YENİ YÖK BAŞKANI İLE TANIŞMA

“Yasaklar kalkacak !” sloganıyla yola çıkan yeni YÖK Başkanı Prof.Dr. Yusuf Ziya Özcan bu “spot”u kendi bulduysa çok iyi bir reklamcı olabilir. Televizyon ekranında birinin çıkıp “Yeter Söz Milletindir !” der gibi “Yasaklar Kalkacak !” diye haykırması izleyicileri coşturmaz mı ? Kuşkusuz adrenalin basar yüreklere !
Ama benim türümden insanların heyecanlanması için “Hangi yasaklar ?” sorusunun yanıtlanması gerekir. Üniversitelerde ne gibi yasaklar var ? Bu yasaklardan birkaçının adını anması gerekmez miydi yeni YÖK Başkanı’nın ?
***
Yeni YÖK Başkanı’nı, poker deyimi ile “sans voir” (görmeden) destekleyen Zaman (12.12.07) gazetesi, yönetmeliğe göre 25 adet yasak saptamış. Yeni YÖK Başkanı bu yasakları kaldıracak:
“İzinsiz göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek yasak.” Bu yasak mı kaldırılacak ?
“Amire karşı saygısız davranmak yasak.” Bu yasak mı kaldırılacak ?
“Borçlarını ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak yasak.” Bu yasak da kaldırılacak mı?
Kuşkusuz bu yasaklar ve benzerleri kaldırılamaz. Anayasa Mahkemesi’nin kararına karşın YÖK Başkanı türban yasağını nasıl kaldırılacak ? Başkan, AKP güdümünde olmadığını kanıtlamak istiyorsa kaldırılacak yasaklar listesini mutlaka yayınlamalı.
***
Milliyet (12.12.07) gazetesi Prof.Dr.Yusuf Ziya Özcan’ın 1995 yılında yayınlanan bir yazısından alıntılar yapmış : “İslam ülkelerinin geri kalmışlığı bir gerçektir, ama bunu tamamıyla İslama bağlamak sorunu basitleştirmektir. / Tarih, İslami kuralların yakından izlendiği zamanlarda Müslümanların birçok alanda dünyayı yönettiğini gösterir. / Tarih, Müslümanların İslami kurallara olan bağlarının zayıflamasından dolayı geriledikleri zamanları da gösterir. / Bu yüzden suçlama, İslamdan çok Müslümanlara ve onların İslamı yorumlayışlarına yöneltilmelidir.”
***
Alıntısı yapılan satırlar güya bir sosyologun kaleminden çıkmış. Ama daha çok bir Selefi İslâmcının iddialarına benziyor : “Müslümanlar İslâmın kurallarını uygularken dünyaya egemendik, dünyaya yeniden egemen olmak istiyorsak fetihler ve cihatlar döneminin inanç ve uygulamalarına geri dönmeliyiz.”
Tarih, Müslüman toplumların geleneksel yapılarını (kabile, aşiret, cemaat despotizmi) yıkıp dönüştüremedikleri için geri kaldıklarını gösteriyor. Güçlerini İslâmdan alan despot yöneticiler ve hükümdarlar bu yapıların çağdaşlaşarak yenilenmesine izin vermiyor. Suç Halife Osmancı ve İmam Gazalîci gelenekte ! Osmanlı devleti de fetih, gaza, cihat, talan, angarya ve özel vergi sistemi üzerinde yükselmişti. Üretime dayalı olmayan bu sistem tıkanınca, devlet yıkıldı. Bu yıkılışta Osmanlı hanedanı ve Doğu tipi despotizm kadar, ulema ve âyanın, kireçlenmiş toplumsal yapının ve bizzat dinin büyük payları vardır.
Nakşibendiliğe meraklı yeni YÖK Başkanı’nın bu konulara kafa yorması gerekiyor !