değildir. Tanrı her Yahudi’yi kendi isteği istikametinde görevlendirirmiştir. Bütün Yisrael bir bütündür ve her Yahudi bu bütünü tamamlayan bir parçadır.

Rabiler, Yisraeloğulları’nın her neslinin dürüst kadınlarının, o nesli meziyetlendirdiklerini belirtirler; kadınsız bir erkek, neşesiz ve kutsamasız yaşar. Bir erkek karısını kendisi kadar sevmeli ve ona kendisinden çok saygı beslemelidir. Görünüşte erkek ön planda gibiyse de hemen hemen her erkeğin arkasında yönlendirici bir kadın olduğudur.”]

Atalarımız, “Bilmediğin işe karışma!” demiş…

***

BAŞKASINI YARGILAMAYIN

“Çalma başkasının kapısını çalarlar kapını” da demişler. O hesap, Başyüce başkalarının kapısını çaldığı için biz de onun da  kapısını çalarlar.

Matta ve Luka İncil’inden, bizim geleneğimizde de olan birkaç ayeti bilginize sunacağız:

1.Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.

2.Başkasını nasıl yargılarsanız, siz de aynı yoldan yargılanacaksınız. Hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı ölçek uygulanacak.

  1. Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?
  2. Senin gözünde mertek varken nasıl olur da kardeşine, `İzin ver de gözündeki çöpü çıkarayım’ dersin?
  3. Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.

***

Mürekkep yalamış bir Yahudi, herhangi bir savunmaya geçmeden, Kuran’dan kadınların aleyhine olan birkaç ayeti çöp olarak Başyüce’ye sunsa, haksız mı olur?  Ve Başyüce’nin yaptığını yapıp bazı İslamî hadislerden örnek verse?

-Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese, yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz (İbn Hacer el Haytemi 2/121)

-Kadınların dinleri ve akılları eksiktir. (Sahihi Buhari)

-Kadınlar arasında iyi kadın yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir. (Sahihi Buhari)

-Doksandokuz kadından biri cennette, diğerleri ise cehennemdedir. (Sahihi Buhari)

-Bir kadın kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse Cennete girer. (Riyazus Salihin)

-Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır. (Sahihi Müslim)

-Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadın, ev ve atta (Ebu Davut Hadis no: 3922, Sahihi Buhari)

-Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir. (Gazali, Kimyayı Saadet, s: 178)

-Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:

  1. Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,
  2. Hiç çıkmamış gibi davrana,
  3. Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,
  4. Kalabalığa karışmaya,
  5. Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,
  6. Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,
  7. İşini bir an önce bitirip evine döne, (Gazali, İhya, 2/290)

-KADININ EN MAKBULÜ KOYUN CİNSİDİR

Kadın sekiz sıfatlıdır:

  1. Giyim kuşam hevesinden maymun
  2. Fakir düşmeye razı olmadığından köpek
  3. Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan
  4. Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep
  5. Evden eşya sattığından fare
  6. Erkeklere hile kurduğundan tilki
  7. Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyun (Gazali, İhya)

***

Bu örnekler kadınların aleyhine olan hadislerin ancak yüzde biri. Sonuç olarak kim haklı, Başyüce mi yoksa Mürekkep Yalamış Yahudi mi? Elbette Yahudi haklı

***

Şimdi Rafael Sadi’nin bu konudaki yazısını aktaralım:

[ERDOĞAN TEVRAT’I TAHRİF ETTİ

Sayın Başbakan , pardon Sayın Cumhurbaşkanı kusuruma bakmasın bir türlü Cumhurbaşkanı diyemiyorum alışkanlık.

Bursa’da yaptığı bir konuşmada Erdoğan Musevilere ilişkin neden ses çıkarılmadığını sordu.

“KADIN HAKLARINDAN BAHSEDENLERE SESLENİYORUM; MUSEVİLERE NİYE SESİNİZİ ÇIKARMIYORSUNUZ?”

Bursa’da Büyük Roman Ödül Töreni’ne katılan Tayyip Erdoğan; “Kadın haklarından bahsedenlere sesleniyorum: Bütün dualarında her gün ‘Ey tanrım beni iyi ki kadın olarak yaratmadın’ diyen Musevilere karşı neden sesinizi çıkartmıyorsunuz? Her gün bütün dualarında kadını bu kadar aşağılayan bir mantık olabilir mi? Bu tabii tahrif edilmiş bir Tevrat’ın ortaya koyduğu neticedir” dedi. (http://zete.com/kadin-haklarindan-bahsedenlere-sesleniyorum-musevilere-niye-sesinizi-cikarmiyorsunuz/)

3 önemli noktaya okurların dikkatini çekerken, bir insanın Cumhurbaşkanı olsa bile kendi kendisi ile çelişebileceğini izah etmeye çalışacağım. Bu konuşmada neler var irdeleyelim isterseniz.

