YENİDEN “CHP KADAR TAŞ” (1)

                                            

  1. Cumhuriyet Halk Partisi, Halk Fırkası adıyla kurulmuştur. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırla­nan Türkiye’de Siyasi Dernekler (1950:3) adlı eserin ikinci cildinde “11.09.1919 tari­hinde Sivas’ta kurulan Anadolu ve Rumeli Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Ekim1923 tarihinde Halk Fırkası nam ve unvanıyla kurulduğu belirtilmektedir. 10.11.1924 tarihindeki kurultayında partinin ismi Cumhuriyet Halk Fırkası olmuştur. 10.11.1935 tarihindeki 4. Kurultay’da ise, partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirilmiştir. (Mete Kaan Kaynar, Cumhuriyet Dönemi Siyasi Partileri, İmge Kitabevi)

2.09.09.1923 tarihinde partinin kurulduğunun ilan edilmesine karşın parti kuruluş dilekçesi 11.09.1923 tarihinde İç İşleri Bakanlığı’na verilmiştir. Partinin resmi kuruluşu 11.09.1923 olsa da CHP’nin olağan kurultayları, Mustafa Kemal Paşa’nın partinin kurulduğunu ilan ettiği gün olan 9 Eylül’de yapılır.

  1. Demokrat Parti iktidarı tarafından çıkartılan 14.12.1953 tarih 6195 Sayılı “Cumhuriyet Halk Partisinin Haksız İktisaplarım ladesi Kanunu” ile partinin mallarına el konulmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi, 1961 Anayasası’nm yürürlüğe girmesinin ardından, 1960 darbesinin de nedenleri arasında sayılan bu kanunun iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açmış; Anayasa Mahkemesi 11.10.1963 tarihinde (Esas: 1963/124, Karar: 1963/243) verdiği kararla, 195 Sayılı Kanun’un tümünün, 1961 Anayasasının 2., 4., 7., 11. ve 36. maddelerine aykırı olduğundan iptaline oy birliği ile karar vermiştir.

4.12 Eylül 1880 askeri darbesiyle aynı gün, Milli Güvenlik Kurulu’nun 12.09.1980 Tarih, 7 Sayılı Bildirisi (Resmi Gazete 12.09.1980 Tarih, 17103 Sayı) ile partinin faaliyeti durdurulmuş, 10.10.1981 Tarih 2533 Sayılı Kanun ile 16.10.1981 tarihinde parti kapatılmıştır. Kapatılmasının ardından, 08.12.1980 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Cezmi KARTAY (emekli vali), Vahdet AYDIN (Prof. Dr.) ve Ural SÖZEN (Doç. Dr.) partiye kayyum tayin edilmişlerdir.

5.12.09.1980 darbesinin ardından 16.10.1981 Tarih 2533 Sayılı Kanun ile kapatılan siyasi partilerin yeniden açılmasına imkan veren 03.07.1992 Tarih, 3821 Sayılı “16.10.1981 Tarih, 2533 Sayılı Siyasi Partilerin Feshine Dair Kanun’un Yürürlükten Kaldırılmasına ve 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanun’unda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”un (Resmi Gazete 03.07.1992 Tarih 21273 Sayı) yürürlüğe girmesi sonucunda parti 09.09.1992 tarihinde toplanan 25. Kurultay’ında tekrar açılmış ve 679 oy alan Deniz BAYKAL genel başkanlığa seçilmiştir.

Şimdi geriye dönelim:

  1. 3 mart 1924 tarihinde kabul edilen 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun gerekçesi şöyledir :

“Yüksek Başkanlığa,

Bir devletin genel eğitim ve kültür politikasında, milletin duygu ve düşünce bakımından birliğini sağlamak için öğrenim birliği en doğru, en bilimsel, en çağdaş ve her yerde yararları ve güzellikleri görülmüş bir ilkedir. 1255 (1839) Gülhane Fermanı’ndan sonra açılan Tanzimat Dönemi’nde, yıkılmış Osmanlı Saltanatı[da] öğretim birliğine başlamak istemişse de bunu başaramamış ve aksine  bu konuda bir ikilik bile meydana gelmiştir. Bu ikilik eğitim ve öğretim birliği açısından birçok zararlı sonuçlar doğurdu. Bir millet bireyleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder.

