YENİ BİR ANAYASA İÇİN YENİ BİR KURUCU SÖZLEŞME (2)

Ne varsa edebiyatçılarda var ! Dostum ve hemşerim Demirtaş Ceyhun Türkçede Anayasaya “Anayasa” demenin yanlış olduğunu söylüyor ve onun yerine “Kurucu Sözleşme” kavramını öneriyor.
Fransızca’da kuruluş anlamına gelen “la constitution” sözcüğünün kökü “Constituer” fiiline gidiyor. Yani meydana getirmek, oluşturmak, kurmak.
Fransızcadan çevirerek söylersek “bir devletin “constitution”u devleti kuran siyasal sözleşmedir.” Yani Demirtaş Ceyhun’un önerisi olan “Kurucu Sözleşme” haklı ve doğru.
***
Bir anayasa yapmak için devletin yeni kurulması ya da bir askeri darbe şart değil. 1982 Anayasası, olağan TBMM’ne Aslî Kurucu iktidar yetkisi vermediği fakat Türev (tali, tâlî) Kurucu İktidar yetkisi verdiği için, 1982 Anayasası’nın tamamını değiştirilemez. Ancak kısmen değiştirilebilir. Tıpkı 1958’de Fransa’da olduğu gibi meclis sadece anayasa hazırlamakla özel görevli (ad hoc) bir Kurucu Meclis kurabilir.
AKP hükümeti bu yöntemi seçerse, TBMM yeni bir anayasa hazırlamak üzere bir kurucu meclis seçilmesini sağlayabilir. TBMM kendi yasama görevini yerine getirirken Kurucu Meclis yeni anayasayı hazırlayıp onaylanmak üzere halk oyuna sunabilir.
Bu konuda açılımlı çalışmalar yapmak bağımsız ve tarafsız anayasa bilginlerine düşüyor. Bu açıdan değerlendirilecek olursa, AKP hükümetinin yeni bir anayasa hazırlamak üzere Prof.Dr.Ergun Özbudun komisyonunu görevlendirmesi yasa ve gelenek dışıdır. Hükümetin atadığı bir taraflı komisyon Aslî Kurucu İktidar görevi yapamaz.
***
Aslî Kurucu İktidar niteliklerine değil de Türev (Tali) Kurucu İktidar niteliklerine sahip AKP ağırlıklı TBMM, kuramsal olarak, ilk dört madde dışındaki Anayasa değişikliklerini yapabilecek konumda. Fakat Anayasa Mahkemesi’nin kapatmayla ilgili son kararından sonra bu değişikliği etik açıdan yapamaz. Çünkü Anayasa Mahkemesi tarafından “Anayasaya (laikliğe) aykırı faaliyetlerin odağı” olduğu için cezalandırılmıştır.
TBMM Başkanı’nın kurmak istediği komisyona üye göndermeyen CHP’nin bu tavrını bu açıdan değerlendirmek gerekmektedir.
AKP iktidarının kendi kafasındaki anayasayı yapması mümkün değil. Değişiklik önerisini TBMM’de üyesi bulunan ya da bir önceki genel seçime katılmış partilerin eşit sayıda üye verdiği bir komisyon hazırlayabilir. Günümüz TBMM de bir tali (türev) iktidar olduğunun bilinciyle anayasayı değiştirebilir.
***
Bütün bu yazdıklarım 1982 Anayası’nı beğendiğim anlamına gelmez. Avrupa Birliği’nin istediği demokratikleşme girişimleri kuşkusuz anayasa değişiklikleriyle sınırlı değil. Anayasa değişikliğinin neden yapılamadığı Avrupa Birliği’nin anayasa hukukçularına kolayca anlatılabilir.
Yeni bir Anayasa yapmanın ya da Anayasanın değişebilir maddelerinin değiştirilmesinin kamuoyu desteği oluşuncaya kadar, AKP hükümeti muhalefetle işbirliği yaparak Siyasal Partiler Yasası ile Seçim Kanunu’nu değiştirebilir. Bu da çok önemli bir demokratik adımdır !