1-   Kadın Hakları.

Kadın hakları T.C. Anayasası ilgili maddeleri ile güvence altına alınmıştır. Maddeler ise şunlardır:

Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

MADDE 41 – MADDE 42 – MADDE 48 – MADDE 49 – MADDE 50 – MADDE 56 – MADDE 67 – MADDE 68  (http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa82.htm)

Yani anlatmak istediğim, Sayın Cumhurbaşkanının gerek başbakanlığı gerekse cumhurbaşkanlığı sürecinde kendisinin Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil ettiğini ve Anayasa’daki maddelere bağlı olması gerektiğini hatta ne İslam ne de Musevi dini kuralları ile bir ilgimiz ve yükümlülüğümüz olmadığını kavrayamamış olduğunu görmek eza veriyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın vatandaşlarına seslenirken Yahudilerin (Lütfetmiş Musevi demiş-aslında arada fark yoktur ikisi de aynıdır) bu ülkenin kadın haklarından söz ederken başka bir dinin kurallarından örnek vermesine neden gerek duyulabilir ki? Kaldı ki değil başka bir dinin hatta vatandaşlarının %99’unun Müslüman olduğu İslam dini gereklerine de atıfta bulunulması abestir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti DİN ve DEVLET işlerini karıştırmamayı çok uzun zaman önce bıraktı. Bu çaba tekerlekleri geriye çevirme çabası olarak görülebilir ve bizi uluslararası arenada bu halimiz ile görmelerini sağlar. Eh belki de istediği budur.

2-   Musevi Dini ile kıyaslama ve TEVRAT’ın tahrif edilmiş olduğu iddiası.

Sayın Cumhurbaşkanım Tevrat’ın tahrif edilip edilmediğinden sana ne? Sen ne demeye başka bir din mensuplarının inancına dil uzatabilirsin ki. Ayıp olmuyor mu? Gel de anla? Mesele kadın haklarını olması gerektiği gibi ortaya koymak mı yoksa Yahudilerle kavga etmek mi? Sayın Cumhurbaşkanı doğru söylemektedir aslında. Yahudi dini inancı doğrultusunda kadın resmen ikinci sınıf vatandaştır. Sabah duasında da dua eden erkekler her sabah: ” Yüce Tanrım beni kadın yaratmadığın için sana müteşekkirim” diye dua eder.

Aslında bu ifade bana da kadın hakları konusu ile aykırı görünmüş ve bu konuyu en yakınımdaki okul öğretmenim ve sadece 15 gün önce kaybettiğimiz İsrail’deki Türk Yahudilerinin Sinagogu olan Rav Eliyahu Kohen’e sormuştum.

Onun izahatı ise şöyleydi:

“Bu duada kadınlar aşağılanmıyor aslında , yüceltiliyor. Kadın olmak anne olmak insani mertebelerin aslında en üst seviyesidir ve olcukça ağır görev ve sorumlulukları vardır. En başta doğum kadar zorlu bir görev Tanrı tarafından kadınlara verilmiştir. İşte biz erkekler de Tanrı’ya dua edip bizi kadın yaratmadığı için dua ediyoruz.”

Allah rahmet eylesin bilge bir kişiydi ve ne yazık ki yeterince sinagoga gidemedim ve kendisinden çok fazla feyiz alamadım.

Kısaca olayın doğrusu budur. Yani maksat karalamak ve HIR ÇIKARTMAK ise her sözcüğü istediğiniz gibi kullanabilir çarpıtabilirsiniz.

Tahrif konusuna gelirsek. bu iddia İslami kültürde oldukça yaygındır ve elimizdeki Tevrat’ın gerçek orijinal olmadığı tahrif edildiği iddia edilir. Peki neden? Tahrif edilmişse size ne? Bu durum sadece Yahudileri ilgilendirmeli , başka din mensuplarını hele hele Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını değil.

Tevrat’ın tahrif edilmiş olduğunun kanıtı nedir?