Kanun teklifimizin kabulü durumunda Türkiye Cumhuriyeti’nde bütün bilim (irfan) kurumlarının bağlı olacakları tek makam Millî Eğitim Bakanlığı olacaktır. Böylece, bütün okullarda bundan böyle Cumhuriyetin irfan politikasından sorumlu  ve öğretimimizi duygu ve düşünce birliği çerçevesinde ilerletmekle görevli olan Millî Eğitim Bakanlığı, olumlu ve birleşik bir eğitim politikası uygulayacaktır.  Teklifimizin bugün hemen ve ivedilikle görüşülerek kanunlaşmasını yüksek heyetten rica ederiz. (2 Mart 1924. Manisa Milletvekili Vâsıf Bey ve arkadaşları).

Madde 1 – Türkiye’deki bütün bilim ve öğretim kurumları Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlıdır.

Madde 2 –  Şer’iyye ve Evkaf Bakanlığı  veya özel vakıflar tarafından idare edilen bütün medreseler ve okullar Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmiş ve bağlanmıştır.

Madde 3 – Şer’iyye ve Evkaf  Bakanlığı bütçesine okullar ve medreseler için konulan ödenekler Millî Eğitim bütçesine aktarılacaktır.

Madde 4 – Millî Eğitim Bakanlığı, dini bilgiler konusunda yüksek uzmanlar yetiştirmek üzere üniversitede bir İlahiyat Fakültesi kuracak ve [ayrıca] imamlık ve hatiplik gibi dinî hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetişmesi için de ayrı okullar açılacaktır.

Madde 5 – Bu kanunun yayımı tarihinden itibaren, genel eğitim ve öğretim hizmetleri vermekte olup, şimdiye kadar Millî Savunma Bakanlığına bağlı olan askerî rüşdiyeler ve îdadîlerle, Sağlık Bakanlığına bağlı Yetim Evleri, bütçeleri ve öğretim kadroları ile birlikte Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır. Anılan rüşdiye ve îdadîlerde bulunan öğretim kadrolarının nereye bağlı olacakları, gelecekte ait olacakları Bakanlıklar arasında belirlenip düzenlenecek ve o zaman kadar orduya mensup olan öğretmenler bu statülerini koruyacaklardır.”

  1. Aynı gün, 3 mart 1924 tarihinde, 431 sayılı yasa ile, “Halifeliğin Kaldırılması ve Osmanlı Hanedanının Türkiye Cumhuriyeti Sınırları Dışına Çıkartılması” kabul edildi.
  2. 8 Nisan 1924 tarihinde Şer’iye Mahkemeleri kaldırıldı.
  3. 9 Kasım 1924’te Rauf Orbay, Refet Bele, Dr.Adnan Adıvar  Halk Fırkası’ndan istifa ettiler.
  4. 17 Kasım’ 1924’te Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele, Dr.Adnan Adıvar Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası‘nı kurdular.
  5. 13 Ocak 1925 tarihinde Şeyh Sait İsyanı başladı.

Arkadaşlar,

29 Ekim 1923 – 13 Ocak 1925 tarihleri arasında olanlar ve çıkartılan yasalaar ve bunların yansıma ve sonuçları 1 Kasım 2015 tarihine kadar dayanan Camhuriyet tarihimizin çok önemli bir dönemidir. Bu dönemi başlatan da  3 Mart 1924’ten itibaren yürürlüğe giren Devrim Yasalarıdır. Nitekim 3 Mart 1924 tarihinden 8 ay 14 gün sonra muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulmuş, 10 ay 10 gün sonra Şeyh Sait İsyanı başlamıştır. Bu bir rastlantı olamaz. Şeyh Sait İsyanı’nın  Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulmasıyla doğrudan ilişkisi vardır.

Cumhuriyet/in kurulmasından  1 yıl 18 gün sonra bir muhalefet partisi (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası) kurulması ve mürteci tayfasını peşine takması tuhaf ve ilginç değil midir?  Daha dün bir bugün iki, çağdaş bir devlet kuran Cumhuriyet Halk Fırkası ne yapmıştır da parti kuracak kadar bir muhalefet oluşmuştur? Bilen biliyor ki bu muhalefetin kökeni II.Meşrutiyet’e ve Osmaılı’nın çağdaşlaşma girişimlerine muhalefete dayanır. Eski bir hesap!

