YENİ MÜRTECİLERİN HAL VE GİDİŞİ

1948 Londra Olimpiyatları’ndan bu yana gazete okurum. Hürriyet satın aldığım ilk gazetedir. İşte o tarihten bu yana, birtakım yazar ve müderrisin bir İslamcı iktidarın karanlık işlerini bir yana bırakıp muhalefeti eleştirdiklerine ilk kez tanık oluyorum. Bu zevatın fesatçılar, haramzadeler, yeminli Cumhuriyet düşmanlarıyla birlikte Cumhuriyet’e, cumhuriyetçilere, “Kurucu Atalar”a saldırdıklarına, iftira attıklarına tanık oluyoruz.
Ve bu sapkınlıkları da kendi ürettikleri bir naylon demokrasi adına yapıyorlar. Bunların ön saflarında da “Ana Rahmine Haklı Düşenler” kadrosu yer alıyor. Yalçın Küçük, geçenlerde Fransa’da “Les Nouveaux Reactionnaires” denen insanlar türediğini söylüyordu programında. Yani Yeni Mürteciler ! Bizimkilerin fotoğrafına çok uygun bir çerçeve.
***
Bunlardan biri, İsmet Berkan, Cumhurbaşkanı Sezer’in laiklik anlayışını sorguluyor. Haklıdır, Tevhid-i Tedrisat’ın, Öğrenim Birliği’nin amacını anlamamış biri Cumhurbaşkanı Sezer’in hangi laikliği savunduğunu kuşkusuz anlayamaz. İmam-hatiplerin toplum üzerindeki yarattığı yıkıcı ikiliği “Bunlar da sonuçta ‘cumhuriyetin okulları’dır. Bunları açan ve bu kadar çoğaltan güç, sonuçta bu ülkenin hükümetleriydi. Bütün bu hükümetlerin ‘Cumhuriyete düşman yetiştirmek üzere bu okulları açtıkları’ iddia ediliyorsa, sorunumuz çok büyük demektir. O zaman, bir tarafta dünyevilikten uzak bir ‘cumhuriyet’ var, öteki tarafta ise siyasi temsilcileri aracılığıyla her bulduğu fırsatta bu ‘cumhuriyet’i yıkmaya başlayan bir millet” (Radikal, 15.04.07) cümlesiyle savunuyor.
İsmet Berkan, yukarıdaki demagojik safsatayı Cumhurbaşkanını eleştirirken yazmış. Sanki Millet’in tamamı imam-hatip fesadını savunuyormuş gibi. Bu ülkede en çok imam-hatip okulu açmış olan Süleyman Demirel bile bu okulların asıl amaçlarından saptırıldığını söylüyor artık. Yeni Mürteciler için aymazlığın sınırı yok!
***
Bir başkası ise, Murat Belge, “İtalya’da faşist ve Almanya’da nazizm de kitle hareketleriyle iktidar oldu. 2007’nin Türkiyesi, 1920’lerin İtalya’sını bu anlamda yakalamıştır artık” (Radikal, 15.04.07) diye yazmış. İşte anadan doğma haklı (!) Murat Belge’nin ulaştığı ruhsal ve zihinsel yıkım ! 14 Nisan 2007 günü demokrasi, Cumhuriyet ve onun devrimlerini savunmak için Ankara’da toplanan yüz binlerce iyi niyetli, barışçı insanımızı faşist ve nazi sürüleriyle bir tutuyor. Böylesine fesatçı bir karşılaştırma yapan birinin ruh ve zihin sağlığından kuşkuya düşebiliriz.
***
Hasan Cemal (Milliyet, 15.04.07) ise kendi geçmişinden örnek vererek Ankara’da toplanan yurtsever cumhuriyetçi demokratları suçluyor. Kendileri de 1970’lerde “Darbeci değil, devrimciyiz !” diye haykırırlarmış fakat sonunda cuntacı olmuşlar. Yenilgilerin yaptığı yıkım ve hedonist megalomanya yüzünden elbette gerçekleri göremiyor, anlayamıyor : Arkalarında 14 Nisan’ın yurtsever yüz binleri olsaydı cuntacılık tuzaklarına düşerler miydi acaba ?
AKP’nin kurduğu hanedana övgüler düzen bu üç yazar her fırsatta Cumhuriyet’e ve cumhuriyetçilere saldırıyor. Böylelerine Yeni Mürteciler deniyor artık !