YASAMA MECLİSİ BAŞKANI CUMHURİYETİ İÇİNE SİNDİRMELİ

23 Nisan günü Yasama Meclisi Başkanı Bülent Arınç Cumhuriyet’in temel niteliklerinden şikayet ediyor:
“Laiklik ilkesine, Türkiye’de karşı çıkan kimse yoktur. Bütün tartışmalar laiklik ilkesinin farklı yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Bu yorum farkı nedeniyle kamusal alanda her dönemde farklı uygulamalar yapılmış ve tartışma yaşanmıştır. Devlet kamusal alanda herkes için geçerli olan hakları bir kesime yasaklayamaz ya da sınırlayamaz. Devlet, dini inançların yaşamasını teminat altına alması gerekirken, tam tersine kamusal alanda bazı inançların yaşam hakkını, ifade hürriyetini kısıtlamaktadır. Bugün özgürlüklerin genişletilmesi için güçlü bir Anayasa değişikliği artık zorunlu hale gelmiştir.”
***
Bay Arınç bütün İslamcılar gibi laikliğin bir tek yorumu olmadığını, bu nedenle laikliğin kendi anlayışlarına göre yeniden tanımlanmasını istemektedir. Dinsel inançları kamusal hayatta sonuna kadar özgür bırakan, dahası dinsel ilkelerin kamusal alana ve hayata egemen olmasına göz yuman bir laiklik. Şariata sağdıçlık eden bir laiklik.
İslamcılar ve neoliberal zevat böyle bir laikliğin ABD’de uygulandığını ileri sürmektedir. Doğrudur, böyle bir uygulama olabilir ABD’de, ancak ABD’yi Müslümanlar değil Hıristiyanlar kurmuştur. ABD’de bu doğru olabilir, çünkü Kilise ile vatandaşlar devletin gücünü sınırlandırmak için, çoğunluğun gücüne karşı azınlığın haklarını korumak için işbirliği yapmıştır. ABD’nin “Kurucu Babalar”ı devleti böyle kurmuşlar, anayasasını “böyle” yazmışlar. Buna da Anglo-Sakson sekülarizmi adını veriyorlar.
***
Fransız laikliğinde devlet ile halk kilisenin gününü sınırlandırmak, onu denetlemek için işbirliği yapmıştır.
Laiklik inançların teminatı değildir. Tam tersine, bireyi ve toplumu dinin baskı ve tehditleri karşısında korumakla yükümlüdür. Laiklik değil ama laik devlet bütün din ve inançlara eşit mesafededir, bunlardan hiçbirini kayırmaz ve bunlardan hiçbirinin yasama, yürütme ve yargı erkleri üzerinde etkin olmasına, kamusal alanda düzenleyici bir rol oynamasına izin vermez.
Türkiye Cumhuriyeti laikliğinin kusur ve kusurları yok mu? Var ama Bay Bülent Arınç’ın sandığı ve ileri sürdüğü kusurlar değildir bu ve bunlar. Müslümanlar toplumunun laikliği Hıristiyanlar toplumunun laikliğinden kuşkusuz çok farklı olacaktır.
Yasama (meclis) ve yürütme (hükümet) erkleri, Türkiye Cumhuriyeti laikliğini anayasal anlayışa uygun olarak uygulamamakta ve Sünni mezhebine çok yakın, Aleviliğe ve azınlıkların Hıristiyan inançlarına uzak durmaktadır.
Aslına bakarsanız kusur laiklikte değil laikliği saptıran Cumhuriyet hükümetlerindedir.
***
Bay Bülent Arınç “Devlet, kamusal alanın sahibi değil koruyucusudur” diyor ki cümlenin yarısı yanlış yarısı doğrudur. Cümlenin doğrusu şöyle olmak gerekir: “Devlet kamusal alanın sahibi ve koruyucusudur.”
Devlet kamuya (yani devlet ve halkına) ait olan kamusal alanda herhangi bir dinsel görüşün egemen olmasına izin veremez. Laik devlette kamusal alan da laik olmak zorundadır. Devlet kamusal alanının laik kamusallığını korumak için Sünni köktendinciliğin zorbalığına karşı çıkıyor, yani sınır ihlaline izin vermiyor. Bunu anlamak için gerçekten özgürlükçü demokrat olmak gerekir. Bu aşamaya ulaşmak için de önce Cumhuriyet’i içine sindirmek!..