Bu partinin kurulmasıyla AKP arasında, Cumhuriyet karşıtlığı bakımından somut ilişki vardır. PKK’nın kaynağında ise Şeyh Said isyanı bulunmaktadır. Bu bağlamda MHP’yi de tam anlamıyla cumhuriyetçi sayamayız.

Şimdi dört eski yazıyı bilgi ve ilginize sunuyorum.

ÖZDEMİR İNCE

20 EKİM 2015

***

CHP KADAR TAŞ! (1)

Geçen yıl ABD’de satın aldığım ucuz saat durunca saatçiye gittim. Saati açtı, içine baktı. “Abi içindeki Çin pili, bu saati kaldırmaz!” dedi. Bu sırada televizyonda Hatay’daki bombalamayla ilgili akıl dışı şeyler söyleniyordu. Ülker kızıp söylenmeye başladı. Bunun üzerine, “Söylenip durma, usta belki AKP’lidir, kırılır!” dedim.

Bunun üzerine saatçi “Geçen seçimde AKP’ye oy verdim. Artık vermem. Ama oy verecek parti yok” dedi.

“Muhalefet yok! Oy verecek parti yok!” laflarını her yerde duyuyorum. İşçi de, köylü de, esnaf da, gazete yazıcısı da, profesörcü de söylüyor. Peki AKP oy verilecek bir parti mi? Bu soruya adam gibi bir cevap vereceklerini sanmam.

Tamirci çantamı açıp bir yanlışı düzeltelim: Siyasal partilerin, kapı kapı dolaşmasına bakmayın, hiçbir parti seçmene gitmez. Tam tersine seçmen partiye gider (gelir). Neden gider? Çoğu bunun nedenini bilmez. Ama AKP’ye seçmenin neden gittiği belli. Seçmen AKP’ye bir siyasal parti olduğu için gitmiyor. Bu partiye oy verenler için, AKP bir tarikat. R.T.Erdoğan de bir şeyh ve mürşit. AKP’ye oy verenlerin çoğu da Şeyh Erdoğan’ın mücizeler yarattığına inanan mürit. Oy verecek parti bulamayanlar, Erdoğan’dan nefesi  daha kuvvetli bir şeyh bulamadıklarını söylemek istiyorlar. AKP Tarikatı’nı yazarken bu konuya döneceğim.

CHP kuruluşundan bu yana hep bir “siyasal parti” oldu. Tek parti, Ededi Şef, Milli Şef dönemlerinde de bir siyasal parti idi. Kurultay konuşmalarını, TBMM tutanaklarını okuyun, görürsünüz. Mustafa Kemal, ölümüne kadar her yıl TBMM dönem açılış konuşmalarında Toprak Reformu’nun öneminden söz etmiş, yasa çıkartılmasını istemiş ama yasanın çıktığını görememiştir. Kemalizm diye bir ideoloji vardı ama ne Mustafa Kemal, ne İnönü, ne Ecevit, ne Deniz Baykal  Kemalizm tarikatının  şeyhiydi. Parti başkanıydılar.

Halk, CHP’den ayrılanların kurduğu partilere  “tarikat”, liderlerine de “şeyh” muamelesi yaptı.Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası,  Serbest Cumhuriyet Fırkası, Demokrat Parti. Seçmen-müritlerin Fethi Okyar ve Adnan Menderes için çocuklarını kurban etmeye kalkışmalarını unutmayalım. Erbakan’ın kurduğu bütün partiler de tarikat-partilerdir.

Efendi ağalar! Cumhuriyet Halk Partisi bir ideoloji partisidir. İdeolojisi 6 Ok’tur: Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Devrimcilik.

Taklitçi, ithal bir ideoloji değildir. Yüzde yüz yerlidir. Bilgi edinmek isteyenlere ve özellikle de CHP’yi “düzeltmek için” dışarıdan gelenlere Doğu Perinçek’in  “Kemalist Devrim-3. Altı Ok” (Kaynak Yayınları) kitabını ve Mahmut Esat Bozkurt’u okumalarını tavsiye ederim.

