YANNİS RİTSOS VE RUMLUK

Ertuğrul Özkök’ün 23 şubat 2007 tarihli “Türkler Bir Irk mıdır ?” yazısı ile Figen Batur’un 24 Şubat 2007 tarihli yazısı beni 70’li, 80’li yıllara götürdü. Yunanistan ve Atina’ya. O dönemde yılda en az iki kez kara Yunanistan’ına ve adalara, Atina ve Samos (Sisam) adasının Karlovassi kasabasına gider Yannis Ritsos’u görürdüm. İkisinin de kafasını Yunanistan’la şişirdiğim yıllar.
Yannis Ritsos (1909-1990) Yunanistan’ın Nazım Hikmet’idir. En büyük şiir, edebiyat ve hayat öğretmenimdir. Hocamın ölümünden sonra iki kez gittim Yunanistan’a. Çünkü bana heyecan verecek hiçbir şey kalmamıştı Hellas’ta. Bugün bunları yazacak değilim.
***
Ertuğrul Özkök’ün Türklük’ün utanılacak bir kavram olmadığını yazdığı yazıda yer alan bir cümle beni bu yazıyı yazmaya yöneltti. Cümle şu : “Yunanistan’ın en birleştirici kavramı ‘Grecite’ yani ‘Yunanlılık’tır.” Ertuğrul Özkök doğru söylüyor. Yunanistan’da “Yunanlık” (Ben ‘Yunanlı’ yerine ‘Yunan’ diye yazarım) en kutsal değerdir.
Konstantinos Kavafis’ten Helen Dünyası’nı, Yorgo Seferis’ten Grek Ortamı’nı, Yannis Ritsos’tan da Rumluk’u öğrendim.
Yirminci yüzyıl Yunan şairlerinin en baskın temaları ülkelerinin mitologyası, tarihi, coğrafyası ve bitki örtüsüdür. Türk şiirinin ihmal ettiği temalar ve şiirsel ögeler. Benim şiirime giren bu tema ve ögeleri Karacaoğlan ve Nazım Hikmet dışında Yunan şairlerinden öğrendim. Türklük’ü bana Ritsos’un Rumluk’u öğretti diyebilirim. Prof.Dr.İoanna Kuçuradi ve Herkül Milas ile birlikte bu üç şairi, özellikle de Yannis Ritsos’u çevirirken bu eğitimden geçtim.
***
Yannis Ritsos, Yunancada “Yunanlık”ın karşılığı olarak Romyosini (Rumluk) sözcüğünü kullanır. 19.yüzyılda kullanılmaya başlanan bu sözcük, Ritsos’a göre, Eski Yunan’dan günümüze, Roma ve Bizans dönemleri de dahil olmak üzere, halkı kapsamaktadır.. Günümüz Yunanistan’ında Rum ve Yunan sözcükleri aynı anlamı içerseler de Rum sözcüğü daha halkçı çağrışımlar getirir. Rumluk, bütün etnisitelerin ve karışımlarının karşılığıdır.
Rumluk nasıl Yunan ırkının değil de Rumların dünyasının karşılığı ise Türklük de Türk ırkının değil Türklerin dil, kültür ve uygarlık dünyasının karşılığıdır. Bunu Ritsos’tan öğrendim ve o zamanlar solcular için tabu olan Türklük dünyasına onun sayesinde girdim.
***
Mikis Theodorakis’in bestelerinin üçte ikisinin sözü Yannis Ritsos’un şiirlerinden alınmıştır. Başta Rumluk olmak üzere bu besteleri 80’li yıllarda bizim evde dinlerken, Figen Batur ve Ertuğrul Özkök’ün kafaları iyice şişmişti. Şimdi, bestelenen bu şiirden örnek olarak birkaç dize aktaracağım:
“Büyük Langadya’dan bir haberci gelir her sabah / terli güneşler parıldar yüzünde / kilisede kasketini tutan işçi gibi / koltuğunun altında sımsıkı tutar Rumluk’u” // “Kötü pas tutmaz şuradaki mermerleri / ne de Rum’un ve rüzgarın ayağına zincir” // “Ağlama Rumluk için, beli bükülmek üzereyken, bıçak kemiğe, kamçı boynuna dayanmış. / İşte, atılır yeni baştan, erleşir, devleşir / ve zıpkınlar canavarı güneşin zıpkınıyla.”