Bazı aklı evveller Tevrat’ta Hz. Muhammed’in geleceği yazılmadığı için aslında orijinalinde yazıldığı ve tahrif edilende ise bu maddenin yer almadığını iddia eder.

Bakın Allah hepimize AKIL verdi. Bir kitap gönderildi veya yazıldı. Bana göre Tevrat insanlar tarafından yazıldı ve insanları iyi yola yönlendirmek için yazıldı. Bir dizi kurallar ve kanunlar kitabıdır. Hatta içinde bol miktarda tarih de vardır, bir tarih kitabı olarak da kabul edilebilir.Hal böyle olunca bu kitabı yazan veya indiren daha bu kitabı yeterince satmamışken ne demeye başka bir kitap ve peygamber geleceğini ilan etsin ki. Hatta böylesi bir ilanda ‘Bu kitap yeterince iyi değil, bekleyin yenisini’ demek anlamına gelmez mi? Eh şaka gibi ama hep maksat ile ilgilidir. Bu zihniyetteki liderler hakimiyetlerini din esaslı kavgalara dayandırmaktadırlar. Yahudi dini İsrail’de bile Tevrat’taki tahrif edilmiş olsa bile uygulanmaz. İsrail aslında bir din devletidir ama eh işte ara bir din devleti diyebiliriz. Kadın hakları özel yasalar ile korunur ve anayasa gibi sayılan temel yasalar ile güçlendirilmiştir.Ki bu yazının konusu İsrail’deki kadın hakları değildir. Türkiye Cumhurbaşkanının kadın haklarını Yahudi dinindeki dualar ile sulandırma çabasıdır. Bunu izah etmektir. Bunu yapmasındaki amaç, Türk toplumunu Yahudilere ve Yahudi dinine karşı kışkırtmaktır.

“ANTİSEMİTİZMİ İSLAM DÜNYASINDA LANETLEYEN, KINAYAN İLK BAŞBAKANIM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Ben Antisemitizmi, İslam dünyasında lanetleyen kınayan ilk başbakanım. Çünkü ben İsrail vatandaşının da Musevi’nin de beni yaratan Allah tarafından yaratıldığına inanan biriyim. Türkiye olarak sessiz kalmayacağız. Romanlar 78 milyon gibi bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Romanlara karşı yapılan her türlü ırkçı yaklaşım ayaklarımızın altındadır. İnşallah tüm ayrımcı yaklaşımlara son vereceğiz” diye konuştu.

3-   Bunu yaparken de Antisemitizm’e ilk karşı çıkan benim demeyi de ihmal etmemektedir. Türk toplumunun %69’unu (ADL raporu) bana göre daha da fazlasını Yahudi düşmanı yapanın kendi eylem ve icraatları ve İsrail’e karşı açtığı DİN savaşı ile olduğunu anlamaya çalışırsak kendisinin çelişkinin doruğunda olduğunu anlayabilirsiniz.

Bütün mesele bu eylemlerdeki MAKSADI anlayabilmektir. Bilmem anlatabildim mi?

Rafael Sadi, Odatv.com]

***

Ellerine sağlık gıyabi dostum Rafael Sadi, aklına sağlık!

Ben İsrail’e birkaç kez gittim, Ölü Deniz’in güneyi dışında neredeyse her yeri gördüm. Müslüman Arap dünyasını Magrep’ten Maşrık’a kadar defalarca gezdim ve gördüm. İki taraftan da sayısız dostlarım var. İsrail’de Yahudiler ve Arapların aynı malzemeden yaptırdıkları evleri gördüm; birinde estetik vardı, öteki estetik yoksunu idi. Arapların yaşadığı Nazareth (Nasıra) ile Sovyetler Birliği’den ve Güney Amerika’dan gelen  Yahudi göçmenlerin yaşadığı Nazereth İllit  (Yukarı Nasıra) arasındaki farkı da gördüm. Bu nedenle, Şanlı Süleyman Şah Operasyonu Fatihi Başyüce’ye “Yargılama yoksa yargılanırsın!” derim.

“Sana ne?” sorusuyla karşılaşacak onlarca konuda konuşarak ülkeyi mixer gibi karıştırmak tarafsız olması gereken bir kamu görevlisine yakışır mı?

Çok söz (laf) yalansız, çok para (mal) haramsız olmaz!

ÖZDEMİR İNCE

3 Mart 2015

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.