Doğu Perinçek 6 Ok’u şöyle yorumluyor (Age. s.65):

-Cumhuriyet Devriminin kazanımlarını korumak ve kapitalizm öncesi kalıntıları temizlemek (Cumhuriyetçilik).

-Emperyalizme karşı tam bağımsızlık (Milliyetçilik).

-Halk sınıflarının ortak çıkarlarını sağlamak ve emekçiyi korumak (Halkçılık).

-Özelleştirme yoluyla Cumhuriyet ekonomisinin yıkımına izin vermeyen, KİT’leri halk ekonomisinin hizmetinde çağdaşlaştıran, kamu ve özel mülkiyet arasındaki denge ve uyumu halkın çıkarlarına göre gerçekleştiren bir ekonomi (Devletçilik)

(Mahmut Esat Bozkurt bu anlayışı “Ilımlı Devletçilik” olarak tanımlıyor).

-Bütün halkı kapsayan devrimci bir eğitim seferberliği ve aydınlanma hareketi eşliğinde Cumhuriyet Devrimi Kanunları’nı  uygulamak (Laiklik).

-Bütün bunları gerçekleştirmek için Küçük Amerika sistemini yıkmak ve Türkiye’yi yeniden Kemalist Devrim rotasına oturtmak (Devrimcilik).

Dr.Doğu Perinçek bu yorumu İşçi Partisi Başkanı olarak değil, bir bilim adamı olarak yapıyor. Altı Ok, Kemalistleri, Sosyalistleri, Demokratik Solcuları, Sosyal Demokratları ve Devrimci Milliyetçileri birleştirebilecek bir bilimsel programdır, ideolojidir.

Bu satırları yazan ben ne CHP,  ne de İP üyesiyim. Hayatım boyunca hiçbir siyasal partiye, derneğe üye olmadım. Ama her zaman Sol Cumhuriyetçi oldum.

CHP türünden ideoloji partilerini dışardan gelerek kimse dönüştüremez. Parti kendi içindeki dürtü ve dinamiklerle dönüşür ve gelişir. Ancak “dönüşmek” Altı Ok ideolojisinden ayrılmak anlamına gelmez.

Ortanın Solu ve Sosyal Demokrasi, CHP’ye dışarıdan ithal edilmedi. Bu iki gelişimi dışarıdan gelen ya da ithal edilen kişiler ya da gruplar yapmadı.

Şu anda Türkiye’de komik şeyler oluyor. Parti içinde, Altı Ok ideolojisine bağlı siyaset yapanlara “Ulusalçı” deniliyor. Kim diyor? Cahil basın mensupları, İkinci Cumhuriyetçiler, Müflis Solcular, ulus devlet karşıtı liberaller! Peki,  bunların arasında ciddiye alınmaya değer, bilimsel donanımlı insan var mı? Yok! Okunmaya değer bir kitap yazmış adam var mı? Yok!

Bu zevat, CHP’ye son seçimde ithal edilenlere “Solcu” sıfatı takılıyor. Statükocu ulusalcılara karşı turfanda solcular.

“Solcu” olarak tanımlanan kişilerin solcu olduklarını kanıtlayacak ne bir yapıtları ne de bir siyasal eylemleri var: İşçi hakları, işçilerin sendikal hakları, köylü ve tarım politikaları hakkında parmaklarını oynatmamışlar, ağızlarını açmamışlar. Çoğu İkinci Cumhuriyetçi, “Yetmez ama Evetçi!”  Bu insanların CHP’yi dönüştürmeye, Altı Oku yok saymalarına kimse izin vermez. Bir ideoloji partisine (davetle olsa bile) dışarıdan gelenler, partinin ideolojik çizgisine uymak zorundadır. Nezaket ve siyasal terbiye bunu gerektirir.

“Partiyi beğenmiyordunuz, peki o zaman neden geldiniz?” diye sorarlar adama. Altı Ok’lu CHP’yi beğenmiyorsan, git kendi partini kur, CHP’de ne işin var?

Hazır partiye konmak, üzerine oturmak için Alpaslan Türkeş gibi bir ihtilalci olmak gerek.

Solcu olmak için ilkin Altı Ok’a inanmak gerekir. İlk basamak budur. İlk diploma!

(AYDINLIK, 28 MAYIS, 2013, SALI)